"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Taylandlı olsaydın, doğum gününde kimse sana hediye almıycaktı!

Bütün kültürlerde renk diye bir kavram var. Hepsinin ilk isimlendirdikleri renkler, beyaz ve siyah. Hepsi üçüncü olarak kırmızıyı ekliyor.

Bütün insanlar, doğuştan kör bile olsalar, korku, tiksinti, mutluluk, memnuniyet, kızgınlık, üzüntü, gurur ve utanç anlarında surat ifadeleri aynı.
Dünya üzerinde yaşayan herkes, zamanı geçmiş, şimdi ve gelecek olarak üçe ayırıyor. Hemen hemen herkes, taş devrinden kalma bir refleksle en çok yılandan ve örümcekten korkuyor.
Bütün kültürlerde sanat yapılıyor. Ve hepsi, tecavüz ve cinayetin kabul edilemez olduğunda hemfikir. Hepsi uyum ve huzur düşlüyor, Tanrı’ya inanıyor.
“Human Universals” (İnsanın Evrenselleri) adlı kitabında Donald E. Brown bu listeyi uzattıkça uzatıyor.
Mesela bütün çocuklar, nerede doğmuş olurlarsa olsunlar yabancılardan korkar, şekerli suyu şekersiz suya tercih ederler. Hepsi hikayelerden, mitolojiden ve özlü sözlerden zevk alır.
Bütün kültürlerde erkekler daha saldırgan ve kadınlara nazaran daha uzak yerlere seyahat ediyorlar. Kocalar, eşlerinden yaşça büyük.
Her yerde insanlar statülerine göre sınıflandırılıyor. Herkesin ait olduğu bir grup var ve dünyayı ‘grup içi’ ve ‘grup dışı’ olarak ikiye ayırıyor. Ve bütün bunları hepimiz farkında olmadan yapıyoruz.
Bütün bu benzerliklere rağmen, hepimizi kucaklayan evrensel bir kültür yok. Kültürler özel ve türlü türlü.
Almanya’da yazılan oyunların trajik ya da mutsuz bitme ihtimali Amerika’dan üç kat fazla. Hindistan ve Pakistan nüfusunun yarısı “Aşık olmadan da evlenebilirim” diyor.
Londra’da kahve içen çiftler, birbirlerine çok az dokunuyor. (Ben oraya gidip bunun değiştirilmesine ön ayak olabilirim.) Paris’teyse kahve başı dokunuş sayısı 110! San Juan’da, Puerto Rico’da 180! (Aklıma Vaya Con Dios’un “Ay ay ay ay ay ay Puerrrto Rrico” şarkısı geldi.)
Asyalılar’ın sırtları batılılar kadar çok ağrımıyor ama onların da başında ‘koro’ diye bir illet var. Ne olduğunu ve nasıl geçtiğini merak ediyorsanız internete bakın. (Belki bir gün Serdar Turgut yazar.)
Hepimiz tekiz ama aynı zamanda hepimiz biriz de. Tekiz ve biriz ama kültürel farklılıklarımız da var.
Geçenlerde Taylandlı arkadaşım Jiap’la konuşurken, “Siz Tayland’da doğum günlerini nasıl kutluyorsunuz?” diye sordum. “Biz doğum günümüzde sizinki gibi hediye almıyoruz, hediye veriyoruz” dedi.
O gün, Tanrı’nın onlara bir hediyesi olan hayatı kutlamak için, tapınağa gidip fakirler için kıyafet, yemek, hediye bırakıyorlarmış. Yakalanmış olan bir hayvanın kaderini değiştirerek onu serbest bırakıyorlarmış.
Bizse, “İyi ki doğdum değil mi ama hadi biraz alışveriş merkezlerine dağılın da seveceğim bir şey bulun ve doğumumu kutlayın” diyoruz.
Hayattan insanlardan alıyoruz biz, hayata insanlara veriyor onlar.
Kültürü bir an unutsak, insanlıkta buluşsak, sizce hangisi ‘iyi ki doğdun’a daha çok yakışır? 

X