Hürriyet Cumartesi Haberleri

    Tarihi idealize etmek, kötülemek ya da güncel siyasi kavgalara alet etmek için değil, gerçekleri ortaya koymak için...

    Hürriyet Haber
    01.09.2017 - 12:05 | Son Güncelleme:

    Hürriyet yazarı Taha Akyol’un hazırladığı, 12 bölümden oluşan ‘Türk’ün Ateşle İmtihanı, 1921-1922’ belgeselinin ilk bölümü 8 Eylül Cuma 21.00’de CNN Türk’te yayınlanacak. Akyol’la Türkiye’de ilk kez yayımlanacak görüntüleri de içeren belgeselin ayrıntılarını konuştuk.

    Tarihi idealize etmek, kötülemek ya da güncel siyasi kavgalara alet etmek için değil, gerçekleri ortaya koymak için...Tanıtım metninde bu belgeselin Türkiye’de ilk kez yayımlanacak görüntüleri içerdiği söyleniyor. Neler bunlar?
    - Mesela Bakü Kongresi’nin görüntüleri var. Bu kongre, Doğu halklarının Batı emperyalizmine karşı ayaklanmasını temsil ediyor. Mustafa Kemal Paşa’nın silah ve para yardımı için Lenin rejimiyle iyi ilişkiler kurduğu, solcu konuşmalar yaptığı bir dönemde toplanıyor. Mustafa Kemal kongreye delege gönderiyor. Kongreye Enver Paşa da gidiyor. Biliyorsunuz; o dönem İslamcısı, milliyetçisi, liberali, komünisti, Bolşevik’i... Hepsinin Batı’ya feveran ettiği bir dönem. Biz de bu belgeselde o zaman çekilmiş filmi yayımlıyoruz. Bu görüntülerde Enver Paşa, kongrenin genel atmosferi ve çeşitli nümayişler var. Ayrıca Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi’nden aldığımız birtakım belgeleri de ekrana getireceğiz. İzleyici, “İlk hedefimiz, Akdeniz’dir, ileri” ifadesini Mustafa Kemal’in elyazısıyla görecek. İsmet Paşa’nın 24 Ağustos’ta, “Fransa’dan beklediğimiz kamyonlar ve silahlar gelmedi, taarruzu iki gün erteleyelim” anlamındaki yazısı ekrana gelecek.

    Komutanlar arası tartışmalara da yer veriyoruz

    Sevr’e imza atan Türk heyetinin görüntüleri de varmış...
    - Evet, biz sadece Osmanlı heyetinin masa başında, Sevr’e imza atarken fotoğrafını biliriz. Bu belgeselde bunun dışındaki fotoğraflar da var. Bunları Fransa’daki ajanslardan aldık. Ayrıca birtakım yabancı basın görüntüleri de olacak. Times gazetesinde Milli Mücadele hakkında çıkan yazı, Osmanlı sadrazamı Tevfik Paşa’nın Londra konferansında Daily Telegraph gazetesine verdiği beyanat gibi...

    Bunları neden şimdiye dek görmemiştik?
    - Kimse bakmamış da ondan. Milli Mücadele üzerine yıllardır çalışıyorum. Belgesel yaparken ister istemez, “Şu lafı söylediğimde ekrana ne getirelim” diye düşünüyorsunuz. Yurtdışındaki ajanslarla temasa geçiyorsunuz, bulduğunuz belgelerin ücretini ödeyip Türkiye’ye getiriyorsunuz...

    Tarihi idealize etmek, kötülemek ya da güncel siyasi kavgalara alet etmek için değil, gerçekleri ortaya koymak için...

    Hepsini koysak belgesel 12 değil, 120 bölüm olurdu

    Türkiye’de tarihe gösterilen ilgiyi yeterli buluyor musunuz? Neden daha çok tarih belgeseli, filmi çekilmiyor?
    - Tarih deyince akla -özellikle medyada- güncel siyasete alet aramak geliyor. Tarih siyasi propaganda için sömürülüyor. Biz diğer belgesellerimizde olduğu gibi bu kez de bu modaya kapılmadık. Gerçek neyse ona baktık. Mesela her şeyi Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında anlatabilirdik. Öyle yapmadık. Çünkü Mustafa Kemal Paşa lider ama her şeyi kendisi yapmamış. Sakarya Savaşı’nda Fevzi Çakmak’ın rolü çok büyüktür. O dönemde Mustafa Kemal Paşa’nın kaburga kemiği kırıktı. Cepheleri sevk ve idare eden Fevzi Paşa’ydı. Biz bunu da ekrana getireceğiz.

    Tarih kitaplarında pek yer almayan konuları; başarısızlıkları, hataları, komutanların zaaflarını, birbirleriyle olan derin fikir ayrılıklarını da görecek miyiz?
    - Savaşın sevk ve idaresi hakkında komutanlar arasında tartışmalar olmuştur. Onlara da yer veriyoruz. Biz bu belgeseli; tarihi idealize etmek, kötülemek ya da günümüzün siyasi kavgalarına alet etmek için değil, gerçekleri ortaya koymak için yaptık.

    Büyük figürlerin gölgesinde, tarihin karanlık tarafında kalmış isimler, olaylar da var mı bu belgeselde?
    - Mesela Şehit Nazım Bey var. Çok büyük bir asker. Şehit düştükten sonra albaylığa yükseltiliyor. Onun fotoğrafını, basında onunla ilgili çıkan haberleri de koyduk. Ama çok üzgünüm; Antepli Şahin Bey’i koyamadık. Niye? Böyle çok isim var. Hepsini koysak, belgeselin 12 değil, 120 bölüm olması gerekecekti.

    Tarihi idealize etmek, kötülemek ya da güncel siyasi kavgalara alet etmek için değil, gerçekleri ortaya koymak için...

    Başarının üç temeli var; vatanseverlik, planlama ve diplomasi

    Halide Edip Adıvar, Milli Mücadele dönemini anlatan eserine ‘Türk’ün Ateşle İmtihanı’ adını vermişti. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu imtihanı?
    - Halide Edip Adıvar, benim büyük saygı duyduğum yazarlarımızdan biridir. Hem er olarak Milli Mücadele’ye katılmış, hizmetlerinden dolayı onbaşı rütbesine yükseltilmiştir hem de devrimler döneminde demokrasiyi savunmuştur. Çok yetenekli bir edebiyatçıydı, kadın hareketinin de öncülerindendi. ‘Türk’ün ateşle imtihanı’ kavramını ondan aldık. Bence bu ifade, Milli Mücadele’yi tam anlamıyla ifade ediyor. Balkan Savaşı’nda yenildik, Anadolu’ya geldik. Anadolu’da da yenilseydik, nereye gidecektik?! İşte o yüzden ateşle imtihan... Hiçbir milletin Birinci Dünya Savaşı 10 yıl sürmedi, bir tek bizimki sürdü. Anadolu insanı bu sürede 4.5 milyon nüfus kaybetti. Büyük Taarruz’da Türk ordusunun elinde 198 tane kamyon vardı. 200 bin kişilik bir ordunun yiyeceği, içeceği, giyeceği, cephanesi... Bunları taşımak için sadece 198 kamyon var! Yunan ordusundaki kamyon sayısı ise 4.036...

    Nasıl kazanılabildi bunca imkânsızlığa rağmen?
    - Vatanseverliğin, kahramanlığın çok büyük payı var ama bu yetmez. Biz daha önceki savaşlarda da vatanseverdik ama mağlup olduk. Milli Mücadele’de başarılı olunmasının üç temeli var. Bir; vatanseverlik ve kahramanlık ruhunun canlandırılması. Yani Çanakkale ruhunun Sakarya’da ortaya çıkması. İki; rasyonel planlama ve organizasyon. 250 kilometrelik bir cephede, hizmet sınıfları dahil 200 bin kişilik ordunun suyunu, peksimetini, yedek mermisini hesaplamak... Bu, modern eğitim almış Osmanlı subaylarının başarısıdır. Yeniçeri değildir bunlar. Hem milli ruha sahip hem de iyi eğitim almış, rasyonel düşünebilen bir sevk ve idare sınıfıdır. Bu kadronun hepsi Birinci Dünya Savaşı’nda da yer aldı. Ama o zaman albay, binbaşı olarak savaştılar, Kurtuluş Savaşı’nda general, paşa olarak... Milli Mücadele döneminde hem bilgileri hem de savaş tecrübeleri vardı. Fransızca ya da Almanca biliyorlardı. Bu dillerde yayımlanmış olan harp yayınlarını yakından takip ediyorlardı. Ve şunu görüyorlardı; Rumeli’yi kaybettik, başka kaybedeceğimiz yer yok. Üçüncüsü de; diplomasi. Antep’i, Adana’yı, Maraş’ı kurtarmak için Fransızlarla savaşıyorsun. Ama sonra öyle bir diplomasi izliyorsun ki Büyük Taarruz’a kalkmadan önce ihtiyacın olan kamyon ve silahların bir kısmını yine o Fransa’dan satın alıyorsun.

    Tarihi idealize etmek, kötülemek ya da güncel siyasi kavgalara alet etmek için değil, gerçekleri ortaya koymak için...

    Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğine itiraz etmediler

    Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında, ileride Anadolu merkezli bir Kurtuluş Savaşı’na gerek olacağının fark edildiğine dair delil var mı?
    - İşaretler var. 1917 sonlarında Enver Paşa Anadolu’nun işgal edilmesi halinde Doğu’dan bir Kurtuluş Savaşı başlatılmasını düşünüyor. Kafkasya’dan çekilip Anadolu’ya gelirken silahları düşmana kaptırmayan Yakup Şevki Paşa’da da, Kazım Karabekir’de de bu görüş var. Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da bir şey yapılamayacağını gördükten sonra Anadolu seçeneğini düşünmüş olmasına rağmen siyasi dehası ve liderlik kabiliyeti var, hiçbiri onun liğine itiraz etmedi.

    Tarihi idealize etmek, kötülemek ya da güncel siyasi kavgalara alet etmek için değil, gerçekleri ortaya koymak için...
    Taha Akyol; Balkan Savaşı’nın 100’üncü yıldönümünde, ‘Rumeli’ye Elveda’, Birinci Dünya Savaşı’nın 100’üncü yılında ‘1914-1915’, Lozan Antlaşması’nın 90’ıncı yıldönümünde ‘Bilinmeyen Lozan’ belgesellerini çekti. ‘1919-1920, Anadolu’da İşgal ve Kurtuluş’ belgeselinde Milli Mücadele’nin örgütlenme dönemini anlattı.

    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı