Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    ‘Tek kişilik orkestra’lar...

    SELİM İLERİ
    05.10.2017 - 17:34 | Son Güncelleme:

    ‘Modernizm/Sapkınlığın Cazibesi’nin mutlaka okunmasını önereceğim. Tartışmaların düzeysizleştiği ortamlarda böylesine incelikli –ve ‘öğretici’, bilgilendirici yapıtlara az rastlanılıyor.

    Peter GayModernizm / Sapkınlığın Cazibesi’nde (Everest Yayınları, Sibel Erduman’ın çevirisi), Picasso’ya ayırdığı bölümü ‘Tek Kişilik Orkestra’ diye adlandırmış. ‘Modernizm’ bir görkemli kaynak yapıt; severek, çok yararlanarak okuyorum. Sibel Erduman’ın pürüzlerden uzak çevirisini de belirtmeliyim. Kitabın editörü, titizliğini bildiğimiz Cem Alpan.
    Picasso’ya gelince, bu ‘tuhaf’ ressamla tanışma hikâyelerim de sökün etti. ‘Tuhaf’ nitelemesi babamındı; 1950’lerin sonu olmalı, bir dergide Picasso’dan renkli bir resim; babam öyle demişti. 1960’larda değerli, usta Peride Celal’den ‘Üç Kadının Romanı’nı okuyacaktım; orada da geçer Picasso.
    Florya’nın gözde yazlık semt olduğu günler. Romancı Fatma’nın kız kardeşi Belkıs, yaz gecesinde, şairler, ressamlar, gazete köşe yazarları falan, hem Picasso’yu hem Mahmut Makal’ın ‘Bizim Köy’ünü yan yana anar. Peride Celal de o dönemin bizdeki sanat ortamını birkaç çizgiyle gözler önüne serme imkânına kavuşur.
    Yalnız benim Picasso’yla tanışmam böyle değildi herhalde. Uzun yıllar Picasso büyük çoğunluk için -bizde- tuhaf ressamdı. Peter Gay ise bambaşka bir tablo çiziyor; ‘insan’ Pablo’dan ‘ressam’a yol alırken, o tuhaf resimlerin derinlerindeki görkemi ayrıntılarıyla yorumluyor, irdeliyor.
    Salt Picasso da değil. ‘Modernizm / Sapkınlığın Cazibesi’ sanattaki, ekindeki, hatta yaşayıştaki büyük yeniliğin, bir anlamda devrimin geniş perspektifli dökümü. Modernizm hangi koşullarda oluşmuş, gündem kazanmış; resimden edebiyata, sinemaya, sanat dallarına nasıl damgasını vurmuş, tatlı tatlı okuyorsunuz. Evet, tatlı tatlı. Çünkü Peter Gay hem söyleşi havasında yazıyor, anlatıyor, hem de yer yer küçük dedikodu ifşaatlarından kaçınmıyor. Bu da romana yakın bir hava estiriyor; modernizmin romanı da diyebiliriz.
    Demin yararlandım dedim; elbette öğrendiğim çok şey var. Bunca yıldır izlenimciliğin, empresyonizmin tutkunuyum; bu adın Monet’nin ‘İzlenim, Gündoğumu’ndan çıkageldiğini hiç düşünmemişim. Belki okumuşumdur da, ama Peter Gay’den ‘dinlemeliymişim’...
    Gay ‘Dört Modern Usta’ başlığını atmış, modernizmin edebiyat bölümünde. Onun dörtlüsü -“muhteşem bir dörtlü” diyor- Henry James, James Joyce, Virginia Woolf, Marcel Proust. Kafka’ya ayrı bir bölüm açmış. Thomas Mann’ı, Conrad’ı, D.H. Lawrence’ı, Faulkner’ı anıyor.
    Yazarın tiyatrodan söz açarken, Çehov’dan da söz açıp açmayacağı benim için merak, hatta endişe konusuydu. Gerçi sondaki dizine bakabilir, Çehov var mı yok mu bulabilirdim. Yapmadım; 383’üncü sayfaya kadar bekleyecekmişim. Gay, “Çağın kalıcı olan kısa öykü ve oyun yazarlarından biri” diyor, Çehov’u anıyor. “Anton Çehov da geleneksel tiyatroyu değiştirmedi ama oyunları, izleyici üzerinde bugün de devam eden büyüleyici etkisi sayesinde, her nasılsa yeni ve hatta o heyecansız anlatımları içinde bile şaşırtıcı ve sınıflandırılması zor görünüyor.”
    Sonra da bir yargı: “Velhasıl, onun en demode modernist olduğu öne sürülebilir.” Bir övgü mü? Bir bakıma evet. Gizliden gizliye bir ironi de söz konusu. Değerlendirişler, yaklaşımlar kişiden kişiye değişir; bilmez değilim. Ben, Çehov’u oldum bittim modernizmin en demodesi değil, yol açıcılarından biri sayarım. Bütün sorun ‘duygusallık’ galiba.
    Peter Gay duygusallığa pek yanaşmayanlardan. Bu yüzden de Stanislavski’nin Çehov yorumlarına uzak durmuş. Gerçi Çehov da uzak durmuş. Oysa ‘hüzünlü komedilerin’ ağdalı trajedilere dönüşmesi, Stanislavski’den sonra hayli törpülenmemiş midir? Bir sentez arandığı ileri sürülemez mi?
    Soruları, bilgiçliklerimi kesiyorum. ‘Modernizm / Sapkınlığın Cazibesi’nin mutlaka okunmasını önereceğim. Tartışmaların düzeysizleştiği ortamlarda böylesine incelikli –ve ‘öğretici’, bilgilendirici yapıtlara az rastlanılıyor. Peter Gay’in Freud’u tahlil ettiği kitabını da okumak isterdim...

    ‘Tek kişilik orkestra’lar...

    Etiketler: Kitapsanat
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı