"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Tayyip Bey için yeni döneme uyum rehberi

* Lütfen kendinizi “koskoca başbakan” olarak konumlandırmaktan behemehal vazgeçiniz... “Sen kimsin ya... Tutmuş koskoca Başbakan’a laf ediyorsun” türünden çıkışlarınız, yeni dönemde size yönelen antipati katsayısını binle çarpmaktadır.

* Türlü hilelerle, oyunlarla bastırılmış gazeteciler, bir gün en küçük bir umut ışığı gördüklerinde bir anda o umudun üstüne çullanıverirler... Bunun için “patron emri” ya da “grup kararı” falan gerekmez... Gazeteciler üzerinde kurduğunuz dolaylı ya da doğrudan baskıları hemen gevşetiniz.
* Eskiden durum şöyleydi: Siz periferiden gelen bir uyumsuzdunuz... Ama şimdi iş değişti... Siz merkeze yerleşmiş bir “lort” gibisiniz maşallah! Yeni gelen “adam” ise Etro gömlekle falan durumu toparlayacak halde bile değil... Dolayısıyla “nereden geliyorum / nereye gidiyorum” sorusunu kendinize sormanızın tam zamanıdır.
* Eskiden size “teneke” derlerdi... Siz de “halkımın içinde teneke olmak benim için şereftir” derdiniz... Şimdi ise siz “teneke” diyorsunuz... Karşınızdaki çıkmış “Havuzlu villada altın olmaktansa halkımın içinde teneke olmaya razıyım” diyor... Altı fena halde çizilmiş bu “rol değişimi” üzerine iki dakika düşünmeye ne dersiniz?
* Sizden daha güçlü olanların sizi engelleme çabaları karşısında direndiniz. Mazlumun hakkı için “Bir dakika! Bir dakika!” diye haykırdınız. Mağdur konumunda iken tırsıp kaçmak yerine delikanlıca çıkışlar yaparak milletin gönlünü fethettiniz... Ama devran değişti... Artık tek egemen sizsiniz... Ve artık “delikanlıca çıkışlar”, halk tarafından “Başbakan bize höt zöt yapıyor” diye algılanıyor... Yani ezberinizi gözden geçirmenizin tam zamanı...
* Baykal öngörülebilirdi... Oy alma kapasitesi de belliydi... Fakat Kemal Kılıçdaroğlu denilen zat, pek öyle öngörülebilir değil... Oy alma kapasitesi de kestirilemiyor... Yani artık karşınızda “ne deseniz giden” bir Baykal yok... Dolayısıyla artık büyüklenme ve efelenme üslubuyla işi götürmeniz çok zor.

Manşet dediğin nedir ki

MANŞETİN bir değeri olsaydı...
Tayyip Erdoğan muhtar bile olamazdı.
Manşetle gelinseydi...
Şimdi Mehmet Ali Bayar, sekiz yıllık iktidarının keyfini sürüyordu.
Manşetle gelinseydi...
İsmail Cem kesin başbakan olmuştu.
* * *
Hiçbir manşet tek başına... Heyecan yaratmaz, coşturmaz, sirayet ettirmez, kabaran bir dalga çıkarmaz, gözleri parıldatmaz, sokaklarda hava estirmez, slogan attırmaz, rahatlatmaz, ürkütmez, korkutmaz, marş söyletmez...
Kitleyle “büyülü bir bağ” kuramamış adamın tekini, istediğin kadar parlat, istediğin kadar gazla, istediğin kadar manşetlere taşı...
Tek bir kıvılcım bile çaktıramazsın.
Ama ortada öyle ya da böyle “tuhaf bir tılsım” yaratmayı başarmış adam varsa...
İster “Muhtar bile olamaz” diye manşet at, ister her gün manşetten gazla...
Fark etmez/bu araba buraya park etmez.

Ben yazmadım

GÜN tezviratçının günü ya... Şimdi de “Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kurultay konuşmasının metnini Ahmet Hakan yazdı” diye bir havadis üfürmüşler.
O konuşmayı ben yazmadım.
Ben yazsaydım...
Konuşma metnine retoriğe kaçsa da, “Kürt kardeşlerimin sorunu benim sorunumdur” türü bir cümle mutlaka eklerdim.
Ben yazsaydım...
Sadece merdiven altlarında çalışan türbanlı kızların derdini vurgulamaz, aynı zamanda üniversitelerde okuyamayan türbanlı kızların da derdine vurgu yapardım.
Ben yazsaydım...
Konuşma metnine “CHP asker partisi değildir... Asker gölge ederse karşısında bizi bulur... Biz halkın oylarıyla iktidara geleceğiz” diye cümleler yazardım.
Ben yazsaydım...
Ergenekon sanıklarının çektiği çilelerden söz ettiğim gibi, Veli Küçük’lerden, darbe planlarından, Danıştay cinayeti kumpaslarından, Ümraniye’de ele geçirilen bombalardan falan da söz ederdim.

Tiksinti duygusu

İKTİDAR sahibinden maaş alan...
İktidar sahibi tarafından göreve getirilen...
İktidar sahibine tiraj ve reyting hesabı veren...
Bazı gazeteci bozuntularının...
“Ayağa kalktı”, “sandalyeye çıktı”, “alkışı bastı”, “güldü”, “heyecanlandı”, “gaz verdi” diye yazıp çizdiklerini gördükçe...
Şeytan diyor ki: Git bir kıyı kasabasına yerleşip balıkçılık yap...

Derin AK Parti’den gizli bilgi veriyorum

KRALDAN çok kralcıları, kifayetsiz savunmacıları, bodoslama giden gazetecileri, göze girmek için çabalayanları falan bir tarafa bırakırsak...
AK Parti’deki “sağduyulu” nabız şöyle atıyor:
BİR: Kemal Kılıçdaroğlu’nu ne küçümseyelim, ne de gözümüzde büyütelim. İktidarı elimizden alamaz ama CHP’nin oylarını artırır.
İKİ: Başbakan Erdoğan’ın biraz daha serinkanlı olması gerekir... İlk günden itibaren Kılıçdaroğlu’na vurarak telaşa düştüğü izlenimini verdi.
ÜÇ: Kılıçdaroğlu’nun ciddiye alınır bir alternatif olarak ortaya çıkması, umarız Tayyip Erdoğan’ın kendine çekidüzen vermesine yol açar... Mesela partiyi esip savurarak idare etmekten vazgeçmesi çok iyi olur.

X