Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Koman, Küçük'e kefil mi?

Tuğgeneral Veli Küçük'ün adı, Susurluk'la ilgili ‘‘gerçekçi ve tarafsız’’ çalışmalar yapan bütün gazetecilerin ve araştırmacıların önüne bir şekilde çıktı...

General Küçük, sürekli olarak Susurluk Çetesi diye bilinen oluşumun kavşak noktalarında yer aldı. Onunla ilgili iddiaları bu sütunda da sık sık okudunuz Susurluk'un heyecanlı dönemlerinde.

Bir dönemin faili meçhul cinayet kurbanlarının tümünün onun bölgesinde bulunması, eski MİT Müsteşarı ve Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman tarafından, ‘‘Belki de şüpheleri üzerine yöneltmek için oraya atılmıştır’’ diye yorumlandı.

Türkiye'de yüzlerce general varken, şüphelerin yoğunlaşması için neden Veli Küçük Paşa'nın seçildiği ise sorulamadı bile...

Susurluk üzerine yoğunlaştığım bir sırada, çok ama çok önemli bir generale şu soruyu sordum:

‘‘Paşam, ordu personeli üzerindeki her türlü iddianın üzerine şimdiye dek hassasiyetle gitti. Susurluk olayında da öyle oldu. Hakkında en küçük bir şaibe olan ya da adı bir şekilde anılanlar hemen soruşturuldu. Bunun tek bir istisnası var. O da Tuğgeneral Veli Küçük. Bunun özel bir nedeni var mı?’’

Sözüne, dünya görüşüne son derece güvendiğim bu çok önemli general aynen şöyle yanıtladı:

‘‘Özel bir nedeni yok. İddialar ortaya atıldığı zaman bir soruşturma başlattık. Ancak Koman Paşa, Veli Küçük Paşa'yı iyi tanıyordu ve bir ölçüde kefil oldu. Bu yüzden daha fazla derine inme gereği hissetmedik.’’ Ben bu yanıtı Teoman Koman'a ilettiğimde, kefil olmanın ağır bir sorumluluk olduğunu, Veli Küçük'le ilgili olumsuz bir düşünceye sahip olmadığını, yapılan araştırmada Küçük Paşa'nın organize suçla bir ilişkisi bulunmadığını söyledi.

Ve buna gerekçe olarak da Veli Küçük'le, Çatlı ve diğerleri arasındaki telefon konuşmalarının sürelerindeki kısalığı gösterdi.

‘‘Topu topu 5-10 saniye konuşmuşlar. Bu sürede hangi suç organizasyonu olur ki?’’ dedi.

Ben de yanıt olarak ‘‘İş tamam Paşam’’ demek üç saniyeye sığar dedim.

Teoman Koman Paşa güldü...

Ancak şimdi iş daha ciddi bir boyutta.

Yeşil diye bilinen Mahmut Yıldırım'ın kullandığı telefon, Veli Küçük adına kayıtlı çıkıyor.

Bakalım o telefonun kullanım süresine neler sığmış...

İnşallar göreceğiz...

İhracata devlet desteği...

ABD'nin hazırladığı rapora göre, Türkler Avrupa'daki uyuşturucu ticaretinin büyük bölümünü, hatta neredeyse tamamını kontrol ediyorlarmış.

Hep söylerim zaten, devlet biraz desteklesin, Türk yatırımcısının, Türk müteşebbisinin yapamayacağı şey yoktur diye...

Devlet ya da devletin içindeki bir ‘‘vatansever, ilerici’’ grup, bu işe destek olunca bakın neler olmuş.

Türk uyuşturucu ihracatçıları, Avrupa'da bir numaraya yükselmişler.

Hatta ‘‘marka’’ haline gelmişler ki, ticarette bu çok önemlidir.

Helâl olsun doğrusu...

İhracatçılarımız, belli bir kotayı aşınca işlerinde kolaylık sağlanması için devletin kendilerine yeşil pasaport vermesini ister durur yıllardır.

Bu konuda kanun teklifleri hazırlanır da bir türlü gündeme gelmez.

Meğerse bu iş çoktan bitmiş.

Yıllardır ihracat rekorları kıran uyuşturucu tacirlerimizin hepsinden yeşil pasaport çıkmasının başka izahı olabilir mi?

Sağlık skandalına Bakan el koydu...

TUNCELİ'deki tıp cinayetiyle ilgili yazıma, Sağlık Bakanlığı gerekli duyarlılığı hemen gösterdi.

Sağlık Bakanı Sayın İbrahim Özsoy, sabahın saat 09.30'unda aradı ve yazıyı okuduğunu söyledi.

Bakan Özsoy, konuya göstermiş olduğum yaklaşıma teşekkür ederek, ‘‘Fatih Bey, konuya hemen el koydum. Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı'nı hemen Tunceli'ye yolluyorum. Gerekli araştırma büyük bir titizlikle yapılacak. Emin olabilirsiniz. Sonuçlardan da kamuoyunu aydınlatmamız bakımından sizi de bilgilendireceğiz’’ dedi.

Ben de Sayın Bakan'a duyarlılığından ötürü teşekkür ediyorum.

Soruşturma sonucunu da merakla bekliyorum.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Ülkede her gün el koyulması gereken skandallar ortaya çıkmadığı zaman.













X