"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Tarihi şahsiyetler alay öznesi olabilir mi?

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Hitler’e benzetmesi siyasette ayarların bozulduğu bir duruma işaret ediyordu, ölçüsüz bir beyandı.

Hiç kuşkusuz, Başbakan Erdoğan’ın ana muhalefet liderine yanıt verme hakkı doğdu. Ancak Başbakan bunu yaparken işi bıyıklarına atıf yapmak suretiyle İsmet İnönü ile Hitler arasında benzerlik kurmaya vardırınca, siyasi kariyerinin en talihsiz açıklamalarından birini yapmış oldu.Bu açıklamasının sonuçlarını “Vatandaş Erdoğan” ve “Başbakan Erdoğan” açısından ayrı ayrı değerlendirmek istiyorum.
HAYATTA OLMAYANLAR ÜZERİNDEN POLEMİK
Vatandaş Erdoğan ile başlayalım. Erdoğan, Baykal’a yanıt verirken “Hitler’e benzeyecek bir siyasi figür arıyorlarsa kendi genel merkezlerindeki eski genel başkanlarının fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer’e özenip kendine milli şef dedirtmiş genel başkanının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini göreceklerdir, ona baksınlar” diyor.
Hitler-İnönü karşılaştırmasına girmeden önce işin başka bir yönüne dikkat çekmek gerekiyor. Erdoğan’ın bu ifadelerinde İsmet İnönü’yü çok açık bir şekilde “alay öznesi” haline getirdiği aşikâr.
Burada şu sorunla karşılaşıyoruz. Alay öznesi haline getirilen kişi hayatta değildir, kendisi öbür dünyaya göçeli tam 37 yıl olmuştur.
Tarihi kimlikleri bir tarafa, hayatta olmayan insanlar için bu tür alaycı ifadeler kullanılması her şeyden önce geleneksel kültürümüzde hoş karşılanan, kabul gören bir davranış değildir. Ayrıca hayatta olmayan kişiler üzerinden polemik yaptığınız zaman, onların ruhlarının kendilerini savunma imkânı da bulunmuyor.
TARİHE KARŞI ADİL OLMAK
Şimdi Başbakan olarak sorumluluğuna geçelim.
Erdoğan’ın İsmet İnönü’yü sevmek gibi bir zorunluluğu yok. Başbakan olması, onun açısından kendisinden önceki başbakanları, cumhurbaşkanlarını sevmek gibi bir yükümlülük doğurmaz.
Kendi bakış açısından İsmet İnönü’yü sevmeyebilir, onun kararlarıyla mutabık da olmayabilir; bu nedenle ona kızabilir de.
Ancak ülkenin başbakanı olduğunuz zaman ülkenin sembol isimleri konusunda duyarlı davranma ve adil olma sorumluluğunu da yüklenmiş oluyorsunuz.
İsmet İnönü’nün “milli şef” döneminin tartışmalı pek çok kararı var. Örneğin, 1942 yılında azınlıklara uygulanan Varlık Vergisi ve salınan vergiyi ödemeyenlerin Aşkale’ye sürgüne gönderilmesi kararı Cumhuriyet tarihinin iftihar edilecek bir sayfası değildir.
ÇOCUKLAR HANGİ İNÖNÜ’YE İNANACAK?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu kategoride pek çok sayfası vardır. 1955’teki 6-7 Eylül olayları da keza tarihimizin bir başka yüz kızartıcı sayfasıdır. Bu olaylar demokrasiye geçildikten sonra Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde meydana gelmiştir. Erdoğan, bugün kendisini Menderes’in davasının devamı olarak görmektedir.
Galiba bütün mesele tarihimize nasıl bakacağımız meselesinde düğümleniyor. Bu yalnızca Türkiye’nin değil, hemen hemen her ülkenin tarihiyle yüzleşirken karşılaştığı bir sınav. Büyük tarihi şahsiyetler yaptıkları büyük işlerin yanı sıra özellikle bugünün ölçüleriyle baktığımızda vicdanen kabul edemeyeceğimiz, tepki duyacağımız biri dizi vahim hatalarla da karşımıza çıkıyorlar.
Hepsini bir bütünlük içinde gören, olayları yaşandığı dönemin koşullarını da göz gönünde bulundurarak yerli yerine oturtan objektif bir bakış geliştirmemiz gerekiyor.
O zaman Hitler’e benzettiğiniz kişinin milli mücadelenin en önemli kahramanlarından biri olduğunu, Lozan Antlaşması’na imza attığını, ülkeyi İkinci Dünya Savaşı’na girmekten koruduğunu, Hitler’in Türkiye’yi savaşta bir sıçrama tahtası yapma taleplerine direndiğini, ayrıca çokpartili demokrasiye geçiş kararı aldığını da unutmamamız gerekiyor.
Bu anlamda Başbakan Erdoğan’ın İsmet İnönü’nün tarihteki rolünün değerlendirilmesinde adil olmak gibi bir kaygı taşımadığı anlaşılıyor.
Bu noktada, kendisini sevse de sevmese de ülkenin tarihi sembollerine, eleştiri hakkından feragat etmeden saygılı davranmak yükümlülüğü vardır bir başbakanın.
İlkokulda hocalarından İstiklal Savaşı’nda zaferle çıkılan iki meydan muharebesine İnönü’nün adının verildiğini öğrenen çocuklar, akşam televizyonda Başbakan’ın bu kahramanı Hitler’e benzettiğini duyduklarında ne düşüneceklerdir? Kafaları karışmayacak mıdır?
X