Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tek başına

Kulüpler birliği, Spor Bakanı’nın kapısını aşındırıyor. Yasa değişsin diye.

TFF, kulüpler birliği ve resmi yayıncı kuruluş panik içinde... Fenerbahçe’siz aç kalırız korkusuyla... Neden mi? Naklen yayın gelirleri Galatasaray ve Beşiktaş’ın ana kaynağı. Diğer tüm takımların ise tek (devlet baba ve TFF kıyaklarını saymazsak). Yani naklen yayın batarsa, Fenerbahçe hariç herkes batar. Zira Fenerbahçe için %20 bile değil. Lig Tv toplam üye sayısının yaklaşık %90’ı  Fenerbahçe maçlarını seyrediyor. Galatasaray maçlarını ise %45’i. Ama iki kulübün naklen yayın payı aynı. %15-20 izlenme oranına sahip Beşiktaş ve Trabzonspor gibi.

Olur da puan silme kararı çıkarsa diye play-off’u uyduruyorlar (muhtemelen ilk ve son sezon olacak!).

Anlaşma 3 yıl uzatılıyor, %10 artışla.

Sürecin başından beri etliye sütlüye karışmayan, Fenerbahçelilerin abonelik iptallari ile başı dönen Digitürk ve diğerleri, maddi ve manevi varlık temelleri Fenerbahçe’yi oyunda tutmak için taklalar atıyorlar.

Şampiyonlar Ligi hakkını çalıp, ligden düşürmüyorlar. “sezonu böyle bitireceğiz, karar çıksa da küme düşürme olmayacak” diyorlar. Yani puan sileriz, Fenerbahçe’nin 2 sezonunu yutarız diyorlar.

Kararın hukuk ve yönetmeliklerde dayanacağı tek nokta yok.

 “Seyircisiz maç dönemi bitecek” diyen Mehmet Ali Aydınlar yönetiminde TFF, Bursaspor’un sokaklardaki çatışma sebebiyle verilen, hem de tahkimce onanmış 5 maçlık cezasını kaldırıyor. Fenerbahçe’nin 2 maç seyircisiz cezasına dokunmuyor.

Trabzonspor, aniden Şampiyonlar Ligi’ne gönderiliyor, hemen ertesi gün Sadri Şener’in 1 aydır deam eden yurt dışı yasağı kaldırılıyor.

TFF hala kozmik odadan belgeler sızdı iddialarına tatmin edici cevap vermiyor.

Hala Lütfi Arıboğan hakkındaki iddialara cevap vermiyor.

Mehmet Ali Aydınlar, Şampiyonlar Ligi’nden men edilme kararından saatler önce niye Cumhurbaşkanını ziyaret ettiğini tatmin edici biçimde izah edemiyor.

TFF hala 16 Ağustos’tan sonra UEFA ile olan yazışmaları yayınlamıyor.

Kulüplerle ilgili son kararına ait yazıyı hala kamu ile paylaşmıyor.

TFF başkan adaylığı 2 gün süren, şimdi başkanvekili, daha önce Kulüpler Birliği başkan yardımcısı  ve IBB başkanı olan Göksel Gümüşdağ’ın Beşiktaş’ın İbrahim Akın ile transfer görüşmelerinden haberdar  olduğu iddia ediliyor. Ama hala ifadeye çağrılmıyor. Ankaragücü, tıpkı Ankaraspor gibi siyasete bulaşmış idarecileri sayesinde küme düşme noktasına geliyor. Ödemeler yapılmadığı için futbolcular (hem de iyi futbolcular) yok pahasına transfer oluyor. TFF bunu normal ve adil görüyor.

Adalet bakanı, başka davaların savcısı hakkında ateş püskürüyor. Öte yanda şike soruşturması savcısı, polis ve medyanın çiğnediği tüm anayasal suçlar karşısında kılını kıpırdatmıyor. 1 ay sonra “son beş maçın skorunu biliyorduk” ifadesini yalanlıyor. Hem Mehmet Ali Aydınlar, hem yandaş muhabirlerce defalarca dile getirildiği halde.  Ama “Sivas maçını kazanamazsanız soruşturmayı başlatmayacaktım” dediği iddiasını yalanlamıyor.

Soruşturma hakkında anında bilgi alabilen, taraf olan, hüküm koyan muhabirler ve köşe yazarları, TFF ve başkanına “Fenerbahçe’yi asmazsanız siz asılırsınız” manasında tehditler savuruyor. TFF hiçbir girişimde bluunmuyor.
Devlet bütçesinden bedava yapılan, teftiş kurulu müfettişi tarafından ağır bir raporla soruşturma açılması gerektiği belirtilen stadın açılışını başbakan geliyor. TOKİ başkanı konuşuyor, ortalık karışıyor. Başbakan stadı terkediyor.
Galatasaray Kulübü eski başkanı Adnan Polat, uzaklaştırılma sürecine “siyasi” diyor.

Son iki sezondur Fenerbahçe ile şampiyonluk yarışına giren takımlarla bağlantısı bulunan  milletvekili ve bürokratlar manipülasyon sayılacak açıklamalar yapıyor. Devlet bakanları, milletvekilleri “şu takım şampiyon olsun isterim” diyor.
Devleti yönetenler, ligin ikinci yarısı birçok takıma  (Karabükspor, Gaziantepspor, Bursaspor, vs) “bedava stat, statları bedava yenileme” maksadıyla paralar ayırıyor. Protokoller imzalanıyor. Sonra Trabzonspor’a Avni Aker’in yenilenmesi için 6 milyon TL aktarıldığı açıklanıyor.

Ülkede stadını kendi imkanlarıyla yapmış tek kulübün başkanı tutuklanıyor.

Bakan Faruk Özak şampiyonluk kaybedildikten sonra kendisine yüklenen yöre halkına “Trabzon şehrine ve Trabzonspor’a 27 milyon dolar aktardık” diye sitem ediyor. Daha ne yapayım diyor!

Tahkim kurulu TFF tarafından atandığı için uluslararası platformda bağımsız ve güvenilir kurum olarak görülmüyor.
Hem görsel hem yazılı medya 3-5 zengin patronun elinde dolanıyor. Yandaş ya da siyasete göre pozisyon alan, muhalefet yapamayan patronlar... Bu iş adamlarının bir kısmı Aziz Yıldırım, bir kısmı Fenerbahçe ile rakip oluyor.
10 küsur yıldır devlet takımı oluşturmaya çalışan sistemle kavga eden, kulüplerin yayın gelirleri artsın diye uğraşan tek başkan tutuklanıyor.

Futbolun ana sermayesi ağ gibi örülüyor: Resmi Yayıncı Kuruluşun ait olduğu holding, devlet kontrollü bahis sisteminin ortağı. Resmi internet bahis sitesi sahibi. Ayrıca aynı holding, merkez medyada büyük gazetelerin sahibi. Birçok televizyon kanalının sahibi. Bu holding şirketlerinden biri milli takımın ana sponsorlarından. Bir dönem lig sponsorlarından…

Resmi yayıncı kuruluşun demirbaş yöneticisi bahis sitesi sahibi.

Türkiye’nin hem spor hem de habercilik anlamında en önemli televizyon kuruluşu NTV’nin sahibi, internet bahis sitesi sahibi.

Diğer dijital platform (Dsmart)’ın ait olduğu kuruluş da internet bahis sitesi sahibi. Ayrıca spor gazetesi sahibi. Ayrıca merkez medyada büyük gazetelerin sahibi. Ayrıca birçok televizyon kanalının sahibi!

Bahis sitelerinden biri Saran holding’in. Sponsorluk ve turnuva organizasyonları ile yukarıdaki kurum ve kuruluşlarla sürekli işbirliği içinde olan bir holding... Medyada da yer alan bir holding...

Fenerbahçeli halk bu oyunda olmak istemiyor. Hukuk ne gerektiriyorsa o yapılsın diyor. Ve hatta tedbirli olarak alt lige düşürün ki adalet işlesin diyor. Ama cevap alamıyor. Alamaz, çünkü yukarıda bahsettiğim şahıslar ve kurumlar, TFF’nin sözcülüğünde diyor ki:

Derdim futbol değil. Derdim hukuk değil, adalet değil, ahlak değil. Derdim “16 yaş altına ve bayanlara bedava” maç değil. Gerekirse UEFA ile işbirliğine de girerim. Boyun eğerim, müstemleke olurum. Hukuksuzluğa yandaş çok. Tek derdimiz para ve güç... Bunu da ancak seni sömürerek kazanırım. Kanını emeceğim. Üstüne seni elimdeki yetki ile hareketsiz kılacağım. Yarattığım düzende oynamaya mecbur edeceğim. Düzene uymadığın sürece saha içinde, dışında hakkını yiyeceğim. Tekel medya ile her maç öncesi ve sonrası manipülasyon yapacağım. Sadece seni hedefe koyup, benimle işbirliğine giren diğer kulüpleri, şahısları kollayacağım.

Bu düzen çıkıp diyor ki “TFF özerk”. “Fenerbahçe suçlu”, “diğerleri temiz”. “Yeni bir dönem başlıyor”, “tertemiz lig başlıyor”, “artık futbol konuşacak”, “soruşturma iyi niyetli, arkasında siyaset yok, güç kavgası yok”.

Düzenin göstermelik başkanı da diyor ki: Tek adam devri bitti. Direnmeyin.

Oysa Türkiye’ye kuşbakışı göz atsa tek adamın ve tek merkezin ne olduğunu görür. Hatta sadece aynaya baksa yeter. Bir günde aniden  TFF Başkanı olan kendisini, sırtından havaya uzanan ipleri görse yeter. Tabi ayna utancından çatlamazsa…

O yüzden Fenerbahçeli halk inatla, “zaten yıllarımı kaybettirdiniz, aklansam da yaşadıklarımın telafisi yok. Biz kirli düzeninize çomak sokmaya devam edeceğiz” diyor.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI