Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Tayyip Fransız olsaydı

    Gila BENMAYOR
    23 Ekim 1997 - 00:00Son Güncelleme : 23 Ekim 1997 - 00:01

    Yağmur, Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan'ı fena vurdu. Necati Doğru'nun ifadesiyle Tayyip Erdoğan efsanesi yarım kova suda eridi. Herkes Erdoğan'a yüklendi.

    Tayyip Erdoğan Fransa'da belediye başkanı olsaydı başı bu denli belaya girmeyecekti... Nereden çıktı şimdi bu demeyin.

    Nouvel Observateur Dergisi bir anket yapmış. Halkın politikacılara duyduğu güven yüzde 29 oranında. İlk sırada yüzde 83 ile bilimadamları geliyor. Gazeteci, aydın, sendikacı, şirket yöneticilerinin de dahil olduğu listede politikacılar en son sırada.

    Yani Fransızlar politikacılardan ümidi kesmişler.

    Yalnız ortada Tayyip Erdoğan'ı yakından ilgilendiren bir nokta var.

    Fransız politikacılarının içinde bulundukları utanç verici durum belediye başkanları için geçerli değil. Fransızlar ‘‘politikacılar ne işe yarar’’ diye sorarken belediye başkanlarını ayrı tutuyorlar. Merkezden daha bağımsız hareket edebilen belediye başkanları hem halka daha yakınlar, hem de hizmette kusur etmiyorlar.

    Tayyip Erdoğan bir Fransız kentinde belediye başkanı olsaydı eğer, ilk yağmur felaketinden hemen sonra önlemlerini zorlanmadan alabilecekti.

    Mazgalları temizletecek, yolların eğilimlerini kontrol edecek, sualtında kalan binaları temizlemek için yeni pompalar devreye sokulabilecekti.

    Danışmanları global ısınma yüzünden iklimde birkaç yıldan beri önemli değişiklikler yaşandığını, sele karşı dikkatli olunması gerektiğini muhakkak kulağına fısıldayacaklardı.

    İstanbulluların evlerde ve yollarda mahsur kaldığı gün Tayyip Erdoğan 32. Gün'deydi. Bir ara Alibeyköy'ü ziyaret eden Çevre Bakanı İmren Aykut telefonla programa katıldı. Tayyip Erdoğan, Çevre Bakanı'nın Alibeyköy'deki bazı uygulamalarını eleştirmesine sinirlenmiş olacak Aykut'un çevre bilgisinin yeterli olmadığıni ima eden sözler sarfetti. Çevre Bakanı asla lafların altında kalmadı. Cevabını verdi. Tansiyon gerildi. Canım sıkıldı ve zapping yaparken Fransız TV5 kanalına takıldım.

    Yağmur felaketinden, karşılıklı atışmalardan sanat ve kültüre yatay geçiş yapınca bir anda dünyam değişti. Fransız gazeteci Bernard Pivot'nun Mısırlı iki konuğu vardı. İstanbul Film Festivali'nde hemen hemen her yıl bir filmi gelen yönetmen Yusuf Şahin ile BM eski genel sekreteri Butros Gali.

    Yusuf Şahin, kıpır kıpır yerinde duramayan, sürekli kahkahalar atan bir adam. Ona bakılırsa hayatı şantaj ve sahtekarlıkla geçmiş. Babası sinema okumasına izin vermeyince balkondan atlamak tehdidinde bulunmuş. Sabahın beşinde üzerinde çalıştığı senaryoyu bitirince müziği açıp nasıl dansettiğini, filmlerini binbir hileyle İslamcıların baskısı altındaki sansür kurulundan nasıl geçirdiğini anlatıyor. Butros Gali daha sakin. Diplomat ağırbaşlılığıyla, Şahin anlattıkça o gülüyor. Pivot, Yusuf Şahin'e ‘‘Hıristiyansınız değil mi’’ diye sordu. Evet yanıtını alınca Kıpti olup olmadığını sordu bu kez. Yusuf Şahin ‘‘Aman Allah korusun’’ anlamına gelen bir işaret yaptı, Kıptilerle arasının pek iyi olmadığını söyledi. Karşısındaki Kıpti Butros Gali yine güldü. Hiçbir alınganlık yapmadı.

    Keşke programı Tayyip Erdoğan da izleseydi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı