Gündem Haberleri

    Tayyip Bey jakoben midir?

    Hürriyet Haber
    28.03.2005 - 18:11 | Son Güncelleme:

    Yavuz Donat değişiklik olsun diye (!) Süleyman Demirel ile röportaj yapmakta. Konu ‘Derin Devlet’. Pazartesi günü aralarında Türk siyasetçilerinin jakobinizmi konusunda şöyle bir konuşma geçiyor:

    Y.D. : Sayın Demirel... Jakoben düşünceden bahsediyordunuz.

    S.D. : Jakoben idare... Yani, siyasi iktidarın yetkiyi kimseyle paylaşmak istememesi. İktidar benim, her şeye ben karar veririm demesi.

    Y.D. : Bu jakoben düşünce.

    S.D. : Evet... Millet iradesini ben temsil ediyorum, yönetimde son söz benim felsefesi... Jakoben inanış. Bu inanış ülke yönetimini bir yerde zorlaştırdı... Zira çok partili yaşama girildikten sonra bir kurullar devleti ile karşı karşıyasınız... Devletin yönetimi adeta paylaşılmıştır. (...)

    Y.D.
    : Sayın Demirel... Yani "millet bana yetki verdi, istediğimi yaparım, yetkiyi kimseyle paylaşmam" felsefesi, jakoben yaklaşım.

    S.D. : Evet.

    Y.D. : Geçmişte bu havaya girenler oldu mu?.. Adnan Menderes?.. Siz?

    S.D. : Evet, hep girdik... Adnan bey de jakobendi, ben de jakobendim.

    Y.D. : Ve geldik bugüne... Bugün Türkiye'yi yöneten siyasi iktidar için ne diyorsunuz?

    S.D. : İyi niyetli oldukları kesin... Ama kendi siyasi iktidarlarını anlayış felsefeleri jakoben.

    Y.D. : Tayyip bey?

    S.D. : Evet!

    <ı>(Sabah, 28 Mart)

    Yani, Süleyman Demirel diyor ki: Adnan Menderes de, ben de jakobendik. Recep Tayyip Erdoğan da öyle...

    *

    Demirel, jakobenliği ‘siyasi iktidarın yetkiyi kimseyle paylaşmak istememesi’ şeklinde tarif ediyor, ki doğrudur ama eksiktir.

    Jakobenlik, Haziran 1789’da kurulan 1794’te lağvedilen Jakobenler Kulübü’nün savunduğu, Fransız Devrimi sonrası, ‘Terör’ günlerinde kuramcısı Maximilien de Robespierre tarafından hayata geçirilen bir yönetim anlayışıdır.

    Robespierre’in jakobenliği, ‘aşırı merkeziyetçi / aşırı demokrat’, dolayısıyla ‘özgürlüklerin diktatörlüğü’ şeklinde tanımlanır. Fransız Cumhuriyetçiler’in bugün de savundukları bir duruştur. Bugün ‘pejoratif’ bir anlamı da vardır: Bütün kararların Paris’te alındığı, aşırı merkeziyetçi, güçlü, koruyucu devlet modelidir.

    Ancak sözlükler ‘jakoben’ sıfatının karşısına hâlâ ‘tam demokrasi taraftarı’ diye de eklerler.

    Demirel ‘aşırı merkeziyetçi / ben merkezli siyasetçi’ anlamında tarif ederken (... “Yani, siyasi iktidarın yetkiyi kimseyle paylaşmak istememesi. İktidar benim, her şeye ben karar veririm demesi”) işin bu ‘aşırı demokratlık’ tarafını gözardı ediyor.

    Adnan Menderes ‘demokrat olduğu için’ darbeyle devrilmedi, Erdoğan’ın da ne kadar demokrat olduğunu zaman gösterecek...

    *

    Benim ilave etmek istediğim başka. “Fransız iktidarının, Fransa Devleti’nin jakoben yapısı Türkiye ile benzerlik göstermekte midir? Böyle bir Devlet, reform yapabilir mi?”

    Erdoğan da (aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş modeli de) Süleyman Demirel’in iddia ettiği gibi jakobense, Türkiye, AB için gerekli reformları yapabilir mi?

    Breh breh breh!.. dediğinizi duyar gibiyim.

    Hayır korkmayın, derin sosyolojik ve siyasî analizlere dalacak değilim.
    <ı>
    Müsaade ederseniz bu konuya aşağıda devam edelim!

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı