Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tarçın’ı uyutun diyorlar, vicdanımız el vermez, seviyoruz bu hayvanı

Gürcan ve Elif Şen, 1993 yılından beri evliler. İrlanda Setter’ı cinsi olan köpekleri Tarçın aralarına 2000 yılında katıldı. Önceleri hiç bir sorunu yoktu ama dört sene önce ilk epilepsi krizini geçirdi.

O gün bugündür geçirdiği krizler 230’u buldu. Krizlerin ne zaman geleceği belli olmadığı için, devamlı dikkatli olmaları gerekiyor, yoksa hayvan kendine

zarar veriyor. Şu an hayatlarının merkezinde Tarçın ve onun hastalığı var. "O yaşadığı müddetçe elimizden geleni yapacağız" diyorlar. Gürcan Şen, yaşadıklarını paylaşmak istediği için, karısının teşvikiyle, hikayeler yazmaya başladı. "Tarçın’ın Hikayesi" ile, hikayeler.net isimli internet sitesinin düzenlediği bir yarışmada birinci oldu.

Köpeklerinin epilepsi (sara) hastalığına yakalandığını öğrendiklerinde verdikleri tepkiyi Elif Şen şöyle anlatıyor: "İlk krizi sabaha karşıydı. Zaten uyku sersemiyiz. Köpekte hiç epilepsi krizi görmemiştim. Gerçi insanda da görmemiştim. Ölüyor zannettim önce. Kriz bittikten sonra doktora götürdük. Anlayamadılar ne olduğunu. Birçok tahlil yaptılar. Bağırsakları ile bağlantılı olabileceğini söylediler. Kulak olabilir dediler. Hepsinin tahlilleri yapıldı. Ona göre bir tedavi uygulandı. ’Eğer bunlar değilse, başka şeylere bakarız’ dendi. 45 gün sonra hastalık tekrar etti. Köpeklerde böyle bir şey olabildiğini o zaman biz de bilmiyorduk. Sonradan öğrendik. Ama köpeklerde bu hastalığa karşı ne yapılacağı pek bilinmiyor. Biz de elimizden bir şey gelmediği için üzülüyoruz."

İLAÇLARINI KREM PEYNİR İÇİNDE SAKLIYORUZ

Tarçın’ı 2000 yılında almışlardı. Bir arkadaşlarının köpeğinin dokuz yavrusundan biriydi. Gürcan Şen, "Annesinde böyle bir hastalık olmadığını biliyoruz, ama babası veya kardeşlerinden haberimiz yok. Bu hastalığın ırsi olanları dışında, çarpma etkisiyle olanları da varmış. Ama biz MR çektirmeye korktuk. Çünkü hareketli hayvan. Uyuşturmaları gerekecek. Narkoz zaten hayvanı etkiliyor. Ayrıca, beyninde ur olsa bile ne yapacağız, ameliyat mı yaptıracağız. Ameliyat çok zor, insanlar bile iyileşemiyor. Ama çok fazla üniversite dolaştırdık. Çok çeşitli epilepsi laçları kullandık."

Şen çifti bu arada hayvanlarda epilepsi hakkında epeyce bilgi edindiler. İnsanlar için kullanılan her ilacın hayvanlar için de kullanıldığını, köpekler için özel ilaç olmadığını. Tarçın’ın günde beş tane hap yutması gerekiyor ama ilaçları hiç sevmiyor. "O yüzden şöyle bir taktik geliştirdim" diyor Gürcan Şen: "Parmaklarıma krem peynir koyup ilaçları içine saklıyorum. Ama ilk verdiğim lokmada sadece krem peynir oluyor. Orada ilaç olmadığını görünce, diğer parmaklardaki lokmaları da hızla yiyor. Yoksa, ilaçlarını almıyor."

Şen çiftinin Tarçın’dan önce epilepsi ile ilgili tek bilgileri vardı: Kriz geçirene soğan koklatmak gerekir! Ama bu yöntem Tarçın’da işe yaramıyor. Gürcan Şen, "Şu an yapacak tek bir şeyimiz var. Hayvanın kendine zarar vermesini engellemek" diyor. "Çünkü kriz esnasında bilinci gidiyor ve çırpındıkça kafasını etrafa çarpmaya başlıyor. Ağzından, burnundan kanlar geliyor. Mesela yazlıkta biçimsiz bir yerde geldi kriz, dişleri kırıldı. Kan revan içinde kaldı. En son 17 gün önce on tane kriz geçirdi."

Krizlerin belli bir periyodu yok. Bazen 20, bazen 14, bazen 29 gün arayla geliyor. O nedenle Gürcan ve Elif Şen devamlı tetikteler: "Genelde uykudayken kriz başlıyor. Sıçrayarak uyanıyor, boğulurmuş gibi oluyor. Gözler sabit, fırlamaya çalışıyor bir şeyin içinden. O esnada zaten her tarafa çarpıyor kendini, sonra da yatıp koşar gibi hareketler yapmaya, çırpınmaya başlıyor. Yattığı yerde koşuyor, koşuyor, koşuyor... Tıkanıp kalıyor, sonra tekrar başlıyor. Bu üç beş dakika sürüyor. O arada çişini veya kakasını kaçırıyor. Tabii her yer kirleniyor. Bazen sersem bir şekilde kalkıyor. O zaman hemen banyoya götürüp temizliyoruz. Ama bazen altı saat sürüyor kriz, bir şey yapamıyoruz, çünkü yerinden kalkamıyor. Çişini kaçırdığı için ev kirleniyor. O koku ancak çamaşır suyuyla çıkıyor. Halıyı kaldırıp her yeri parke yaptık. Çünkü halı temizlenmiyordu."

AYNI APARTMANDAKİ KADER ARKADAŞI

Gürcan Şen şöyle diyor: "Herkes niye uğraşıyorsunuz bu hayvanla, uyutun diyor. Biz bu hayvanı isteyerek aldık. Şimdi herkes gibi sokağa mı atalım? Bize veterinerler bile şaşırıyor. Bir şeyi var mı şu an? Normal, uysal. Kriz olduğu zaman değişiyor. O da üç gün, beş gün. Şimdi nasıl uyuturum ben bunu? Vicdanım el vermez. Seviyorum bu hayvanı. İnsan sevdiği hayvanı nasıl öldürür?"

Tarçın’ın durumunu komşular da bildiği için, pek sorun olmuyor. Komşular gürültüleri duyunca, "Tarçın’a kriz mi geldi?" diye kapılarını çalıyor. Bir komşularının oğlu da epilepsi hastası. Elif Hanım, "Onlarla aramız çok iyi. O çocuk Tarçın’a "kader arkadaşım" diyor. Biz de devamlı annesiyle konuşuyoruz, sen ne ilaç verdin, sıcaklardan etkilendi mi, ateşi çıktı mı, diye."

TARÇIN’IN HİKAYESİNE BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ

Gürcan Şen yaşadıklarının hiç kolay olmadığını söylüyor. Bu hastalık boyunca hissettiklerini ve Tarçın’ın krizlerini "Tarçın’ın Hikayesi" adlı bir öyküde toplamış. Hikaye, hikayeler.net isimli internet sitesinin Ocak ayında açtığı yarışmada birincilik kazanmış. Daha önce hiç yazarlık denemesi olmamış Gürcan Şen’in: "Ben işletme eğitimi aldım ve 2007’nin yazına kadar makale dışında hiç bir şey yazmadım. Ne hikaye, ne bir şey. Bu yaz Elif beni teşvik etti bir şeyler yazmam için. İnsan tabii önce kendi etrafında olan şeyleri yazıyor. Ben de Tarçın’ı yazmaya başladım. Şimdi ufak ufak yazıyorum. Çok iyi geliyor yazmak." Tarçın’ın Hikayesi, http://hikayeler.net/yazilar/tarcin-in-hikayesi-1-ve-2/ adresinde.

Simla YERLİKAYA

Kafes kuşlarında A vitamini yetmezliği

A vitamini, kafes kuşlarında dokuların gelişmesi ve onarılması, görme, işitme, üreme gibi hayati fonksiyonların yerine getirilmesi, deri, kemik ve mukozaların sağlıklı olması gibi işlevlerde rol alan ve antioksidan etkisi ile de gerekli vitaminlerden birisi. Bir çok meyve ve sebzede bol miktarda bulunmasına karşın, kuşların temel besinlerini oluşturan tohumların bir çoğunda A vitamini yeterli düzeyde bulunmayabilir. Bu nedenle, A vitamini yetmezliği kafes kuşlarında yaygın olarak görülen sağlık sorunlarından birisi.

A vitamini yetmezliği sonucunda özellikle solunum, sindirim ve üreme sistemindeki dokularda değişiklikler meydana gelir. Bakterilerin ve diğer enfeksiyon etkenlerinin bu dokulara yerleşmesi, hastalık yapması kolaylaşır ve artar. Ortaya çıkan belirtiler, bu durumdan etkilenen dokulara göre değişiklik göstermekle birlikte genellikle, burun akıntısı, hapşırık, halsizlik, ishal, yumurta tıkanması, kuyruk titretme, iştahsızlık, şiddetli kilo kaybı, tüylerin matlaşması ve renklerinin solması, gözlerde şişme ve göz akıntısı, ağız mukozalarında problemler, solunum zorluğu, gaga açık solunum bunlar içinde en çok karşılaşılanlar.

Tedavi için öncelikle doğrudan vitamin eksikliğini gidermeye yönelik ilaveler yapılır. Bunun yanı sıra hastalanan organ ve dokuların ve bunun neticesinde ortaya çıkan hastalıkların uygun tedavilerle iyileştirilmesi gerekir. Enfeksiyonların da ortaya çıktığı ileri hastalık tablolarında, tedavinin veteriner hekim gözetiminde ve klinik ortamda devam etmesi gerekebilir. Gerek vitamin eksikliğinin giderilmesi gerekse buna bağlı oluşan hastalıkların tedavi edilmesi ile A vitamini yetmezliğine bağlı problemler çözülebilir.

A vitamini yetmezliğinden kafes kuşlarını korumak için günlük beslenmenin yüzde 65- 80 tohum taneleri, yüzde 15-30 sebze ve kalan kısmın da meyve ve kabuklu yemişlerden oluşmasına dikkat etmek gerekir. Genel olarak sarı ve turuncu renkli meyveler ve sebzeler ile koyu yeşil renkli yapraklı sebzeler A vitamini açısından zengindir. Kayısı, havuç, brokoli, mango, nektarin, papaya, şeftali, ıspanak ve kavun bunlardan bazıları. Elma, mısır, muz, üzüm, portakal ve marul, A vitaminini az içeren sebze ve meyveler olduğundan çok uygun değil.

Tosun 2 senedir bir klinikte, küçücük bir kafeste hapis hayatı sürüyor. 2 gözü de kör, kısır bir erkek kedi. Onu özgürlüğe kavuşturacak vefalı bir dost arıyoruz. Tel: (533) 696 60 30

5.5 aylık erkek beagle’a yuva aranıyor. Meriç Yıldırım. Tel: (532) 284 82 28.

Gri beyaz renkte, erkek, kısırlaştırılmış İran kedisi, kendisine çok sevileceği bir yuva arıyor. Şu anda 1,5 yaşında. Bütün aşıları tam. Sahibi yurtdışına gittiğinden, bir süredir veterinerde yaşıyor. İletişim için Beril Hanım Tel: (533) 218 9334 (Türkiye), 00447985661366 (İngiltere)
X