Gündem Haberleri

    Tarih yüzme bilmez ki...

    Hürriyet Haber
    17.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    <ı>Roşan KARAKAŞ

    Birecik Barajı'nın suları altında kalan Zeugma antik kenti büyük ölçüde kurtarıldı. Ilısu Baraj Gölü alanındaki 4 bin yıllık kültür birikimini barındıran Hasankeyf'in sulara gömülmemesi için ise çabalar sürüyor.

    Şimdiye kadar Zeugma'dan daha değerli yüzlerce antik kent, köprü, camii, höyük baraj suları altında kaldı. Yüzlercesi ise yapımı hala süren baraj alanlarında kaderini bekliyor. Varlığı bilinmeyenler de cabası.

    Bitmiş veya yapımı süren 298 barajda şimdiye dek sadece 25 alanda çalışma yapıldı. Yapılan kurtarma çalışmalarının 5'i amacına ulaştı. Diğerlerinin altında neler olduğunu ve kaybedilenleri ise hiç kimse bilmiyor.

    İstanbul Üniversitesi Prehistorya Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Dünya Baraj Komisyonu'na sunduğu raporda (World Comission of Dam), yapımı süren barajlar da tamamlandığında Belçika'nın altıda birine eşit alanın sular altında kalacağını vurgulayarak, binlerce arkeolojik yerleşimin de yok olacağını belirtiyor.

    Envanter hazırlanmalı

    Tarihi değerlerimiz yatırımlara kurban giderken, neyin sular altında kalıp yok olduğunu bile bilmiyoruz. Çünkü Türkiye'de bulunan tüm kültürel ve doğal varlıkların sağlıklı bir listesi, envanteri yok.

    Prof. Dr. Mehmet Özdoğan'a göre kültür varlıklarını kurtarmanın ilk adımı envanter hazırlamak:

    "Tarihi ve doğal güzelliklerimizin ne kadar bol olduğundan söz edip duruyoruz. Ama sayıları giderek azalıyor ve artık bu açıdan zengin bir ülke olduğumuzu söylemek zor. Türkiye'de 3 bin tescilli SİT bulunuyor. Bu sayı binalar ve ağaçlarla birlikte 60 bine ulaşıyor. Uygarlıkların beşiği olan Anadolu'da bu sayı çok komik ve gülünç kalıyor. Bu rakam İngiltere'de 660, Konya'dan daha küçük olan Macaristan'da ise 90 bin bin. Kültürel varlıklarımızı gelecek kuşaklara aktarmak istiyorsak tarihi kent ve yapıların kendisini olmasa bile bilgilerini kurtarmak zorundayız. Tüm Türkiye'nin oluşturulacak farklı ekiplerle taranması gerekiyor. Bütün ülkelerde kültür bakanlıklarının mobil arazi teşkilatı var. Bu işi onlar yapıyor."

    Envanterin 10 yılllık bir çalışma sonucunda hazırlanabileceğini ve yaklaşık 100 milyon dolara mal olacağını belirten Özdoğan yatırımların da envantere göre planlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

    Özdoğan ayrıca 1999 yılının Ağustos ayında TBMM'de onaylanarak yürürlüğe giren Malta Sözleşmesi'nin ülkelere bir takım sorumluluklar yüklediğini anlatıyor: "Sözleşmeye göre yatırımın yapılacağı güzergahtaki tarihi eserlerin belgelenmesi ve kurtarma kazılarının yapılması gerekiyor. Yatırımı yapan şirket bu çalışmaları yapmakla yükümlü. Türkiye'ye ise yeni yatırım bölgelerinde arkeolojik araştırmaların yapılması ve belgelenmesi sorumluluğunu veriyor" dedi.

    İşte kaybedilenler

    Şimdiye kadar biten 193 baraj 3 bin 300 kilometrekarelik alanı sular altında bıraktı. Yapımı süren 105 baraj bittiğinde ise 667 kilometrekarelik bir alan daha sulara gömülecek. Projesi hazır veya hazırlanan 94 baraj ise bin 150 kilometrekarelik alanı kapsıyor.

    Yapımı süren veya bitmiş 298 barajda sadece 25 alanda çalışma yapıldı. Sadece 5 bölgede kurtarma çalışmaları yeterli oldu. Diğerlerinin altında neler olduğunu ve neler kaybedildiğini kimse bilmiyor.

    Korucutepe'de önemli bir Hitit kenti, Keban barajının suları altında kaldı, Karakaya'da önemli bir höyük olan Kösehöyük kayboldu, yine Norşuntepe höyüğü Keban'da sular altında kaldı. Aslantaş barajındaki Domuztepe'de iri taş duvarlarıyla büyük bir Hitit kenti 1 yıl kadar su altında kaldı.

    Keban: Yüzde 65'i tarandı. Önce 52 daha sonra 11 olmak üzere 63 arkeolojik yerleşme saptandı. Biri tam olarak kazıldı. 10 tanesi yüzde 20 oranında kazıldı, 8'i ise ses dalgası tekniğiyle tarandı. 44'üne hiç dokunulmadı. 1 tarihi köprü 2 camii çıkarılabildi.

    Atatürk ve Karakaya barajları: Toplam 580 arkeolojik yerleşim mevcut. 19'u kısmen, 10'u çok az kazıldı. Sadece 7'si açığa çıkarıldı, 2'si ses dalgası tekiğiyle tarandı. 552'si hiç belgelenemedi. 3 büyük kale, bir kervansaray, sayısız tarihi camii, sivil mimarlık örnekleri, kilise, mezarlık, köprü sular altında kaldı. Atatürk barajında tarih öncesi dönemden Osmanlı'ya kadar zengin bir birikimin bulunduğu Samsat antik kenti sular altında kaldı.

    Birecik Barajı: 8 arkeolojik yerleşim kazılıyor.

    Karkamış: Bölgede Zeytinlibahçe Höyük, Harabe Bezik, Teleylak Höyük, Akarçay Höyük, Grevirike ve Şaraga Höyük adlı 6 höyük bulunuyor. Bu höyüklerin altında ise 4 bin yıl öncesine ait yaşamın kalıntıları bulunuyor. Kazılması gereken 48 antik kentin 8'inde kazı çalışmaları, barajın tamamlanmasından sadece iki yıl önce başlandı.

    Aslantaş: Ceyhan nehri üzerindeki Aslantaş barajının orjinal projesi Karatepe-Aslantaş ve Domuztepe'deki geç Hitit dönemi antik kentlerini tehdit ediyordu. Prof. Halet Çambel'in çabaları sonucu baraj projesinde yapılan bazı teknik değişiklikler sonucu bu merkezlerin kurtulması sağlandı. Baraj alanı tamamen incelendi. 25 arkeolojik yerleşim ve Haçlı döneminden kalma eşsiz bir kale bulundu. Sadece bu kale ve Domuztepe höyüğünün aşağı bölümleri ortaya çıkarıldı.

    Kırklareli, Armağan, Karidemir, Tahtalı, Kestel, Bayramiç, Havran, Oymapınar, Kıralkızı, Dicle , Batman ve Hasanuğurlu gibi daha küçük baraj alanları tamamen ya da kısmen arkeologlar tarafından incelendi. Sadece Tahtalı, Bayramiç, Kestel ve Batman'da önemli kurtarma çalışmaları yapıldı. Diğerleri ise kaybedildi.
    Baraj alanlarındaki eserler takipte


    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı