Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Kâğıt üstünde yaşam

Tunceli'de ihmalden dolayı bir vatandaşın yaşamını yitirdiğini yazınca Sağlık Bakanı arayarak, müfettiş görevlendirdiği söylemişti.

Müfettişin ilk raporu bakanlığa, oradan da bana ulaştı.

Olayda başhekimden çok, hastayla ilgilenen doktorun da ihmalinin söz konusu olduğu yazılmış raporda.

Ambulans talep kâğıdının düzenlenmediği, bu yüzden ambulans talebinden hastane yönetiminin haberi olmadığı, gecikmenin bundan kaynaklandığı ve hastanın ambulansta yolda can verdiği belirtiliyor.

Müfettişlerin araştırması sürüyormuş ve nihai durumdan yine haber verilecekmiş.

Bu olaydan benim anladığım şu:

Zaten gerçekte değil, kâğıt üzerinde yaşıyoruz. Ve birtakım kâğıtların yazılması veya yazılmaması yüzünden ölüp gidiyoruz.

Başımız sağolsun...

Bakan: ‘‘Her yer çürümüş’’

TÜRKİYE'deki adalet anlayışı ve adalet mekanizması işleyişini kıyasıya eleştirince, Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, yazıyı okur okumaz sabah erkenden aradı.

Bakanı olarak başında bulunduğu kurumu savunmak zorunda olduğu için aradığı konuşma tarzı ve tonundan belliydi.

Zaten söze girerken ve sözü bitirirken kullandığı cümle, içine çöken karamsarlığı da sergiliyordu.

Bunu yazının sonunda size nakledeceğim.

Sungurlu, Türkiye'nin yıpranmış kurumları içinde, yine de her şeye rağmen Adalet'in en iyisi olduğunu söyleyerek girdi söze.

Memlekette her yerin perişan edildiğini, her kurumun zıvanadan çıktığını anlattı.

‘‘Bir bakanlık düşününüz ki...’’ dedi Sungurlu ve ekledi: ‘‘Son iki müsteşarı birbiriyle mahkemelik ve kavgalı. Yusuf Kenan Doğan, İbrahim Hakkıoğlu ile karşılıklı davalı. Bunlar sistem içinden geldikleri için de kavgaları sistemi yaralıyor.’’

Sonra da her şeyi sırayla anlattı:

‘‘Ortada ilginç bir çelişki var. Yusuf Kenan Doğan hakkında düzmece rapor düzelemekle suçlanan müfettiş, aynı zamanda DGM'lerdeki ihaneti de ortaya çıkaran adam. Bir olayda bu adama kızılıyor, diğerinde övülüyor. Görevden alınsa 'DGM'deki rezaleti ortaya çıkaran adam görevden alındı' denilecek, almasak 'Sahte rapor düzenleyen müfettiş görevde' diye konuşulacak. Ne yaptık, olayı yargıya bıraktık. En doğru karar yargıdan çıkacak.

DGM'lerde ortaya çıkan rüşvet olayında söz konusu kişilerden biriyle ilgili somut deliller var. O zaten yargıya hesap verecek. Ancak kimileri var ki, şüpheleniyoruz fakat delillendiremiyoruz. Onları da görevden uzaklaştırdık.

Kürşat Yılmaz rezaletine gelince...

Onu da bizim müfettişlerimiz bulup çıkardı. İsimsiz bir ihbarı değerlendirip müfettiş yolladık. Araştırdı ve olayı ortaya çıkardı. Basın da bizden öğrendi. Tam rezalet. Üst düzey bürokratlar, hatta subaylar bile ziyaretine gitmiş. Gerekli kurumların hepsi konuyla ilgili bilgilendirildi.

Eleştirileriniz haklıdır. Ancak Adalet Bakanlığı ikmal bakanlığıdır. Biz doğrudan bir şey yapamayız. Yapalım da demiyoruz. Ama bizim bakanlığın ceza verme veya taltif etme yetkileri de yok.

Her şeye rağmen düzelme var. Olacak da.’’

Bakan'a Kürşat Yılmaz olayı ile ilgili olarak üstten gelen baskıları sordum.

‘‘Nereden gelirse gelsin, bulup çıkarır, adalete sevk ederiz’’ dedi.

Ve başladığı cümleyle bitirdi:

‘‘Fatih Bey, Türkiye'nin çürümüşlüğü içinde adalet kendini bu kadar koruyabilmiş. Her yer çürük. Nereye elinizi atsanız pislik çıkıyor. Kurumlar birbirine dayanarak ayakta durur. Umutsuz değiliz ama pek keyifli de sayılmayız.’’

Bakan'ın söylediği belki doğru, ama adalet de çürüyünce, diğer çürükleri düzeltme imkânı da ortadan kalkıyor.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

İki dudağımız arasından çıkan kararların, binlerce insanın hayatını nasıl etkileyeceğini bir nebze olsun düşündüğümüz zaman...













X