Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Yılmaz'ın sessiz film oyunu

Mesut Yılmaz'ın üç gazeteciye verdiği özel demeç ortalığı karıştırdı.

Yılmaz'ın Genelkurmay ve TSK içindeki atamalarla ilgili olarak yaptığı açıklama, aslına bakılırsa ortalığı karıştırmayacak cinsten de değildi.

Ortalık karışınca Yılmaz ‘‘Benim ağzımdan böyle bir şey çıkmadı’’ diyerek, her politikacı gibi gazetecileri yalanlayarak paçayı kurtarmaya çalıştı.

Aslında Yılmaz doğruyu söylüyordu. Yılmaz'ın ağzından çıkmamıştı açıklama.

Çünkü Yılmaz açıklamayı ‘‘sessiz film’’ denilen oyunu oynar gibi yapmıştı.

Gelin olayı size anlatayım.

Yılmaz, Tiflis'te toplantı sonrası olağan açıklamasını yaptıktan sonra üç gazeteci, Sarıkaya, Birand ve Doğan; Yılmaz'dan özel bir haber alabilmek için peşine takılırlar.

Yılmaz da bu üçlüye ‘‘Bir şey söylemem ama bir şeyler anlatırım. Anlayabilirseniz...’’ der ve sessiz film oynar gibi anlatmaya başlar.

Önce omuzlarını gösterir. Gazeteciler ‘‘Asker’’ der.

Yılmaz başıyla onaylar.

Ve dört parmağını omzuna koyar.

Gazeteciler ‘‘Orgeneral’’ der.

Yılmaz başıyla onaylar.

Yılmaz eliyle yükseği gösterip işaret parmağıyla 1 işareti yapar.

Bizimkiler ‘‘Çevik Bir’’ der.

Yılmaz başını sallar.

Yine yükseği işaret eder.

Gazeteciler ‘‘Karadayı’’ der.

Yılmaz onaylar.

Sonra Yılmaz el sallayarak güle güle işareti yapar.

Gazeteciler ‘‘Karadayı emekli oluyor. Görev süresi uzatılmayacak’’ diye çevirirler işareti.

Yılmaz onaylar.

Diyalog böyle sürer gider...

Gazeteciler de, meslekleri gereği bunu yazarlar.

Askerler haklı olarak sinirlenirler.

Mesut Yılmaz da ‘‘Benim ağzımdan böyle bir şey çıkmadı’’ diye sıyrılmaya çalışır...

Ee, yemin etse başı ağrımaz..

‘‘Askerlerin işine karışma’’

Zaman zaman anlattığım ama hiç yazmadığım bir hikâyeyi nakledeyim size...

Gerçek bir hikâyeyi.

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş'in görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı tartışmalarının yapıldığı günlerdi.

Gazeteler her gün birinci sayfalarında bu konuyu işleyen başlıklar atıyorlardı.

Anneannemi ziyaret ettiğim bir gün, gırgır olsun diye anneanneme, ‘‘Anane Doğan Güreş'in görev süresi uzatılsın mı, uzatılmasın mı?’’ diye sordum...

Laf olsun diye...

Anneannemin karşı sorusu şöyle oldu:

‘‘O kim?’’

‘‘Genelkurmay Başkanı anane, tanımıyor musun?’’

Anneannemin yanıtı, ders olacak gibiydi:

‘‘Oğlum bana ne Genelkurmay Başkanı'ndan. O benim değil askerlerin başı. Uzatılıp uzaltılmayacağını askerler bilir. Ayrıca sana ne be oğlum... Uzatılması gerekiyorsa -merak etme- askerler uzatırlar. Uzatılması gerekmiyorsa da uzatmazlar... Ayrıca ben asker karısıyım bilirim. Komutanların biri öbürünün aynıdır. Kimin gelip, kimin gittiği fark etmez. Ama benden sana tavsiye. Askerlerin işine karışma. Karışma ki, onlar da senin işine karışmasınlar!’’

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Yalanlarımızı, açıklama adı altında söylemediğimiz zaman...













X