Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

TEDAVİYE DİRENÇLİ HİPERTANSİYONDA YENİ UMUT

Sevgili okurlar bu hafta konumuz hipertansiyon tedavisinde ‘Renal Denervasyon’ (yani böbreğin sinirlerini duyarsızlaştırma...)

Bu yöntem tıpta yeni bir uygulamadır ve hipertansiyonun tedavisinde kullanılan ilaç sayı ve dozunu azaltabilecek, belki de önümüzdeki yıllarda tedavide ilk seçenek olabilecek bir yöntemdir.
Hipertansiyon Türkiye’de erişkinlerin üçte birinde kaşımıza çıkan bir hastalıktır. Yaş 50’nin üzerine çıktığında ise durum daha da dramatik bir hal alır ve her iki kişiden biri hipertansiyon hastası olarak karşımıza çıkar. Bunun yanısıra ülkemizde hastaların yarıdan fazlası yüksek tansiyon olduğunun farkında bile değildir. Bunun nedeni de maalesef hastalığın herhangi bir şikayete yol açmadan sinsi bir şekilde ilerlemesidir.
Öte yandan hipertansiyonun tedavisi ise çok zor ve uzun süreli bir tedavidir. Hatta hipertansiyon tanısı konmuş 4 hastanın ancak 1’inde tansiyonu normal sınırlarda tutulabilir çünkü hastaların tedaviye ve uzman önerilere uyumu çok iyi değildir.
İşte bu hafta gerçekten çok zor olan hipertansiyon tedavisinde tedaviyi belki de bir nebze kolaylaştıracak renal denervasyon yöntemini ele alacağız ve köşemizde bu yöntemi uygulayanlardan biri olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji ABD öğretim üyesi Prof. Dr. Eralp Tutar’ı konuk edeceğiz. Sizlerden gelen mailler doğrultusunda bu ilginç ve yeni yöntemle ilgili merak edilenleri Dr. Tutar’a sorduk, o da cevapladı. 

*Hocam öncelikle çoğumuzun korkulu rüyası olan hipertansiyon illeti nedir?

Vücudumuzda dolaşan temiz kanın atardamarlarımıza uyguladığı basınç belli bir seviyenin üzerine çıkarsa biz bu duruma hipertansiyon yani yüksek tansiyon diyoruz. Yüksek tansiyonu önemsiyoruz çünkü hastalarımızda kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, felç gelişme ve ölüm riski artıyor. Büyük kan basıncı değerinin 140, küçük değerin ise 90 mmHg’nin üzerinde olması durumunda hipertansiyon tanısı konuyor. 

*Hipertansiyon hastasında kan basıncını düşürelim istiyoruz, peki hangi değerlere kadar düşürmemiz gerekiyor?

Yüksek tansiyon hastalarımızda öncelikli hedefimiz büyük kan basıncı değerini 140 mmHg’nin, küçük kan basıncı değerini de 90 mmHg’nin altında tutabilmek olmalı. Şeker hastalarında ise küçük kan basıncı değerinin mutlaka 85 mmHg’nin altında olması isteniyor. Kan basıncını 120 mmHg (büyük)/80 mmHg(küçük) rakamlarına düşürdüğümüzde ideal kan basıncına ulaşmış oluyoruz. Bununla birlikte, seksenli yaşlarında olan hastalarda büyük kan basıncı değerinin 140-150 mmHg arasında olmasını makul kabul edebiliyoruz.

*Hipertansiyon tanısı konmuş kişide ilaca başlamadan önce ne gibi tavsiyelerde bulunuyorsunuz?

Beslenme alışkanlığımız ve yaşam tarzımız kan basıncımızı direk etkiliyor. Sebze ve meyvedan zengin, tavuk, balık ve yağsız etli yemeklerin ağırlıklı olduğu bir beslenme alışkanlığı edinmemiz gerekiyor. Doymuş yağ ve şekerli besinlerden de uzak durmalıyız. Obez, aşırı tuz, yoğun alkol tüketen ve sigara içen bireylerde kan basıncı yükseliyor. Düzenli egzersiz yapılması ideal kilomuzu korumanın yanı sıra kan basıncımızı kontrol altında tutmamızı da kolaylaştırıyor. Ayrıca eklem ve kas ağrılar için kullanılan bazı ağrı kesici ilaçların tansiyonu yükseltebileceğini de bilmemiz gerekir. Bir de şifalı olarak bilinen meyan kökü, efedra otu, turunç, Sibirya ginsengi gibi ot ve meyvaların kan basıncını yükseltici etkilerinin olduğunu bilmemizde fayda var.

LİMON SUYU VE SARIMSAĞI ÖNERMİYORUZ
 
*Aşırı tuz tüketilmemesi gerekiyor diyorsunuz. Nedir bunun ölçüsü?

Amerikan Kalp Cemiyeti günlük tuz tavsiyesini 4 gramda sınırlarken, Dünya Sağlık Örgütü 6 gramı geçmemesini tavsiye ediyor. Avrupa Kalp Cemiyeti tarafından bu ay yayınlanan kılavuzda ise günlük 5-6 gram tuzun makul olduğu ifade ediliyor. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin yaptığı araştırma verilerine göre Türkiye’de kişi başı günlük tuz tüketimi 15 gram. Yani önerilen miktarın neredeyse üç katı fazla tuz tüketiyoruz. Bir “silme” yemek kaşığı tuzun 10 gram olduğunu düşünürsek günlük tuz tüketimimizin yaklaşık olarak yarım ‘silme’ yemek kaşığını, ya da bir ‘silme’ tatlı kaşını geçmemesi gerekir.

* “Tansiyonum yükseldi, bir kaşık limon suyu içtim, iki diş de sarımsak yedim, kendime geldim” diyen hastalarınız mutlaka oluyordur. Bunların tansiyonu düşürücü etkisi gerçekten var mı?

Limon suyu içme, özellikle Akdeniz toplumunda tansiyon düşürücü etkisi olduğu düşünülen bir yaklaşım. Ancak, limon suyu içmenin zannedildiği gibi kan basıncı düşürücü etkisinin olmadığı pek çok çalışmada gösterilmiş. Tuz kısıtlaması yapmakta zorlanan hastalarımıza tedavi amaçlı değil ama benzer ekşi tadı vermesi sebebiyle limon suyu kullanmalarını önerebiliriz. Sarımsak kan basıncında 8-10 mmHg gibi az bir miktar ve geçici bir düşme yapabiliyor. Ancak, elimizde etkinliği kanıtlanmış ilaç seçenekleri varken sarımsak sevmeyen ya da ağız kokusu sebebiyle kullanmak istemeyen hastalarımıza azıcık bir düşme sağlanacak diye sarımsak önermemiz doğru olmayacaktır. Kaldı ki bazı araştırmalarda bu düzeyde bile kan basıncı düşürücü etkinin olmadığı gösterilmiş. Ayrıca limon suyu, sarımsak gibi önerilerin hastanın almakta olduğu bazı ilaçların etkisini azaltabileceği veya artırabileceğini de göz önünde bulundurmalıyız. Örneğin, kan sulandırıcı (warfarin) alan bir hastada sarımsak yemek kanın istenen düzeyin daha da üzerinde sulanmasına ve istenmeyen kanamalara sebebiyet verebilmekte.

*Bazı hastalardan sürekli duyuyoruz. “Şu kadar ilaç alıyorum, tansiyonum hala yüksek” Bunun sebebi nedir?

Yeterli sayı ve dozda ilaç tedavisine rağmen tansiyonun kontrol altına alınamamasının en sık sebebi kişinin “sağlıksız” beslenmesi ve “sağlıksız” yaşaması. Bu durum zaman zaman ilaçların yetersiz kalmasına yol açabiliyor. Ve tabi ki tedaviyi sonlandırma veya eksik uygulama dediğimiz hasta uyumsuzluğu bu kontrolsüzlüğün bir diğer sebebi.

RENAL DENERVASYON GELECEK VAAT EDİYOR

*Peki yaşam tarzına ve ilaç tadavisine harfiyen uyup da kan basıncını normale çekemediğimiz hastalara ne yapıyoruz?

Bu hastalar dirençli hipertansiyon hastası olarak kabul ediliyor. Bu hastaların almakta olduğu ilaçların yeterli sayıda ve dozda olup olmadığını yeniden gözden geçiriyoruz. Farklı etki mekanizmaları olan üç-dört adet ilacı yeterli dozda almalarına rağmen tansiyonu bir türlü düşüremiyorsak çok yeni ve gelecek vaat eden bir tedavi yöntemimiz var. Bu tedavi yöntemi ile böbrek damarlarındaki sinirleri bertaraf ederek kan basıncında düşme sağlayabiliyoruz. Bu yöntem “renal denervasyon” tedavisi olarak biliniyor.

* Böyle bir tedavi yönteminden pek çok hastanın haberi bile olmadığını düşünüyorum. Bu yöntemin etki mekanizması nedir ve nasıl uygulanıyor?

Renal Denervasyon dirençli hipertansiyon tedavisinde uygulanan yeni bir tedavi yöntemi. Beyinden böbreğe uyarı taşıyan sempatik sinir lifleri hipertansiyonun oluşumunda ve devamında önemli bir role sahiptir. Bu liflerle gelen uyarılar böbreklerde su ve tuz tutulumuna ve renin isimli hormonun salgılanmasına yol açıyor. Bu sinir aktivitesinin fazla çalışması hipertansiyonun kontrol altına alınamamasına neden olabilmekte.

* Peki bu tedavi en çok hangi hastalara uygulanıyor?

Bir tanesi idrar söktürücü olmak kaydıyla etki mekanizması farklı en az 3 tansiyon ilacı alan ve buna rağmen büyük kan basıncı 160mmHg’nın üzerinde olan hastalara uygulanmakta. Son yıllarda küçük hasta gruplarında yapılan araştırmalar bu yöntemin etkili olduğunu gösterdir. Türkiye’de de son iki yıldır bizim kliniğimizde ve başka merkezlerde Kardiyoloji uzmanları tarafından başarı ile uygulanmaktadır.Ancak bu işlem henüz sosyal güvenlik kurumu tarafından geri ödeme kapamında değildir ve hastalar kendi bütçeleriyle bu işlemi yaptırabiliylar.
 
OKUYUCUDAN DOKTORA

* Hocam 60 yaşındayım ve 20 yıldır hipertansiyon tedavisi alıyorum. Şu anda 3 çeşit ilaç kullanıyorum ve daha önceki araştırmalarda böbreğime bakılmıştı ve böbrek kökenli olmadığı söylenmişti tansiyonumun. Bu yeni yöntem bana da uygulanabilir mi, fayda görürmüyüm?
Kemal D.

Renal denervasyon, etkin dozda en az 3 farklı tansiyon ilacına rağmen kan basıncı düşürülemeyen hastalara önerilen bir tedavidir. Amacımız kan basıncını istenen düzeylere indirmek. İşlem sonrası ilaç sayısında azalma olması beklenmiyor. Renal denervasyon, böbrek damar tıkanıklığı olan hastalarda uygulanan bir tedavi yöntemi değildir. Sizin de böyle bir sorununuz olmadığına göre, tansiyonunuzu kontrol altına almak için mevcut ilaçlarınıza ilave olarak uygulanabilir.

*Sevgili hocalarım, ben 40 yaşındayım ve 10 yıl önce doğum sırasında gebelik zehirlenmesi ve tansiyon hastalığı geçirdim. Sonrasında tansiyonum hep 14-15 civarında çıkıyor. Bir çok doktor ilaç önerdi ama ben ilaç almak istemiyorum. Eğer bu uygulamanın bir riski yoksa acaba bana fayda verirmi ve ilaç kullanmadan tansiyonum düzelebilir mi?
Melike M.
 

Sizin kan basıncı değerleriniz normalin biraz üzerinde. Uygun beslenmenize, egzersiz yapmanıza ve tuz kısıtlamanıza rağmen kan basıncınız bu değerlerde kalıyor ise ilaç kullanmanız gerekir. Renal denervasyon, ilaç tedavisine alternatif değil en az 3 farklı tansiyon ilacına rağmen kan basıncı hala yüksek olan hastalara uygulanan ilave bir tedavi yöntemidir. Mevcut araştırmalar işlem riskinin düşük olduğunu ve kan basıncında 20-30 mmHg düşmeler olduğunu gösterse de henüz tedavide ilk seçenek olarak uygulanması tavsiye edilmemektedir. Teknolojisi sürekli yenilenen bu tedavi yöntemi belki de önümüzdeki yıllarda ilk seçenek olabilir.

KISACA ERALP TUTAR

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Kardiyoloji uzmanlığını Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda yaptı ve 1997 yılında uzman oldu. 1999 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Prof. Dr. Murat Tuzcu’nun direktörü olduğu Cleveland Klinik’te 7 ay süreyle girişimsel kardiyoloji ve damar içi ultrason eğitimi aldı. 2000 yılında kardiyoloji doçenti ünvanı alıp 2006 yılına kadar Ankara Üniversitesi‘nde doçent öğretim üyesi olarak çalıştı. 2006 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji profesörü kadrosuna atandı. Hala aynı fakültede Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmayı sürdürüyor.

SİZ SORUN UZMANLAR YANITLASIN

Önümüzdeki hafta konumuz toplumda en sık görülen baş ağrısı türü olan ‘kronik migren’ ve yeni tedavi yöntemi botulinum toksini yani botoks.
Kronik migren ağır ve orta şiddette yaşanan ve maalesef kişinin yaşam kalitesini oldukça düşüren bir ağrı tipidir. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda botoks tedavisi, FDA tarafından kronik migrene yönelik koruyucu tedavi seçeneği olarak onaylanmıştır. Önümüzdeki hafta ‘Sağlık Olsun’ köşemizde işte bu tedavi yöntemini uygulayanlardan ve konunun uzmanı TOBB ETÜ Hastanesi doktorlarından Nöroloji Uzmanı Dr. Akçay Övünç Özön’u konuk edeceğiz. Kronik migren tedavisi ve bu yeni tedavi yöntemiyle ilgili merak ettiklerinizi hafta boyunca jineklinik@senolkalyoncu.com adresinden bana ulaştırırsanız ben de sizler adına gelen maillerden derlediğim soruları Dr. Özön’e yönelteceğim.

X