Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

İşkence yapıldı demek suç!

Aydın İncirliova Sağlık Merkezi'nde bir doktor..

Adı: Eda Güven..

Şu anda TCK'nın 240. maddesi uyarınca yargılanıyor.

Suçu: İyi bir doktor ve daha da önemlisi iyi bir insan olmak.

Evet yanlış yazmadım.

Suç bu.

Nedenini ise anlatacağım.

23 Aralık 1997 pazar günü, Doktor Eda Güven'in nöbetçi hekim olduğu sağlık merkezine hırsızlık suçundan sanık 6 kişi, jandarma nezaretinde getirilir.

Emniyet odasından çıkarılacak sanıkların, darp ve cebir açısından değerlendirilmesi istenmektedir.

Yani sanıklara gözaltında işkence yapılıp yapılmadığı konusunda rapor yazacaktır Doktor Eda Güven.

6 sanığı inceler. Şikâyetlerini sorar.

Jandarmaların yanında rahat konuşamayacaklarını ve doğru düzgün muayene yapamayacağını düşünerek, yasaların kendisine verdiği hakkı kullanarak jandarmaları odadan çıkarır.

Sanıklardaki işkence izlerini tespit eder ve raporuna yazar.

Zaten Eda Güven'in bu raporu, sanıkların daha sonra götürüldüğü Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'nde de teyit edilir.

Sonrası rezalet.

Sanıklara işkence yapıldığını raporuna yazan Eda Güven hakkında önce soruşturma, sonra dava açılır.

Suçlama ise ‘‘İşkence gören sanıkları haklarını aramaya teşvik ederek görevini kötüye kullanmıştır’’ olur.

Eda Güven'in bu vahim suçtan yargılanmasına 10 Mart salı günü başlanıyor..

Dava sonunda Eda Güven de, diğer doktorlar da öğreneceklerdir ki, Türkiye'de işkence yapmak suç değildir.

İşkenceye maruz kalmak ve bunu kanıtlamak suçtur.

Bütün doktorlar öğrenecek bunu.

Hele bir öğrenmesinler.

Onlara da bir işkence.

İşine geldiğinin çocuğu

IŞIN Çelebi, frağın içine siyah papyon takma ayıbını, ‘‘Biz halk çocuğuyuz. Krallara layık protokolü bilmeyiz’’ diyerek geçiştirmeye çalışıyor.

Halk çocuğu olmak kötü bir şey değildir elbet ama Türkçemiz'de de bilmemek değil, öğrenmemek ayıp diye bir laf vardır.

Yarın öbürü gün bir uluslararası toplantıda işaret parmağını orta boğumuna kadar burnuna kadar sokup karıştırırken yakalansa ‘‘Valla biz halk çocuğuyuz. Bizim halk da burununu karıştırır’’ mı diyecek?

Ayrıca da ben bayılıyorum bu halk çocuklarına.

Frağa beyaz papyon takmaya gelince halk çocuğu oluyorlar.

Peki halkın yanından bile geçemediği S 500 Mercedes makam otomobillerine binerken ne çocuğu olur sayın bakanlarımız?

Bu çözüldü de, gerisi?

SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu, dünkü köşemde, memurlara örnek olması için yazdığım şikâyetin sahibinin kim olduğunu sormak için aradı.

Ben de SSK'daki emeklilik işlemleri bir türlü tamamlanmayan hanımın telefonunu ve adını verdim Genel Müdür'e.

İlgilenip, işinin hemen yapılmasını sağlayacakmış.

Kılıçdaroğlu'na okurum adına teşekkür ediyorum.

Ancak benim yazdığım sadece bir örnek.

SSK'da böylesine o kadar olay var ki!

Radyo D'de, Burhanettin Demircioğlu'nun yaptığı programa gelen şikâyetler çuvallara sığmaz oldu.

Her gün yüzlerce.

Ne Burhanettin Demircioğlu hepsini çözebilir, ne ben hepsini yazabilirim. Ben yazsam da, Kılıçdaroğlu hepsine yetişemez.

SSK'nın oluşumunda bir bozukluk var Kemal Bey, SSK'da.

Siz siyasilerle beraber onu çözün önce..

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Kümesi sara salgın hastalıktan, tavuğu kesmekle değil, hastalıktan önce aşı yapmakla kurtarabileceğimizi anladığımız zaman.













X