Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    TEDMEM’den, Milli Eğitim Şurası’na öneri: Sınav odaklı sistem değişmeli

    Hurrüyet Eğitim
    01 Aralık 2014 - 15:39Son Güncelleme : 01 Aralık 2014 - 15:42

    Eğitim dünyası 2 Aralık Salı günü başlayacak 19. Milli Eğitim Şurası’na hazırlanırken, TEDMEM çalışmalara katkıda bulunmak için önerilerini açıkladı: “Sınav odaklı sistem değişmeden yapılacak her türlü yenilik ipotek altında kalacak. öğretim programları ve ders çizelgeleri dikkate alınırken, icraata yansıma biçiminin öne çıkması gerekiyor. Öğretmen ve eğitim yöneticilerinin niteliği konuşulurken, önce “Nitelikli öğretmen kimdir, özellikleri neler?” sorularına cevap verilmeli.

    Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu olan TEDMEM, 2 Aralık’ta başlayacak olan 19. Milli Eğitim Şurası öncesinde, eğitim sistemini iyileştirme çalışmalarına destek olmak için önerilerini sıraladı. Raporda, öğretim programları ve haftalık ders çizelgeleri hazırlanırken dikkat edilmesi gerekenler, öğretmen ve eğitim yöneticilerinin niteliğinin arttırılması ve okul güvenliği konuları ele alındı.
    TEDMEM’e göre, öğretim programları ve ders çizelgeleri dikkate alınırken, icraata yansıma biçiminin öne çıkması gerekiyor. Ayrıca sınav odaklı sistem değişmeden yapılacak her türlü yenilik ipotek altında kalacak.
    Üniversitede sağlık bilimleri, mühendislik bilimleri gibi 6 alanın ortaöğretime yansıtılması ve her öğrencinin geçiş hakkı saklı tutularak, eğitim aldığı alanların dışında meşgul edilmemesi lazım.
    Öğretmen ve yönetici niteliği konuları ele alınırken öncelikle ‘Nitelikli öğretmen kimdir, nitelikli öğretmenin özellikleri nelerdir?’ gibi soruların cevabı verilmeli.
    Okul yöneticiliği ve öğretmenliğin ayrı meslekler olduğu vurgulanan raporda, öğretmen ve eğitim yöneticilerinin sahip olması gereken beceri ve donanımların farklı olduğu belirtilerek, “Bu nedenle, eğitim yöneticilerinin sahip olmaları beklenen standartlar/yeterlilikler bilimsel olarak belirlenmeli ve eğitim yöneticiliği profesyonelleştirilmeli” denildi.
    TEDMEM’in önerilerinden satır başları şöyle:

    - Şura’nın Öğretim Programları ve Haftalık Ders Saati alt başlığı ele alınırken öğretim programlarının icraata yansıma biçiminin öne çıkmasında yarar var. Konuyu kazanım sayısını, haftalık ders saati sayısını azaltmak veya arttırmak eksenli ele aldığımızda büyük fotoğraf kaçırılıyor. Haftada seçmeli dersler hariç 13-15 ders alan çocukların neyi hangi derinlikte öğrenebileceği meçhul.

    - Yüksek öğretimdeki sağlık bilimleri, mühendislik bilimleri gibi altı alanın ortaöğretime yansıtılması ve her öğrencinin geçiş ihtimali saklı tutularak öğrenim görmek istediği alanların dersi dışında meşgul edilmemesi uygun olacak. Böylece bir öğrenci ilgi ve yeteneğinin birleştiği alanda haftada 5-6 ders alarak derinlik kazanabilecek. Bu tür bir yaklaşım öğrencinin sanat, spor ve sosyal faaliyetlerden uzaklaşmasının önüne geçebilecek. En fazla 3-4 zorunlu-ortak ders dışında her öğrenci istediği alana yönelebilir.

    - Ders geçme ve kredi sisteminin haksız bir şekilde uygulamadan kaldırılmasının doğurduğu sakıncalar halen devam ediyor. Bu uygulamanın en az bir yıl pilotlama yapılarak yeniden uygulamaya konulması kaçınılmaz hale geldi.

    - Sınav odaklı sistem değişmeden yapılacak her türlü yeniliğin ipotek altında olacağı unutulmamalı. O nedenle bu kadar katı ve genele yönelik bir merkezi sınavı gerekli kılan koşullar öncelikle bertaraf edilmeli.

    - Sınırlı sayıda ve akredite resmi ve özel okullarda pilot olarak farklı öğretim programları ve ders çizelgelerine izin verilmeli. Bilhassa özel okullarda yapılabilecek farklı uygulamalar eğitim sisteminin geneli için de örnek teşkil edebilir. Bu amaçla, pilot okullara bir sayfalık genel çerçeve yönetmelik verilebilir ve böylece bu okullar ana hedefleri gözetip farklı yollardan benzer hedeflere ulaşabilirler.

    Okul yöneticiliği ve öğretmenlik ayrı meslekler

    - Öğretmen niteliğinin arttırılmasına yönelik çalışmaların kavramsal çerçevesini çizmek amacıyla, ilkin “Nitelikli öğretmen kimdir?”, “Nitelikli öğretmenin özellikleri nelerdir?” sorularına yanıt bulunmalı.

    - Öğretmen Strateji Belgesi daha kapsamlı ve uygulanabilir hedef ve içerikte yayınlanmalı ve ele alınmalı.

    - Önümüzdeki birkaç yıl içinde, Türkiye’de öğretmen açığının ortadan kalkacağı ve sadece emeklilik gibi sebeplerle görevden ayrılan öğretmenlerin yerine atamaların yapılacağı ifade ediliyor. Bu nedenle aktif olarak görev yapan öğretmenlerin niteliklerinin arttırılmasına yönelik politikalara hız verilmeli.

    - Öğretmenlerin ihtiyaçlarının aynı olmayacağı göz önünde bulundurularak, nitelik arttırmaya yönelik çalışmaların kişiye özel bir yapıda ilerlemesi gerekiyor.

    - Öğretmen niteliğinin arttırılmasında MEB sadece üniversitelerle değil, sivil toplum kuruluşlarıyla da yoğun işbirliği içine girmeli.

    - Eğitim fakültesindeki öğretim elemanlarının temel motivasyonları, akademik kariyer üzerine kurulu olduğundan, öğretim elemanlarına nitelikli öğretmen yetiştirmeye yönelik teşvik modelleri kurgulanmalı ve motivasyon artırıcı uygulama alanları açılmalı.

    - Okul yöneticiliği ve öğretmenlik ayrı mesleklerdir. Öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin sahip olmaları gereken bilgi, beceri ve donanımlar farklıdır. Bu nedenle, eğitim yöneticilerinin sahip olmaları beklenen standartlar/yeterlikler bilimsel olarak belirlenmeli ve eğitim yöneticiliği profesyonelleştirilmeli.

    - Profesyonelleşmenin gerçekleştirilmesi ve bundan sonraki önerilerin sistematik bir yapıda ilerletilmesi için bir strateji ortaya konulmalı. Bu stratejide öğretmen yöneticisinden beklenen özellikleri kapsayacak amaç ve eylem bütünselliğinin korunmasına dikkat edilmesi gerekiyor.

    - Öğretmenlik ve yöneticiliğin farklı meslekler olduğu kabulünden hareketle, iyi yönetici olmadığı tespit edilen kişilerin öğretmenliğe yöneltilmesi doğru bir yaklaşım değil. İyi bir öğretmenin iyi bir yönetici olmayacağı aşikar olduğundan, iyi yönetici olmayan kişilerin de öğretmen olması sorgulanmalı.

    Okulda herkes kendini güvende hissetmeli

    - Okul ortamı içerisindeki tüm öğrenci, öğretmen, yönetici ve diğer personelin kendini güvende hissettiği, huzurlu ve mutlu olabildiği bir ortam sağlanır.

    - Sadece okul içerisindeki kişiler tarafından değil, aynı zamanda okul dışında yer alan paydaşlar tarafından da okul güvenli, huzurlu ve mutlu bir ortam olarak algılanır.

    - Okul içerisinde ve çevresinde tüm fiziksel güvenlikle ilgili önlemler alınır. İlgili sorunların tespiti için çaba harcanır, inceleme yapılır, çözüm süreci oluşturulur. Bunun için özellikle eğitim yöneticileri ile veliler, okulun içerisinde bulunduğu bölgedeki kişiler ve kurumlar arasında ileri düzey ilişki yapıları oluşturulur.

    - Güvenliğin korunmasında herkese aktif rol düşer.

    - Doğal afet ve oluşabilecek acil durumlar karşısında uygulanacak güvenlik planı vardır ve önceden tüm paydaşlar bununla ilgili olarak bilgilendirilir.

    - Okul içerisindeki suçlar, şiddet, disiplin, devam ve okul terk, vandalizm, uyuşturucu, silah ve alet kullanımı; depresyon, intihar gibi psikolojik sorunlar; taciz, istismar ve ihmal gibi konularda sorun tespit, çözüm ve destek süreçlerinde başvurulacak yaklaşım ve uygulamalar önceden basamkalandırılır. İlgili kişiler, göstergeler ve ortaya konacak yaklaşımlara hâkim olabilmek için profesyonel olarak yetiştirilir.

    - Tüm öğrencilere eşit yaklaşılır. Hiçbir öğrenci belirlenen kural ve davranışlardan muaf değildir.

    TEDMEM’den, Milli Eğitim Şurası’na öneri: Sınav odaklı sistem değişmeli "19. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI" YARIN TOPLANACAK

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı