Gündem Haberleri

GÜNDEM

    TBMM'de AB görüşüldü

    A.A.
    17 Ocak 2006 - 18:24Son Güncelleme : 17 Ocak 2006 - 18:40

    Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye'nin AB yolunda kararlılıkla yürüdüğünü belirterek, ”Bugün müzakere sürecinde Türkiye aleyhinde olanlardan, 8-10 yıl sonra hangileri aynı pozisyonda olacak” dedi.

    Babacan'ın, TBMM Genel Kurulu'nda gündemdışı söz alarak, Avrupa Komisyonu'nun yıllık çalışma programları ve Türkiye'nin AB sürecinde yaptığı çalışmalar hakkında bilgi vermesinin ardından, ANAVATAN, CHP ve AK Parti grupları adına da konuşmalar yapıldı.

    ANAVATAN Grubu adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Emin Şirin, Hükümet'in AB ile ilişkilerinin hayırlı bir görüntü vermediğini ileri sürdü. AB ile gelinen noktada mal ve hizmetlerin dolaşımında yaşanan eksikliklere karşın bir ilerleme sağlandığını, ancak müzakere sürecinde Türk vatandaşlarının serbest dolaşımının çok uzun vadelere yayıldığını ifade eden Şirin, bu konuda kararlı bir tutum sergilenmesini istedi.

    Devlet Bakanı Babacan'ın AB ile ilişkiler konusundaki sunumunun sadece teknik gelişmelere ilişkin olduğunu ve siyasi sorunlara hiç girmediğini savunan Şirin, Babacan'ın konuşmasında, Kıbrıs, Ek Protokol, Ermeni konusu, toprak mübadelesi ve ekümenlik konularına değinmemesini eleştirdi.

    Hükümet'in, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin “Louzidu kararını” kabul ederek Türkiye'ye büyük kötülük yaptığını ileri süren Şirin, “Türkiye'nin ordusunu işgalci olarak gören ve Öcalan'a pasaport verenlerle ortak olmanın yolunu açtınız. Aynı zamanda Ermeni ve Rumlara tazminat ödenmesinin de yolunu açtınız” dedi.

    Emin Şirin, konuşması sırasında bölücü örgüt elebaşı Abdullah Öcalan'ın İmralı'da yazdığı bir kitabı da göstererek, kitabın bandrollü ve izinli olarak basıldığını söyledi. AB sürecinin bölücülüğe hizmet etmemesi gerektiğini vurgulayan Şirin, AB yetkililerinin de bu kitabın Türkiye'de yazılıp yayınlanabildiğini görmeleri gerektiğini kaydetti.

    AB Komisyonu Başkanı ve Düzce Milletvekili Yaşar Yakış da konuşmasında, yapılan görüşmelerin, AB Komisyonu'nun hazırladığı 2006 yılı yasama ve çalışma programı ile bu programdaki faaliyetlere yönelik olduğunu söyledi.
    2006 yasama ve çalışma programının görüşülmesinin, “Avrupa Bilincinin Artırılması Projesi” çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirten Yakış, AB'nin, Avrupa kamuoyunu AB konusundaki gelişmelerle daha yakından ilgilendirmek için çeşitli inisiyatifler aldığını söyledi.

    Bu inisiyatiflerin artan ölçüde gündeme gelmesinin temel nedeninin, AB üyesi ülke kamuoylarında AB'ye yönelik olumsuz algılamalar ve AB kamuoyları üzerinde son genişleme dalgasının yarattığı rahatsızlıklar olduğunu belirten Yakış, “AB üyesi ülke vatandaşları, yaşamın her alanında karşılarına çıkan Birlik kararlarına kendilerini uzak hissetmekte, alınan kararların oluşumuna katılamadıklarını düşünmektedirler” dedi.

    Yakış, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye ile AB arasında tüm teknik ve siyasi sorunlar aşılsa bile, Türk ve AB kamuoyları kabul etmediği sürece Türkiye'nin AB'ye üyeliği gerçekleşemez. Bu gerçekten hareketle, parlamento olarak bizler de Türk ve AB kamuoylarına yönelik çalışmalara hız vermeliyiz.” 

    CHP Grubu adına söz alan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen de AB müzakere sürecinde, Türkiye'nin muhataplarının Türkiye kadar iyimser olmadığını ve tarafların müzakerelerle ilgili farklı değerlendirmelerde bulunduğunu söyledi.
    AB Dönem Başkanı olan Avusturya'nın, Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakmadığının bir sır olmadığını ve bazı Avusturyalı siyasetçilerin, Türkiye'nin üyeliğine kesinlikle karşı çıkarak, üyelik sürecinin tamamen durdurulmasını önerdiklerinin belirten Öymen, şöyle konuştu:

    “Bu gerçekleri görmezlikten gelemeyiz. Üstelik bazı Avrupalı devlet adamlarının, Türkiye'nin üyeliğinin onaylanması aşamasında halkoylamasına gidileceğini söylediklerini de unutmamalıyız.
    Önümüzdeki yıllarda Avusturya'daki bu eğilimin tersine döneceğine dair bir işaret gözükmemektedir. Diğer Avrupa ülkelerinde de Türkiye'nin üyeliğine karşı olanların oranı, destekleyenlerden çok fazladır. Son kamuoyu yoklamalarına göre, AB'ye üye ülkelerde yaşayanların ortalama yüzde 35'i Türkiye'nin üyeliğini desteklemekte, yüzde 52'si karşı çıkmakta, yüzde 13'ü kararsız bulunmaktadır.

    Bu tablo karşısında, Sayın Başbakan'ın, Sayın Dışişleri Bakanı'nın ve Sayın Devlet Bakanı Ali Babacan'ın iyimser demeçlerinin gerçekçi olmadığını söylemek zorundayız.”
    Avrupa Birliği yetkililerinin, özellikle Genişlemeden Sorumlu Komiser Olli Rehn'in son zamanlarda verdiği demeçlerin, “Türk Hükümeti'nin, üyeliğin gerektirdiği reform sürecini sürdürmekte yavaş ve isteksiz davrandığı” yolunda olduğunu öne süren Öymen, “Doğrusunu söylemek gerekirse, biz de Hükümet'in AB üyeliği sürecini hızlandırmak yönünde bir gayretine tanık olmuyoruz.”

    Görüşmelerde şahsı adına söz alan DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan da Devlet Bakanı Babacan'ın konuşmasını eleştirdi. Kandoğan, ”Sayın Bakan bize AB müzakereleriyle ilgili bilgi vereceğine, Başbakan'ın ulusa sesleniş konuşması gibi hükümet icraatlarını anlattı” dedi.

    Daha sonra yeniden söz alan Devlet Bakanı Babacan, Türkiye-AB ve Türkiye-Avrupa Konseyi ilişkilerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin AB konusunda artık geri dönülmez bir yolda olduğunu ifade eden Bakan Babacan, şunları söyledi:

    “Bu yolda attığımız her adımda gelen tepkiler moralimizi bozacaksa ya da hedeften uzaklaşmamıza neden olacaksa, bu doğru olmaz. Bu müzakere sürecinde Türkiye aleyhinde olanlardan, bu eleştirileri yapanlardan 8-10 yıl sonra hangileri aynı pozisyonda olacak. Türkiye'nin bu süreçte elde ettiği ya da edeceği kazanç ya da kayıplarla ilgili rakam telaffuz etmek doğru olmaz. Ama ben bu 3 yıllık süreçte sadece faizlerin düşmesinden dolayı, Türkiye'nin fazladan 100 katrilyon ödemediğini de söylemek isterim.” Bakan Babacan'ın konuşmasının ardından, AB konusundaki genel görüşme tamamlandı.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı