Bizim sucukları her gün ben test ederim

Güncelleme Tarihi:

Bizim sucukları her gün ben test ederim
Oluşturulma Tarihi: Ekim 13, 2016 09:27

Avrupa’da ‘Türk sucuklarının duayeni’ kabul edilen Egetürk’ün kurucusu Burhan Öngören’in işin başına getirdiği yeğeni Ahmet Eden, işine sımsıkı sarılan, bilgili, görgülü ve iş hayatında dayısını örnek alan, Öngören Ailesi’nin ikinci kuşak temsilcilerinden biri. Egetürk’ün Köln yakınlarındaki Chorweiler semtindeki dev entegre tesisinde sohbet havasında geçen görüşmede Ahmet Eden, Hürriyet’in sorularını yanıtladı. Ahmet Eden, futbol dışında dayısı Burhan Öngören ile her konuda anlaştığını söylüyor. 1968 doğumlu ve İzmir Karşıyakalı olan Eden, İzmir Atatürk Lisesi’nde orta ve lise öğreniminden sonra 1989’da Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu. 1994’te Almanya’ya gelerek, Egetürk’te satış organizasyonunu yöneterek tecrübe kazanan Eden, 2004 yılında bu yana da Egetürk’ün bir numarası.

Haberin Devamı

TİCARET yapmak nereden aklınıza geldi?

Aklımda hiç ticaret yoktu aslında. Ama mühendislikle ticaretin çok yakın olduğunu, ticarete girdikten sonra anladım. Daha sonra Almanya’ya, Egetürk’ün kurucusu olan dayım Burhan Öngören’in yanına geldim. Onlar beş kardeşler. Annem en küçükleri, onun bir büyüğü de Burhan dayım. Beraber büyümüşler. Dayımın görevi zaten anneme bakmakmış. Çok iyi anlaşıyorlarmış. Yeğen de dayıya benzer derler ya, ben de dayı kılıklı oldum. 1989’da Almanya’ya gelip Almanca kursuna yazıldım. Daha sonra Türkiye’deki işi kurmayla ilgilendik. Ama işler istediğimiz gibi yürümeyince, 1994’te tekrar Almanya’ya geri döndüm.

Ve 1994’te Egetürk’ün satış müdürlüğüne atandınız. Dayınızla ilişkileriniz nasıl?

Satış müdürlüğünden sonra dayımdan 2004’te şirketi devraldık. Duayenimiz olan dayımın her gün şirkete gelip bizimle konuşması bize güç veriyor ve bizi onurlandırıyor. Ondan devraldığımız bayrağı en iyi şekilde taşımaya çalışıyoruz. Dayım çok yönlü bir insan. Kendisi sadece işini bilen bir işadamı değil, iyi bir baba, iyi bir doğa sevdalısı, iyi bir sanat sevdalısı. Her şeye çok değer verir. Doğayı çok sevdiği için burada Ege’den getirttiğimiz zeytin ağacı var. Kendisi balık ve kuşlar beslemiş. En büyük sanat eseri de Egetürk sucukları olmuş.

Haberin Devamı

Bayrağı başarılı bir şekilde taşımanızın arkasında yatan hayat felsefeniz, çalışma prensipleriniz neler?

Zorlukları gözümde çok büyütmem, bunların aşılabileceğine inanırım. Hayat felsefesi olarak, Türklerin gözüpekliğini, insancıllığını, sıcaklığını, Almanların disiplin ve dakikliği ile çalışma prensiplerini harmanlamaya çalışırım.

En büyük zaafiyetiniz?

(Gülerek) Her şeyin kusursuz olmasını arzu ederim. Bu bağlamda mükemmeliyetçiyimdir. Her şeyin düzgün ve temiz olmasını istiyorum. En ufak bir aksaklık gördüğümde rahatsızlık veriyor. Bu da zaman zaman sıkıntı yaratabiliyor.

Aile şirketi Egetürk’ü ilerde teslim edeceğiniz yeni nesli yetiştiriyor musunuz?

Evet yetiştiriyoruz elbette. Evli ve bir çocuk babasıyım. 20 yaşındaki oğlum ABD’de bilgisayar mühendisliği okuyor. İnşallah ilerde iyi bir bilgisayar mühendisi olur da, fabrikamızı daha da modernize eder. Bizde bayrağı, hak eden devralır. Burhan Bey de aynı yaklaşım içindeydi. ‘Ben artık kenara çekiliyorum, bu işi sizin yürütmenizi istiyorum’ diyerek şirketi ortanca kızı Deniz Hanım ve bana devretti. İkimiz de bu şirketi daha nice 50 yıllara başarıyla götürmeyi hedefliyoruz.

Haberin Devamı

Kendinize kimi örnek alıyorsunuz?

(Hiç düşünmeden) Eee Burhan Bey tabii ki. Bizim karakterlerimiz ve düşünce yapılarımız birbirine benziyor. O da benim gibi, ağır kanlıdır. Daha düşünerek hareket eder. Yani önce düşünür, sonra konuşur, temkinlidir. Her şeyi yapayım veya bilmediğim işlere gireyim diye hevesli değildir. Bu açıdan da biz birbirimize çok benziyoruz. Onu örnek almak da çok güzel.

Egetürk ürünlerine her geçen gün artan ilgiyi nasıl açıklıyorsunuz?

Bu kendini geliştirmekle ilgili. İlk başlarda üretilen sucuk farklıydı. O dönemlerde insanlar ihtiyaç duydukları için alıyorlardı. Dayım bu işin içine girince, sucuk yapımını ve tekniğini Almanya’da detaylarıyla öğreniyor. Dayım, Almanların bilimsel ve Türklerin geleneksel yapım tekniklerini öğrenip, bunları Türk sucuklarına uyguladığı için mükemmel bir sonuç elde etmiş. Dayım hep, bunu yaptım tuttu yerine
yaptığımı nasıl mükemmelleştiririm‘ diye düşünmüş.

Haberin Devamı

Dayınızla anlaşamadığınız, çeliştiğiniz hiç mi konu yok?

“Dayımla her konuda anlaşırız. Sadece bir konuda ayrı düşeriz. O da futbolda. Çok fanatik bir futbol taraftarı değilim, ama Galatasaraylı olduğumu söyleyebilirim. Dayım Fenerli ben ise Cimbomluyum. Bunun dışında çelişki olabilecek durumlar yaşamadık. Farklı düşündüğümüz konular oldu elbette ama genelde orta yolda hep buluştuk. Ama dayım artık, ‘Siz halledin, ben karışmıyorum’ diyor.”

Emekliliğinizi nasıl hayal ediyorsunuz?

“İşimi severek yaptığım için emeklilik dönemini şimdilik hiç düşünemiyorum. Bırakın emekliliği ben yılda üç günden fazla tatil bile yapmıyorum. Ailemle birlikte kısa tatillere çıkmayı severim. Ama dördüncü günden sonra sucuklarımı özlüyorum. Her gün sucuklarımızı iştahla yer ve test ederim. Eğer Burhan Bey gibi, bu işi devam ettirecek gençleri yetiştirirsek, o zaman onları izlemek için geri çekilmek gerekiyor.”

Haberin Devamı

Hobileriniz, merakınız neler?

“İşin dışında da çeşitli hobilerim var. Özellikle porselen ve hat sanatına büyük ilgi duyuyorum. Şirketimizin camlı avlusunda, Japon balıklı havuzumuz var. Sınırlı sayıda üretilmiş olan porselen figürü koleksiyonu yapıyorum. Ama en büyük hobim ailemdir. Ailemle birlikte olmayı çok seviyorum. Oğlum Cem’le birlikte küçükken şehir ve tren maketleri yapardık. Düzgün Türkçe konuşmasına büyük özen gösterdik. Bu yüzden oğlumun Almanca ve İngilizcesinin yanı sıra Türkçesi de çok düzgündür. Ben ayrıca kitap okumayı çok severim. Özellikle çıkan yeni kitapları takip ederim. Eşim Neşe Hanım tasarımcıdır. Yaptığı küçük örtüleri hem Alaçatı’daki, hem de buradaki küçük dükkanımızda sergiliyor. Resim de yaptığı için sanatçılık yönü vardır eşimin.”

Haberin Devamı

Egetürk, çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerinden geçti

Ahmet Eden, Egetürk’ün dünden bugüne çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerinden geçtiğini belirterek, şunları anlattı: “Başlarda sucuklarımız geleneksel yöntemlerle üretilerek kurutuluyor ve kasapta açıkta satılıyordu. Bu çıraklık dönemimizdi. Üretim arttıkça ürünleri ambalajlarda vakumlayıp satmaya başladık. Bu aşamayı kalfalık dönemimiz olarak değerlendirebiliriz. Sucuk ve et ürünlerimizin el değmeden kesildiği entegre dilimleme bölümümüz ise ustalık dönemimiz."

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!