Gündem Haberleri

GÜNDEM

    TBMM Başkanı Çiçek: İlk konu tezkere olacak

    A.A
    12.09.2012 - 14:25 | Son Güncelleme:

    TBMM Başkanı Cemil Çiçek, terör konusunun 17 Ekim'den önce Meclis gündemine gelebileceğini belirterek, “Gönül arzu ediyor ki bu çok önemli bir müzakere olsun. Terör meselesini 1/1.000.000 ölçeğinde değil de 1/1.000 ölçeğine indirerek konuşabilsek. Alınan tedbirlerin sonuçlarını da iyi değerlendirerek, daha birlikte bir çözüm çabası içine girilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Çiçek, NTV'de canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Terör olaylarındaki artışla ilgili soruya Çiçek, Türkiye'nin uzun süreden beri terörün her türüyle mücadele eden, terörün hedefi ülke olduğunu belirterek, “Terör konusunu bu kadar zamandır yaşamış olmamıza rağmen terör olgusunu bütün boyutlarıyla değerlendirme yönünde çok fazla bir şeyimiz olmadı. Her defasında meydana gelen olayların güvenlik ve yüreğimizi yakan acıları üzerinde durduk. Terörü sadece güvenlik boyutu ve yüreğimizi yakan acılar kısmıyla değerlendirdiğimizde, işin bu boyutu eksik kaldı” diye konuştu.

    Bir süre önce Meclis Başkanı olarak değil, Cemil Çiçek olarak kamuoyuyla bazı fikirlerini paylaştığını hatırlatan Çiçek, şöyle konuştu:

    “Dünyada terör devlet sorunudur. Bunu böyle kabul etmediğimiz takdirde siyasi tartışmalar buradan başlıyor. Devlet sorunu olarak kabul ettiğimizde merkezinde Hükümet olmak üzere herkese düşen görevler var. Bu kadar zaman Türkiye'nin canını yakan olay, bana göre Türkiye'nin en önemli iki milli
    meselesinden biridir. Kıbrıs meselesi kadar önemli konudur terör. Milli mesele söz konusu olduğunda da partiler üstü algılanması, değerlendirmelerin de ona göre yapılması lazım. Partiler arası bir mesele gibi kabul edildiğinde siyasi tartışmaların konusu oluyor. Konuya benim partimin, sizin partiniz menfaati olarak değil partiler üstü anlayışla, milletin menfaati açısından bakmak lazım.”

    Çiçek, Afyonkarahisar'daki patlamayla ilgili, “İstihbarat zafiyeti, sabotaj iddiaları var. Bunların gündeme getirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, “Bu tartışımlara yapılabilir; tartışmamız nasıl, hangi üslupta, hangi platformda yaptığımız ve sonuçta bunlardan bir sonuç çıkarıp çıkarmadığımıza bağlı. Türkiye'nin en temel sıkıntılarından biri her konuyu konuşuyoruz ama hiçbirini sonlandırmadan başka gündeme geçiyoruz. Genellikle de bu tartışmalar, suçlama üslubu içinde yapılıyor. Bu tartışmaların sonunda gerekli dersleri çıkararak gerekli çözümleri ortaya koyarak sonuca varmamız gerekir” dedi.

    Dış boyutu bugüne kadar yetirince bilinmeyen flu bir konudan bahsedildiğini belirten Çiçek, “Kesinlikle Türkiye'deki terör eylemleri, dış politika ile dış boyutu, içeridekinden çok daha önemlidir. Bugün terörün çözümünde bu boyutu gözardı ederek, bu olguyu, belayı, hastalığı algılamak mümkün değildir” diye konuştu.

    “Konuya değil, konuşana bakıyorlar”

    Çiçek, çok fedakar, canını dişine takmış bir güvenlik gücü olduğuna işaret ederek, “Sayısı 3-5 binin üstesinden gelemiyor mu? Vatandaşın düz olarak sorduğu soru budur. Eğer siz güvenlik güçlerimizin, silahlı kuvvetlerimizin karşısına 3-5 bin kişilik terör örgütünü koyarsanız, rakamsal büyüklüktür, silah üstünlüğü vesaire nasıl oluyor da bunun üstesinden gelinemiyor diye bir güvensizlik, karamsarlık, endişe ortaya çıkıyor” dedi.

    Teröre karşı ortak mutabakat önerisine ilişkin, “Yaptığınızın karşı duruştan ziyade, siyasi partilerle görüşmemeniz, duruşunuzun Cumhurbaşkanlığı adaylığı iddialarıyla değerlendirilmesini nasıl görüyorsunuz?” sorusuna karşılık Çiçek, şu karşılığı verdi:

    “Türkiye'nin bir başka eksikliği... Bu bizim alışkanlığımız. Türkiye'nin bir alışkanlığı, konuya değil konuşana bakarlar. Konuşan ile ilgili olumlu olumsuz yargılar varsa, bunun üzerinden bir şey tartışılmış görünür. Ben tartışılırım, tartışılmaz bir insan değilim ama yürek yakan olay olmaya devam ediyor. Beni tartışırsanız elinize ne geçecek? Herkesin söylediklerinde doğrular olabilir ama bundan büyük resmi çıkarmamız lazım. Bu hiçbir hükümeti ve partiyi hedef alan bir şey değil, eleştirel yaklaşım değil. Arka arka cenazeler nedeniyle vatandaş, 'acımızı paylaşıyorsunuz bu sorunu bir araya gelin çözüm bulun' diyor. Bu çağrıların muhatabı siyaset kurumudur. Kim bir, beraber olacak, kim yan yana gelecek? Terör meselesinde kimin ne düşüncesi, katkısı varsa ortaya koysun ki
    istifade edelim deniliyor. Bir şey ortaya koyana da fikri değil de kendisini tartışırsanız, eski alışkanlığımız nükseder ve bir yere varamayız ve sonuçta da acılar sürmeye devam ediyor.”

    “Meclis açıldığında ilk görüşeceği konu...”

    Meclis açıldığında ilk görüşeceği konulardan birinin, hudut ötesi operasyonlara yetki veren tezkerenin olacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hükümet yetkinin bir yıl daha uzatılması talepte bulunabilecektir. O türlü bir yetkinin gerekçeleri ortadan kalkmamış görülüyor. 17 Ekim'de doluyor, 17 Ekim'den önce Meclis gündeminde yer alacak. Gönül arzu ediyor ki bu çok önemli bir müzakere olsun. Geçmiştekiler önemsizdi anlamında söylemiyorum. Tüm partilerimiz orada genel söylemler yerine, 'terör denilen beladan kurtulmanın yolu bana göre 1, 2 3, 4, 8, 9, 10', bir başkası dese ki 'bana göre de 12, 15 tedbir.' Bunların ortak noktalarını bulabilsek. Terör meselesini 1/1.000.000 ölçeğinde değil de 1/1.000 ölçeğine indirerek konuşabilsek....Alınan tedbirler sonuçlarını da iyi değerlendirerek, daha birlikte bir çözüm çabası içine girilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zaten siyasi partilerimiz de buna vurgu yapmış. Benimki bunlardan bir derleme. Geriye dönük bu işlere baktığımda böyle bir paralellik gördüm. Bunların daha etkin şekilde hayata geçirilmesinde birbirimize yardımcı olabiliriz. Bu konuyu devamlı konuşuyoruz. Bir kez daha özel gündem konusu olarak, 17 Ekim'den önce Meclis'in gündemine gelebileceğini düşünüyorum. 'Ben olsam bu meselede şu tedbirleri alırım' diye daha somut tedbirler üzerinden bir şey yapılabilirse... Bu arayışa neden ihtiyaç oluyor? Biz etnik, bölücü, ayrılıkçı terörle 30 yıldır uğraşıyoruz; diğer terör örgütleri ise biraz daha eski. Bu kadar sene terörle uğraşıp da bunun bilimsel temelleri üzerinde yapılmış araştırma yok. Şu an 48 araştırma var. Önemli kısmı da polis akademisi ve Genelkurmay'ın, yani güvenlik bürokrasinin araştırmaları. Bir üniversitemizde faaliyet başladı, üniversitelerimizde terör enstitüsü bile yok, üniversitelerimizin araştırması bile yok. Terör sadece güvenlik güçlerinin uğraştığı bir sorun olarak mütalaa edilip, işin bilimsel ve başka boyutları üzerinde durulamadıysa, bu bir tespittir.”

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı