Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tehlike ve mücadelede mutabakat...

Muharrem SARIKAYA

Milli Güvenlik Kurulu'nun önceki akşam yayınlanan bildirisi bakanlara rahat bir nefes aldırıyor. Birçoğu yayınlanacak bildiriyi daha önceden gördüklerini belirtiyor.

Bağımsız milletvekili, Sanayi Bakanı Yalım Erez, bildiri ile ilgili olarak şu görüşü dile getiriyor:

‘‘Bugüne kadar hükümet ve asker arasında öncelikli tehlike konusunda mutabakat vardı. Şimdi mücadelede de mutabakat sağlandı...’’

OLMASI GEREKEN

Son haftalarda yaşanan krizin yumuşatılması için yoğun çaba gösteren Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin ise şu yorumda bulunuyor:

‘‘Karamsar tablo ortaya çıkaranlar için bildiri iyi bir cevaptı. Umduklarını bulamadılar. ’’

Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu'nun yorumu da bundan farklı değil. Topçu, ‘‘Olması gereken buydu’’ diyor.

Bildirinin yayınlandığı saatlerde, uçağı arızalandığı için Esenboğa Havaalanı'nda kalan Devlet Bakanı Mustafa Taşar, VIP salonunda İstanbul'dan dönecek olan Genel Başkanlarını bekleyen DYP'lilerle sohbet ediyor.

Taşar telefonda ‘‘Seçim olayı bitti. Hükümet aynı kararlılıkla devam eder’’ diyor.

Bakanlar, dün geceden itibaren Başbakan Mesut Yılmaz'a, hükümet ile asker arasında sağlanan mutabakatın, koalisyona dışardan destek veren CHP Lideri Deniz Baykal ile de sağlanması gerektiğini söylüyorlar. Kendisine şu telkinde bulunuyorlar:

‘‘Baykal ile niye kavga ediyorsunuz? Bırakın Ecevit kavga etsin, siz arabulucu olmaya çalışın. Hatta, kanunların bir kopyasını da gönderin, CHP'nin görüşünü de alarak hükümetten çıkarın.’’

Yılmaz, geçen hafta kendisine dönük sert çıkışlarından arınarak, dün Baykal'ın kapısını çalıyor. Yılmaz, Meclis Genel Kurulu'nda CHP'nin direnişi ile karşılaştığı memura sendika hakkı veren yasayı ‘‘donduracağı’’ mesajını götürerek yumuşamanın ilk adımını atıyor.

Yılmaz'dan bu yönde bir geri adım ile karşılaşacağından bir gece önce haberi olan Baykal da görüşme başlamadan önce kendisine jestte bulunuyor. Hükümetin irtica ile mücadele ve ekonomik reformlarına yaz aylarına kadar desteğinin süreceğini açıklıyor.

Ancak, bu gelişmeler ANAP'ta tam anlamıyla bir rahatlama sağlamıyor. Her ne kadar, ‘‘vergi ve sosyal güvenlikle ilgili yasaları DYP, irtica ile ilgili yasaları da CHP ile çıkarırız’’ düşüncesi hâkim olsa da, seçim atmosferinin baskısından kurtulamayacaklarını kabul ediyorlar.

Yılmaz'a yakın bir bakan dün şunları söylüyor:

‘‘Baykal'ın desteği haziranda biter. Onun için sonbaharda bir seçim kararı alırsak Baykal, bizim hükümetimizle seçime gidilmesine razı olur. Yoksa, ekimde hükümetin yıkılmasını sağlar, seçime başka bir hükümetle gideriz...’’

Yılmaz'ın çevresinde bu görüşten kaynaklansa gerek, DYP ile yakınlaşmanın sağlanması gerektiği konuşuluyor. Nenehatun'daki konutta, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in mal varlığı ile ilgili Maliye Bakanlığı'nın elde ettiği verilerden söz ediliyor. Çiller'in Yüce Divan'dan kurtulamayacağı ileri sürülüyor. Bunun ardından gelecek DYP-DTP bütünleşmesinin ve ANAP-DYP-DSP koalisyonunun krokileri çiziliyor.

KARŞI SENARYO

Ancak, Yılmaz'ın çevresinde bu senaryoya sıcak bakmayanlar da var. Onlar ise görüşlerini şöyle özetliyor:

‘‘Sonbahar'da seçim kararı alıp, hükümette kalarak seçime gidip kurtaracağımız kadarını kurtaralım...’’

Yılmaz'ın çevresinde bugün için yazılan senaryolar bunlar. Tabii, geçen hafta yaşanan anafora bir daha tutulmamak kaydıyla...













X