"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Tarih ne savaşlar gördü böyle vahşilik görmedi!

Ne yazacağımı bilmiyorum. Kelimem yok. Dehşet içinde dilim elim her şeyim tutuk. Herkes o halde.

Savaş süresince ne revirlere dokunulur, ne gazetecilere, ne doktorlara...
Resmen kapı gibi delil olan görüntüler var nasıl da revir/sığınak gibi kullanılan Divan Oteli’ne biber gazları ile girdiklerinin!
Görüntü almak imkansız, gazetecilere girmek yasak, doktorlara engel...
Çocuklara gaz...
Hangi insanlık ihlalini yazmalı?

Şu anda binlerce şey aynı anda geçiyor içimden ama hiçbirini toplayamıyorum.
Şok çöktü üzerimize.

Hani bugüne kadar bir sürü şeyi kabul edemedim, direndim, fikrimi düşüncemi dile getirdim AKP ile ilgili ama; ne yalan söyleyeyim, bu kadar ciddi yalancılık ve kötülük başka türlü bir hastalık...
İçimdeki tüm şüpheler ve endişeler bile, dün geceki görüntüler kadar kötü değildi.
Sanırım ne ben ne de siz, hiç böylesi bir kötülüğü tanımıyoruz, o yüzden şoktayız.

Gazetecileri hapiste unuttular, masum insanları tutukladılar suçladılar...
Adalete saldırdılar...
Bunların hepsi birbirinden vahiö şeyler...
Ama...
Çocuklara saldırmak!
Çocukları gözden çıkartmak!
Çocukların canına kastetmek...
Buna ne denir ki?
Allah Peygamber korkusu da yok mu bu insanların içinde?
Hani inançlılardı?
Bu mudur inanç?

Utanıyorum.
Utanıyorum Hükümet’den...
Utanıyorum bütün bu olanlara bu kadar göz yumabilen ve emir kulu olan herkesten.

Hayal kırıklıkları, şok, inanamama durumu, sanki kabustu gerçek değildi diye düşünme ihtiyacı…
Uyuyor olayım uyanayım ve bitmiş olsun, hiç olmamış olsun bu görülenler yaşananlar...
Nafile.
Hepsi gerçek, hepsi oldu.
Polis resmen girdi Gezi Parkı’na! Oradan da Divan Oteli’ni biber gazına boğdu Dünya’nın gözleri önünde. Çocuklar vardı içeride!
O saatte ne işleri olacak Vali Bey, okullar kapanmış analarıyla beraber geziyorlardı parkta işte!

Her şeyi düşünürdük de bu kadar kötü kalpli olduklarını düşünemezdik ne olursa olsun!

Gezi Parkı’na giriş ve Divan Oteli –ki orası 5 yıldızlı değil Ay-Yıldızlı bir otel artık- talanı tarihi bir utançtır.

Birisi çıksın bize ne yapmamız gerektiğini söylesin istiyorum şu anda!
HEMEN!

TBB bana, bize yardımcı olsun.
Nereye açacağız ŞİKAYET davalarımızı?
AİHM’ye kadar gidebilmemiz için bize yol göstersinler!

Şiddetin her türlüsünden şikayetçi ve davacıyım.
Hukuksal olarak ne yapabilirsem yapmak istiyorum.

O masum çocukların hakları adına, çocuklarımın hakları adına, insanlık adına bize bir yol göstersinler de hukuk kuralları dahilinde gözlerimizin önünde biber gazına ve her türlü fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış bebeklerin, çocukların, hamilelerin, insanların adına bir şey yapabilmiş olalım.
Bu acizlik hissi dayanılmaz!

Bu yaşanan günlerin sonuçlarını uzun vadede göreceğiz...

Bakalım tarih kimi nasıl yazacak...

Tek bir şey biliyorum;

Yalancının mumu yatsıya kadar yanacak!

Ve benim anlamadığım şey şu;
Bu olayın bu hale gelmesi Hükümet’in de işine geliyor olamaz...
Olamaz değil mi?
Halkı bu hale getirmek nasıl bir işlerine gelme halidir ki bu kadar gözü kara hala bu inatla öfkeyle gidilir?
Çocukların üzerine gaz sıkacak kadar gözü dönmek!
Bu işte bir gariplik var...
Acaba nedir?

Yonca
“şok”

Bugün Babalar Günü bir de...
Kutlayacak hal filan kalmadı kimse de.
Tüm Babaların Babalar Günü kutlu olsun...
Vicdansız yalancı ve merhametsiz birkaçı hariç.

 

 

X