Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tarihi hükümet

Zeynep ATİKKAN

Yılmaz hükümetiyle birlikte bir çığır açıldı.

Her gün bir ‘tarihi karar’ alıyorlar sonra bu karardan vazgeçip yeniden

‘tarihi karar’ aldıklarını söylüyorlar. Tabii işin bu boyutuyla da ‘siyasi tarihimize’ geçiyorlar.

Önce sekiz yıl ugulaması.

Sekiz yıllık eğitim kararı, hükümetin projesi değildi; yukarıdan dayatma olduğu için bu ‘tarihi karar’ bir çırpıda hayata geçti. ANAP'ın kendi malı olmamakla birlikte Cumhuriyet tarihinin en büyük ‘eğitim reformu’ başlığı altında bu partinin seçim kliplerine yerleşmek üzere dosyaya girdi.

Sonra özelleştirme geldi.

Aşağısı kurtarmaz. Bu hükümet, son yılların ve Balkanlar'ın en büyük, ‘en tarihi özelleştirmelerini’ yaptı. POAŞ'da olduğu gibi ‘tarihi özelliştirme’ tam bağlanmışken karardan vazgeçildi. POAŞ başka bir gruba verildi böylece bir ‘tarihi özelleştirmeye’ daha gerçekleşti.

Hükümet, geçenlerde, ‘Cumhuriyet tarihinin’ en büyük ve de en cesur vergi reformunu hazırladı. Tasarıyı görünce IMF yöneticilerinin ağzı uçukladı. Methiye mesajları döküldü.

Türkiye'ye, ‘yakın tarihimizin’ en iyi notlarını veren reytingci kuruluşların aklı durdu.

Biz de ulusça çok sevindik.

Ama nedense ‘tarihi kararlara’ birileri göz dikti. ‘Tarihi vergi tasarısı’nı finans kesimi istemedi, bastırdı. Hükümetin imdadına Rusya krizi koştu. Ve ‘tarihi vazgeçme’ye Rus kulbu takıldı. Ama ‘tarihi vazgeçmenin’ adı yeniden ‘tarihi karar’ oldu.

Bir de hepimizin yakından bildiği ve geyik muhabbetine dönüşen ‘tarihi seçim kararı’ var. Bu ‘tarih; kararın’ da akibeti belli. ‘Tarihi seçim kararından’ tornistan edilecek ve bu da bir başka ‘tarihi karar’ olarak sunulacak. Pazarlaması yapılacak.

Vazgeçme esasına dayalı ‘tarihi kararlar’ alınıyor da nedense bu ‘tarihi kararların’ ciddiyetinden hükümet ortakları bile şüphe ediyor. Hükümetin küçük ortağı Cindoruk ne demek istiyorsa önceki çıkıp ‘Süleyman Bey seçime girsin yarı başkanlık sistemi gelsin’ filan diyor.

Kısaca, bu kadar ‘tarihi karardan’ sonra hükümetin başındaki Yılmaz'dan umudunu kesmiş. Gene ‘tarihe’ sığınıyor. Ülkenin, içinde debelendiği her türlü ‘çıkmazdan sorumlu’ bu tarihi şahsa dört elle sarılıyor.

Neyse.

Kararlaştıktan sonra vazgeçilen sonra vazgeçilmiş biçimiyle yeniden kararlaşan ve her seferinde ‘tarihi’ olarak nitelenen bunca kararın ardında tek bir gerçek var...O da ‘kararsızlık.’

Bir ülkede seçim kaybedenler çıkıp utanmadan kaybettikleri seçimi ‘tarihi zafer’ diye niteleyebilirlerse...Ve gene de umut olabilirlerse...

Bilmem kaç kere seçim kaybetmiş bir lider, ‘yenilgi ödülü’ olarak üç kez başbakan koltuğuna oturtulursa ve alkışlanırsa. Ve de aldığı ‘tarihi kararlar’ köşe yazılarına malzeme olabilirse...

İşini batıran iş adamına daha çok kredi verilirse...

Çete mensubunun devleti kullanması meşrulaşırsa...

Bugünkü kaostan sorumlu otuz yıllık siyasetçi terfi edip yarı başkanlığa aday gösterilirse...

Daha pekçok ‘tarihi karar’ alınır.

Biz de hep birlikte ‘tarih yazarız.’













X