"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Tarkan ve ünlüleri

Tarkan’ın Harbiye Açıkhava konserlerini düzenleyen Atlantis Yapım’ın sahibi Erdal Bozkuş’a soruyorum; “Her gece başka bir ünlü izledi Tarkan konserlerini ve hepsi haber oldu.

"Ünlüleri beş geceye eşit dağıtmayı nasıl başardınız?”
“Biz bir şey yapmadık, hepsi kendiliğinden oldu. Cem Yılmaz konsere gelmek istediğini aynı gün öğleden sonra söyledi mesela”
diyor.
O arada yanımızda son konseri izlemeye gelen Yılmaz Erdoğan, Belçim Bilgin, Kıvanç Tatlıtuğ ve Azra Akın var.
Yılmaz Erdoğan kulağıma eğilerek şöyle diyor: “Ömür’cüğüm valla çok organize çalışıyorlar, komedyenleri aynı güne almadılar!”
Şaka bir yana, Tarkan yaklaşık 35 bin kişi tarafından izlenen beş günlük İstanbul konserlerinde ülkedeki ünlüleri Harbiye’de buluşturdu.
Kolay bir şey değil bu tabii.
Her anlamda herkes tarafından kabul gördüğünün, kıskanılmayıp bağra basıldığının ve artık lig dışı olduğunun bir göstergesi.

Örümcek adam Tarkan

Dans, dans, dans.
Tarkan’ın Harbiye’deki beş gecelik konser maratonunun geçen senekinden en büyük farkı işte buradaydı.
Şimdi, “Tarkan zaten sahnede çok dans ediyordu” diyeceksiniz.
Kabul; ama şimdi buna iki katını daha ekleyin.
Günde beş saat spor yapan Tarkan hareket etmeye o kadar alışmış ki, bu sahneye de yansımış.
Yeri geliyor, sahneyi boydan boya koşup durduğu ilk yerde Örümcek Adam pozu veriyor.
Yeri geliyor, öyle bir dans şovu yapıyor ki, vücudunda kıvrılmadık eklem kalmıyor.
Bu görsel şov, kimi playback de olsa müthiş müziklerle bütünleşiyor.
Sahneyi renk cümbüşüne çeviren ışık sistemi, arkadaki dev ekranda şarkılara göre değişen görüntüler...
Dev ekranın yanına gidip görselliğin içine giren Tarkan...
Konserin sonunda “Hep mutlu olun, üç günlük hayatta hiçbir şeyi takmayın kafanıza” diyor.
Her gecemiz böyle olabilse takar mıyız zaten...

Kırmızı kurdeleye veda

Kırmızı kurdelenin anlattıkları çok;
İlkokulda önlüğe ilişmiş halde, başarıyı, okuma yazmayı sökmüş olmayı,
Anadolu’da genç kızların belinde, bekareti,
Avrupa’da yakalarda, AIDS’in bilincinde olup onunla savaşmayı...
Ve şimdi okullardaki kırmızı kurdele tarihe karışıyor.
Çocukların okula başlama yaşı düştüğünden birinci sınıfta okuma yazmaya ağırlık verilmeyecek çünkü.
60-80 aylık bebeler nasıl okusun ki zaten?
Kırmızı kurdele Semih Kaplanoğlu’nun “Bal” filminde bir metafor olarak kalacak hafızalarımızda ne
yazık ki...
Keşke ilkokuldaki kırmızı kurdele yerine bekaret simgesi olanı kalksaydı...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI