Gündem Haberleri

    Tarihi zabıtlar

    Sedat ERGİN / BONN
    02.10.1997 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Başbakan Yılmaz ile Almanya Şansölyesi Kohl'ün ‘başbaşa’ başlayan görüşmelerinin ilk bir saatinde zabıt tutulmadı. Bu bölümde iki ülkenin iç politikaları masaya yatırıldı. Ama Kohl'ün küçük oğlunun Türk kızıyla evlenmesi konusu da görüşüldü.

    Almanya Şansölyesi Helmut Kohl ile Başbakan Mesut Yılmaz'ın önceki günkü görüşmeleri, ‘başbaşa’ başladı. Zabıt tutulmayan bu bölüm, yaklaşık bir saat sürdü. Yılmaz, Kohl'le aralarında geçen konuşmaları sonradan Dışişleri'ne aktararak, bu bölümün tutanağa geçmesini sağlayacak.

    Başbaşa bölümde, iki başbakan önce siyasetçi sıfatlarıyla konuştular, bulundukları durumu değerlendirdiler. Dolayısıyla Alman iç politikası ve daha çok da Türk iç politikası masaya yatırıldı. Bu bölümde, Yılmaz'ın Türkiye'nin geçen dönemde yaşadığı gerginlik ve bundan sonrasına bakışına ilişkin değerlendirmelerini Kohl'e anlattığı anlaşılıyor. Ordu faktörü, köktendincilik ve Tansu Çiller gibi başlıkların gündeme geldiği tahmin ediliyor.

    Bu sırada gündeme gelen bir başka konu daha vardı ve siyasetle uzaktan yakından ilgili değildi. Türk-Alman ilişkilerinin geleceğinin masaya yatırıldığı bir müzakerede bir Türk-Alman ortak evliliği de konuşuldu. Kohl, bu kez müstakbel kayınpeder sıfatıyla söz aldı. Konu, Kohl'ün küçük oğlunun bir Türk kızıyla evlenecek olmasıydı.

    Başbaşa görüşmenin son bölümü Yılmaz'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin genişleme stratejisi içinde yer alması için Kohl'ü ikna çabalarıyla geçti. Yılmaz'ın özellikle serbest dolaşımda ödün vereceğini hissettirmesi, Kohl'ün tutumunda yumuşamaya yol açtı. Kohl, Türkiye'nin müstakbel tam üyeliğini destekleyeceğini söyledi. Bu noktada karşılaşılan mesele, bu taahhüdün Alman tarafının yayınlayacağı bildiri metnine nasıl konacağı oldu. Kohl'ün Başdanışmanı Joacheim Bitterlich ve Türkiye'nin Bonn Büyükelçisi Volkan Vural içeri çağrıldılar.

    Başdanışman Bitterlich, Alman Dışişleri'nin hazırladığı bildiri taslağını Kohl'e uzattı. Kohl, metni beğenmedi ve ‘‘Çok fazla muğlak diplomatik ifadeler var. Bunları çıkartıp, yerine net bir ifade koyalım’’ dedi. Bildiri metninin en önemli cümlesi, bu noktada bizzat Kohl tarafından Bitterlich'e dikte ettirildi. Bu bölümde şöyle deniliyordu:

    ‘‘Federal Başbakan, Başbakan Yılmaz'a Türkiye'nin Avrupa'ya aidiyetini teyit etmiştir. Kohl, Türkiye'nin AB'ye müstakbel tam üyelik hedefini desteklediğini bildirmiştir. Türkiye'nin bu hedefe ulaşmak için AB'nin gereklerine uygun olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getireceğine inanmaktadır. Almanya Federal Hükümeti, bu konuda geleneksel Türk-Alman dostluğu anlayışı içerisinde imkanlar dahilinde destek olacaktır. Türkiye'nin üyelik perspektifinin zamanı geldiğinde gerçekleşmesi için, serbest dolaşım konusunda her iki tarafı da tatmin edecek bir çözümün bulunması şarttır.’’

    İş burada bitmedi. Alman Dışişleri'nin taslağında Türkiye'nin ‘Kürt sorunu’nda adım atması gereği ile ilgili bir paragraf Yılmaz'ı rahatsız etti. Yılmaz'ın itirazı üzerine, Kohl, bu bölümün de bildiriden çıkarılması talimatını verdi.

    Görüşmenin en ilginç bölümlerinden biri de Kohl'ün Türk basınından şikayetçi olması, Türk gazetelerinin kendisine haksızlık yaptıklarını belirtmesiydi. Kohl, ayrıca görüşmenin bitiminde Türkiye'nin Bonn Büyükelçisi Volkan Vural hakkında da övücü sözler sarfetti.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı