"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Teflon musunuz sünger mi

Stres sağlığımızı en çok etkileyen, yaşam kalitemize doğrudan tesir eden bir faktör. Bir anlamda, modern hayatın tadı-tuzu. Onu tatlı hale getirebilenler ‘teflon’lar, tuzundan şikâyet edenlerse ‘sünger’ler.

Stres hayatımızın ayrılmaz bir parçası ama ne yazık ki dozunu her gün biraz daha artırıyor, varlığını daha çok hissettiriyor. Pek çok şey gibi stresin de azı karar, çoğu zarar. Stres kalbi yoruyor, bağışıklığı zayıflatıyor, damarları ve sindirim organlarını olumsuz etkiliyor.
Ruh sağlığı uzmanları stresi, beklenmeyen ve birdenbire ortaya çıkan tehlike, tehdit, değişim ya da belirsizliğe verilen bedensel tepkiler olarak tanımlıyor. Stres orkestrasının kimyasal şefleri adrenalin ve kortizon. Aracı olarak iş gören başka kimyasallar da var ama stresle yapılan ‘kimyasal banyolar’ esas ‘adrenalin sabunu’ ve ‘kortizon şampuanından’ imal ediliyor. İçinizde fırtınalar patlatan bu kimyasallarla oluşturacağınız tepkiler genlerinize, sağlık düzeyinize, cinsiyetinize bağlı olsa da stres cevapları esas olarak kişilik yapınıza ve ne kadar antrenmanlı olduğunuza göre değişiyor. Aynı dozdaki strese bazıları gülüp geçerken ya da bir duvar gibi tavır verirken, bazılarının öfke, hiddet, hatta saldırganlıkla karşılık vermesi bundan.
Strese verdikleri yanıtları dikkate alarak, insanların iki temel gruba ayrılabileceklerini düşünüyorum: Teflonlar ve süngerler.

STRES EGZERSİZLERİ

Teflonlar, stres tepkilerini iyi kontrol edebilen ya da strese daha iyi direnebilen, streslerini akıllıca yönetebilen kişilikler. Bunlar uzun süredir tekrar tekrar karşılaştıkları stresler sebebiyle ‘stres egzersizleri’ yaparak tepkilerini kontrol altına almayı öğrendiklerinden strese karşı daha deneyimlidirler. Bir kısmı stresli zamanlarda çevrelerinden, aile, arkadaşlar, sosyal organizasyonlar güvenilir kaynaklardan yardım alabildikleri için, bir kısmı da stresle başa çıkma konusunda daha güçlü farkındalıklar geliştirebildiklerinden...
Bu insanların ya manevi yanları çok güçlüdür ya da manevi değerlerden yararlanmada çok beceriklidirler. Beyinlerini duygusal açıdan besleyebilme ve onarabilme yetenekleri de daha iyi olabilir. “Bu da geçer” diyebilen, “Kötü şeyler herkesin başına gelebilir, iyiler de kötü şeylerle karşılaşabilir, yanlış anlaşılabilir” şeklinde düşünen insanların ‘teflonist yapılanma’ yı daha kolay geliştirebileceği kanaatindeyim. Bunlar muhtemelen hayal kırıklıkları ve üzüntülere de antrenmanlı kişiler olmalıdırlar.
‘Sünger’lere gelince... Bu kişilerin yalnızca strese gösterdikleri tepkiler açısından aşırıya kaçmadığı, strese bulaşma veya stres tuzağına düşme konusunda da şanssızlıklar yaşadığı kanısındayım. Strese hazırlıksız, stres konusunda antrenmansız olduklarını düşünüyorum. Çoğu, zaman sıkışıklıkları, aşırı yüklenme ya da benzeri durumlarda beklenmedik tepkiler verebiliyorlar.
İyi anlaşılmadıklarını ya da ‘yaptıklarının kıymetinin bilinmediğini’ düşündüklerinde tepkileri daha da şiddetleniyor. Süngerler bir taraftan strese yol açabilecek süreçleri içlerine daha çok çekerken, diğer taraftan stres sarsıntılarını daha şiddetli ve derinden yaşıyor, stres tepkilerini yeteri kadar gizleyemiyorlar. Çoğu iyi niyetli, hoşgörülü ama stres yönetiminde biraz genlerinden, huylarından, biraz da antrenmansızlıklarından olsa gerek, zorlanıyorlar.

DOZ ÇOK ÖNEMLİ

Kısacası stres konusu bir hayli karışık. İşin uzmanlarının da (özellikle ruh sağlığı ve fizyoloji alanında çalışanların) stres konusunda farklı şeyler düşündükleri anlaşılıyor.
Bana göre bu da şaşırtıcı değil. Çünkü vücudumuzdaki pek çok süreç gibi stres de ‘dozunda alınınca’ bizi tetikte tutmak, daha başarılı kılmak, daha büyük hedeflere odaklanmak, oluşabilecek tehlikelere karşı hazırlıklı bulunmak gibi avantajlar sağlıyor.
Ama ‘dozu kaçırıldığında’ gastritten kolite, hipertansiyondan kan şekeri fırlamalarına, kalp çarpıntılarından enfarktüs atakları ve inmelere kadar olumsuzluklara yol açan, orta ve uzun vadede depresyon, bunama gibi problemlere zemin hazırlayan önemli bir sorun.

İYİSİ DE VAR KÖTÜSÜ DE

Bütün canlılar herhangi bir tehlike durumunda stresi mutlaka yaşıyor. Stresle beraber ortaya çıkan değişimler savaşmayı veya kaçmayı en iyi şekilde başarmaya yardımcı oluyor.
Stresle beraber artan kan şekeriniz enerji gereksiniminizi garanti altına alıyor. Soluğunuzun sıklaşması kanda oksijen miktarını arttırmak ve enerji için gereken şekeri yakmada kullanılacak oksijene ulaşmak içinr. Üretilen enerjinin kaslara daha hızlı ulaştırılmasını ise kalbiniz üstleniyor ve birdenbire daha hızlı çalışmaya başlıyor. Cildinizin soluklaşması, ağzınızın kuruması ve daha pek çok şey bu esnada art arda gelişiyor. Örneğin kaçma ya da kovalama sırasında ışık değişikliği olursa diye göz bebeğiniz bile eskisinden daha büyük hale geliyor. Kısacası stres son derece organize, güçlü ve mükemmel bir tepki. Dozunda yaşadığınız stresin ve iyi algıladığınız kısa süreli streslerin sizi güvence altına aldığını unutmayın. Stresten korkmayın! Önemli olan stresin ne zaman bir sorun haline geldiğini fark etmek ve onu savuşturmayı becerebilmek.

X