Gündem Haberleri

    Molla Mustafa Barzani'den evlatlarına vasiyet: Tek güvenebileceğimiz millet Türklerdir

    Hulûsi TURGUT
    21.09.2017 - 00:25 | Son Güncelleme:

    Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani, Türkiye’ye ilk defa 1992 yılının 20 Şubat günü geldi. Barzani, bu ziyareti sırasında, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e, 1979 yılında ABD’de vefat eden babası Molla Mustafa Barzani’nin, Türklerle ilgili bir vasiyetini açıkladı. Baba Barzani, vasiyetinde oğullarına “Türkiye ile dayanışma içinde olun” demiş.

    ‘ŞU duvarların dili olsa da konuşsa...’ dedirtecek bir olay, 21 Şubat 1992 Cuma günü başkent Ankara’da, Başbakan Süleyman Demirel’in makam odasında yaşandı.

    Komşu bir ülkeden gelen konuk, ‘Çok gizli’ kodlu ziyarette, Demirel’e, babasının vasiyetini sözlü olarak açıklıyordu. Aile büyüklerinin yaklaşık bir asır boyunca Türklerle iç içe yaşadığı bu konuk, ülkemize ilk defa geliyor, Ankara’daki Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) tesislerinde misafir ediliyordu.

    Molla Mustafa Barzaniden evlatlarına vasiyet: Tek güvenebileceğimiz millet Türklerdir
    1979’DA ÖLDÜ

    Başbakan Demirel’in ziyaretçisi, Kuzey Iraklı Kürt liderlerden 46 yaşındaki Mesud Barzani idi. Barzan Aşireti’nin Lideri, bu görevi, babası Molla Mustafa Barzani’nin 1979 yılında ABD’de vefatından sonra üstlenmişti.

    Makamda, Başbakan Demirel’in yanı sıra Devlet Bakanı Cavit Çağlar ve Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili de hazır bulunuyordu. Barzani, çok heyecanlıydı. Başbakan Demirel’in sohbeti açmasını bekliyordu. Dışişleri Bakanlığı’nın görevlendirdiği Arapça tercümanı da hazırdı. Barzani’den, PKK terörüne karşı mücadele işbirliği isteniyordu. Sohbet başladı. Her cümleden sonra, tercüme yapılıyordu.

    Barzani, önce Başbakan Demirel’e saygılarını sundu, ardından da Iraklı Kürtlere yardımlarından dolayı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk halkına teşekkürlerini bildirdi. Demirel, konuğunun iyi duygularına aynı şekilde karşılık veriyordu.  


    SÜRPRİZ CÜMLELER
    Sonra... Barzani, sürpriz cümleler kurmaya başladı. Bu tarihi görüşmenin en yetkili siyasi tanığı, eski Devlet Bakanı Cavit Çağlar, aradan 25 yıl geçtikten sonra, Başbakanlık makamında yaşananları şöyle anlatıyor:

    “Kasım 1991’de, Sayın Demirel’in başkanlığında kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetinde Sayın Erdal İnönü Başbakan Yardımcılığı görevini üstlenmiş, ben de Devlet Bakanı olarak kabinede yer almıştım.

    Göreve başladığımız dönemde, özellikle PKK terörü ülkemizin pek çok köşesini yaşanmaz hale getirmişti. Bu soruna, köklü bir çözüm bulmamız gerekiyordu.

    Bilindiği gibi PKK’lı teröristler, Kuzey Irak’tan beslenmekteydi. O bölge, yıllar yılı terör bataklığı olmuştu. Bölgenin başlıca sorumluları ise, Mesud Barzani ve Celâl Talabani idi. Terör bataklığını kurutmak için öncelikle Kuzey Iraklı Kürt liderlerle görüşmenin yararlı olacağı düşüncesinde idik. Kürdistan Yurtseverler Birliği Lideri Talabani, 1991 yılının mart ayından itibaren çeşitli vesilelerle ülkemize gelmiş, dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal’ın yanı sıra hükümet yetkilileriyle görüşmelerde bulunmuştu. Bu arada Mesud Barzani’nin de Türk yetkililerden işaret beklediğini tespit etmiştik.

    Konuyu, Başbakanımız Sayın Demirel’e açtım. Iraklı Kürt liderlerle iletişim kurulması konusunda kendilerinden izin aldım. Daha sonra MİT Müsteşarımız Korgeneral Sayın Teoman Koman’la görüştüm. Koman Paşa’ya, Sayın Başbakanımızın bu konudaki düşüncelerini aktardım.

    Molla Mustafa Barzaniden evlatlarına vasiyet: Tek güvenebileceğimiz millet Türklerdir
    25 YIL SONRA ANLATTI: SÜLEYMAN Demirel-Barzani görüşmesinin tek siyasi tanığı, dönemin Devlet Bakanı Cavit Çağlar, aradan 25 yıl geçtikten sonra bu tarihi olayı ayrıntılı şekilde anlattı. Çağlar, Türkiye’nin PKK ile mücadelesine yardım sözü veren Barzani’ye silah, para, hatta halkının gıda ihtiyacını karşılamak için buğday yardımında bulunulduğunu da belirtti.

    MİT’TE MİSAFİR EDİLDİ
    Başbakan Yardımcımız ve koalisyon ortağımız Sayın Erdal İnönü ile Genelkurmay Başkanımız Sayın Orgeneral Doğan Güreş de Barzani ile görüşme teşebbüsümüzle ilgili olarak bilgilendirildiler. Doğan Paşa ile görüşmemiz sırasında, Jandarma Genel Komutanı Sayın Orgeneral Eşref Bitlis’in, Iraklı Kürt liderlerle, muhtelif kanalları vasıtasıyla temasta olduklarını öğrendik.

    Ankara’ya önce Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Lideri Mesud Barzani’yi davet ettik. Barzani, 20 Şubat 1992 tarihinde Silopi’den Diyarbakır’a askeri helikopterle getirildi. Diyarbakır’dan Ankara’ya THY uçağıyla geldi.

    MİT Müsteşarımız Korgeneral Teoman Koman, Mesud Barzani’yi, Yenimahalle’deki MİT tesislerinde misafir etti. Aslında biz, bu ziyaretin gizli kalmasını istiyorduk. Ancak, konu bir biçimde basına sızdı.

    Barzani için çok sıkı güvenlik önlemleri alınmıştı. Sayın Başbakanımız Demirel, KDP Liderini yeni Başbakanlık binasındaki makamında kabul etti. Görüşmede, benimle birlikte bir Dışişleri görevlisi de hazır bulundu. Barzani, konuşmasını Arapça yapıyor, Dışişleri tercümanı da konuşmaları Türkçe ve Arapçaya çeviriyordu.

    Barzani, bu tarihi görüşme sırasında Sayın Başbakanımıza aynen şunları söyledi: ‘Sayın Başbakan, bizleri huzurunuza kabul etmenizden dolayı, sizlere şükranlarımı sunuyorum. Sözlerimin başında, rahmetli babamın (Molla Mustafa Barzani) bir vasiyetini müsaadelerinizle arz istiyorum.

    Babam, 1975 yılında rahatsızlandı. Tedavisini, dört yıl boyunca ABD’de yaptırdık. Hastalığının son dönemlerinde bendenize ve merhum ağabeyim İdris Barzani’ye, vasiyet edercesine, aynen şunları söylemişti: ‘Evlatlarım, bu Saddam belası, Irak’taki Kürt neslini yok etmek istiyor. Biliyorsunuz, İran da bizi ortada bıraktı. Bölgemizde tek güvenebileceğimiz millet, Türkler’dir.

    Ben bugün varım, yarın yokum. Başınız derde düşse de düşmese de Türklerle temas kurun. Onlara güvenin ve dayanışma içerisinde olun!..’

    Evet, Sayın Başbakan Demirel, rahmetli babamın vasiyeti böyleydi. Bendeniz de, o vasiyetin uygulayıcısı olarak yüksek huzurlarınızdayım.’

    Mesud Barzani ile diyalog işte böyle başladı. Barzani’nin, Sayın Demirel’e, Başbakanlık makamında, babasının vasiyetini naklederken heyecandan sesinin titreyişi, dikkat çekiciydi. Barzani ile görüşmeler sırasında, özellikle PKK terörünü önleme konusu ele alındı. Bize yardımcı olacağını söyledi.

    Tabii kendisinde de müthiş bir Saddam korkusu vardı. Irak Devlet Başkanı’nın her an bir tuzak kurduracağı endişesini yaşıyordu. Babasının vefatından kısa bir süre önce Viyana’da iken, Saddam’ın suikast timinden son anda kurtulduğunu da öğrenmiştik.

    Sonuçta Mesud Barzani ile anlaştık. Kendisine para ve silah yardımında bulunduk. Rahatladı. Kuzey Irak politikasında, Türkiye ile ortak hareket etme sözü verdi.

    ‘BU KADAR MI DEĞİŞİR’
    Barzani’nin bu ilk ziyaretinden sonra ülkemize geliş-gidişleri sıklaştı. O dönemde adeta vatansız gibiydi. Irak vatandaşı olmasına rağmen, pasaport alamıyordu. İran’la da arası açıktı. Kendisine, diplomatik Türkiye Cumhuriyeti pasaportu verildi. Bizim yönetimde bulunduğumuz yıllarda, sözüne sadık kaldı. Türkiye’ye yardımcı oldu. Biz de, buğday kıtlığı yaşayan Kuzey Irak’a tonlarca tahıl gönderdik.

    Barzani’nin, özellikle son 10-15 yıldan beri takındığı tavrı takip ettikçe, hayretler içerisinde kalıyor ve ‘İnsan bu kadar mı değişir’ diyorum.

    Molla Mustafa Barzaniden evlatlarına vasiyet: Tek güvenebileceğimiz millet Türklerdir


    TALİMATIYLA DİPLOMATİK PASAPORT VERİLDİ
    KUZEY Irak’taki Kürt liderler Mesud Barzani ve Celâl Talabani, 1990’lı yıllarda Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’le kıyasıya bir mücadeleye girişince, ülke içinde olduğu kadar ülke dışında da hareket kabiliyetlerini tamamen yitirdiler. Kürt liderler, ülkelerinden pasaport alamadıkları için yurtdışına da seyahat edemiyor, dolayısıyla yaşadıkları sorunları özellikle Batı ülkeleri liderlerine yansıtamıyorlardı. Kürt liderler, her sıkıntılarında olduğu gibi bu defa da Türk Devleti’ne başvurarak, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dan yardım istediler. Özal, Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’i telefonla arayarak şunları söyledi: “Hikmet Bey, Mesud Barzani ve Celâl Talabani’nin toprakları var ama hiçbir şeyleri yok. Biz, onlara pasaport verelim.”

    TÜRKİYE, DÜNYAYA AÇILAN KAPI
    Dışişleri Bakanı Çetin, Cumhurbaşkanı Özal’ın bu talimatını Başbakan Süleyman Demirel ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ile paylaşıyor, onlar da olumlu cevap veriyordu. Türkiye Dışişleri, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın olumlu görüş bildirmeleri üzerine, Irak Kürtlerinin iki liderine, Türkiye Cumhuriyeti’nin kırmızı renkli diplomatik pasaportunu veriyor, bu arada Türkiye onların dünyaya açılan kapısı oluyordu.

    ELEKTRİĞİ TÜRKİYE VERİYORDU
    Dönemin Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, Iraklı Kürt liderlerle 1991-93 yılları arasında gerçekleşen iletişim ve işbirliğini anlatırken, şu açıklamalarda bulunuyor: “DYP-SHP koalisyon döneminde, Kuzey Iraklı liderler Barzani ve Talabani ile sürekli temas halindeydik. Türkiye üzerinden yurtdışına gidiş-gelişlerinde mutlaka bize uğrar ve bilgi verirlerdi. Bizim görevde olduğumuz dönemde, Kuzey Irak halkı hem doğa şartları hem de Bağdat hükümeti ile ciddi bir mücadele içindeydiler. Türkiye, Kuzey Irak halkının acil insani ihtiyaçlarını karşılamada, kendilerine hep yardımcı oldu. Hatta, kullandıkları elektriği dâhi Türkiye verdi.”

    Molla Mustafa Barzaniden evlatlarına vasiyet: Tek güvenebileceğimiz millet Türklerdir
    Molla Mustafa Barzani, İran’da Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti kurulduktan sonra Sovyet generali üniformasıyla göreve başlamış, devletin başkanı Gazi Muhammed’le fotoğraf çektirmişti.

    İLK KÜRT DEVLETİNİN ÖMRÜ 11 AY SÜRDÜ
    624 yıllık Osmanlı İmparatorluğu, 1914-1918 yılları arasında meydana gelen I. Dünya Savaşı’ndan sonra tasfiye edilmiş, Ortadoğu bölgesinde, sınırları adeta cetvelle çizilen yeni ülkeler oluşturulmuştu. İşte bu ülkelerden birisi de, Irak Krallığı idi. Bu krallıkta, Arapların yanı sıra ülkenin kuzey bölgesinde Kürtler ve Türkler de yaşamaktaydı.

    YAPAY IRAK DEVLETİNDE İNGİLİZ HÂKİMİYETİ
    İngilizler, sanayi devrimine ayak uydurabilmek için 19’uncu yüzyılda Ortadoğu petrollerini keşfediyor, 20’nci yüzyılda da, ilk dünya savaşını takiben petrol bölgelerini kontrolü altına alıyordu. Yapay Irak devletinde yaşayan halklar ise artık İngiltere’nin dolaylı-dolaysız egemenliğine boyun eğmek zorunda kalacaktı.
    1939-1945 yılları arasında yaşanan II. Dünya Savaşı da, ülke sınırlarını ve egemenlik alanlarını yeniden dizayn ediyordu. Savaşın sonunda Irak’taki gizli İngiliz gücü ve Arap yönetimi, Kürtlerden rahatsızlık duymaya başladı.

    ABD, İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra Sovyetler Birliği de II. Dünya Savaşı’nın galipleri arasındaydı. Ancak Sovyetler hem Doğu Avrupa ve Balkanları hem de Orta Asya ve Kafkasya’yı arka bahçesi haline getirmek istiyordu. Çünkü onların bir büyük hedefi vardı: Ortadoğu petrol bölgelerine ve Basra Körfezi üzerinden sıcak denizlere ulaşmak.

    Kuzey Irak’taki Barzan Aşireti mensupları, 1940’ların başında İngiliz kuvvetlerinin baskısına dayanamayınca önce bölgedeki Süleymaniye kentine sığındı, 1946 yılında da sınır ötesindeki tarihi bir oluşuma dahil edildi. Bu oluşum, İran’ın Mahabad bölgesinde kurulacak ilk Kürt devleti idi.

    Molla Mustafa Barzaniden evlatlarına vasiyet: Tek güvenebileceğimiz millet Türklerdir
    İran’ın Kürt bölgesinde 1946 yılında kurulan Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’nin Başkanı Gazi Muhammed halkı selamlarken Genelkurmay Başkanı Molla Mustafa Barzani de hazır bulunuyordu.

    MESUD BARZANİ, İLK KÜRT DEVLETİNDE DOĞDU
    Barzan Aşireti Lideri Molla Mustafa Barzani, 22 Ocak 1946’da Gazi Muhammed liderliğinde kurulan, Sovyetler’in güdümündeki Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi. Bu ilk Kürt devleti Genelkurmay Başkanı’nın üzerinde de Sovyet generali üniforması vardı.

    Molla Mustafa Barzani, Mahabad’a, aile fertleriyle birlikte gelmiş, oğlu Mesud Barzani de orada doğmuştu. Barzani ailesi, herhalde yeni ülkelerindeki mutluluklarını simgelemek için oğullarına ‘Mesud’ adını veriyorlardı.

    Mahabad Kürdistan Devleti’ne, II. Dünya Savaşı’nın galiplerinden İngiltere şiddetle karşı çıkarak Sovyetler’in, işgal altında tuttuğu İran’dan çekilmesini istedi. Almanya’nın Potsdam kentinde 17 Temmuz 1945’te gerçekleşen konferanstan sonra Sovyetler, İran’dan çekildi.

    Bu ülkenin genç Şahı Muhammed Rıza Pehlevi de, topraklarında oluşturulan yapay Mahabad Kürt devleti ile aynı dönemde yapay olarak kurulan Azerbaycan devletinin varlığını sona erdirdi.

    Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti, 11 aylık ömrünü tamamladıktan sonra, 1946 yılının aralık ayında tarihin derinliklerine terk ediliyor, Molla Mustafa Barzani ile Barzan Aşireti mensupları da ülkeden ayrılıyordu. Devlet Başkanı Gazi Muhammed ise İran mahkemelerinde yargılandıktan sonra idam edilecekti.

    Anavatanı Irak’a dönmesi mümkün olmayan Molla Mustafa Barzani, bu defa ABD’nin Tahran Büyükelçisini ziyaret ederek iltica başvurusu yapıyor ama oradan da umduğunu bulamıyordu.

    YARIN: Baba Barzani’den Cumhurbaşkanı Sunay ve Başbakan Demirel’e, “Bize yardım edin” mektupları

    Etiketler: gazetehaberleri
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı