Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Taraftarlık zor zenaat!

HAFTA sonu Ankara 19 Mayıs Stadı’nda oynanan Hacettepe-Ankaragücü maçını maraton tribününden izledim. Yeğenim Murat da yanımdaydı... Haliyle iki bilet almam gerekiyordu... Aldım... Ama nasıl ve ne şartlarda?

Eziyete tanık oldum!

Şöyle ki... Bilet fiyatları kale arkası 5,5 YTL, maraton 8 YTL, kapalı ise 10,5 YTL idi.

Maç başlamadan 25 dakika önce kuyruğa girdik... Ama sıra ilerlemiyordu... Daha doğrusu çok ağır ilerliyordu... Çünkü maraton bileti için bir tek satış gişesi vardı... Kale arkası ve kapalı tribün için de öyleydi.

Önümüzde 25-30 kişi bulunmasına karşın, tam yarım saat kuyrukta bekledik... Gişe sayısı 2 ya da 3 olsa, bekleme süresi en fazla 5, bilemediniz 10 dakika olurdu.Peki, gişe sayısı niye 2 ya da 3 değildi? Değildi çünkü, her görevliye kulüp tarafından 50 YTL veriliyor...

Güya bu şekilde tasarruf sağlanacak... Sevsinler böyle tasarrufu... Ama beklemenin asıl sebebi neydi, biliyor musunuz! Diyelim ki kale arkası bileti istiyorsunuz... 10 YTL veriyorsunuz, geriye 4,5 YTL alacaksınız... Ama gişede bozuk para bulmak kolay mı! O kadar taraftara madeni para mı dayanır!

Görevli sağa sola "Bozuk para var mı" diye soruyor... Bulamazsa, haliyle sizi bekletiyor, "sıradaki gelsin" diyor.

Manzaranın komikliğini düşünebiliyor musunuz? Bir yerden bozuk para gelecek de, siz de bilet alacaksınız.

Acaba hangi sivri zekalı bilet fiyatlarını böyle küsuratlı ayarlamış... Kendisini bulmak ve can-ı gönülden tebrik etmek gerekiyor.

PARALAR NEREYE!

MARATONDAN iki bilet alabilmek için 20 YTL verdim, 4 YTL geri aldım. Düşünün, her bir seyirci için benzer formalite yaşanıyor.

Oysa bilet fiyatları 5 ya da 10 YTL gibi yuvarlak olsa, vatandaş kuyrukta boşuna beklemeyecek. İşler şipşak olacak.

Maç başladıktan 5 dakika sonra stat turnikelerinin olduğu bölüme ancak gidebildik.

Sonra ne oldu, biliyor musunuz? Turnikeden geçmeye çalıştık... Öyle bir turnike ki, rahat geçebilmek için en fazla 70 kilo olmanız gerekiyor... Hafif kiloluysanız yandınız, resmen sürtüne sürtüne içeri giriyorsunuz... Yok eğer kiloluysanız, maça falan gelmeyin!

Turnike faslını atlattıktan sonra ayrı bir şok yaşıyorsunuz... Ne mi? Gişeden aldığınız o bozuk paraları geri vermek zorundasınız... Vermeden giremiyorsunuz... Öyle ya, maazallah hakeme falan atarsınız! Demir paraları geri bayılıyorsunuz.

Resmen kara mizah!

Lafa gelince mangalda kül bırakmayan Ankaralı kulüp yöneticilerine şimdi soruyorum: "Taraftarla dalga mı geçiyorsunuz... Bilet fiyatlarını düz yapsanız da, taraftarı iki saat kapıda bekletmeseniz olmaz mı! O bozuk paralara kapıda el konulduğundan hiç mi haberiniz yok..."

Üstelik bu resmen gasp!

Sordum görevlilere, bizden alınan bozuk paralar, bir hayır kurumuna bağışlanıyormuş.

Yani, zoraki bağış... Siz isteyin ya da istemeyin, sizin adınıza bağış yapılıyormuş. Kime ya da nereye bağışlanıyor, bilemiyorum.

Dilerim, Deniz Feneri olmuyordur.

PADİŞAHIM ÇOK YAŞA!

TARAFTARIN yaşadığı gavur eziyetine niye duyarsız kalınıyor? Eloğlu, taraftar toplayabilmek için her türlü kolaylığı ve promosyonu sağlarken, bizim anlı-şanlı kulüp yöneticileri saçma ve tuhaf işlemlerle taraftarı maçtan soğutuyor. Belki de bu işlemlerden haberleri yoktur!

Ben İlhan Cavcav ya da Cemal Aydın’ın yerinde olsam, her hafta yönetim kurulundan en az 3 üyemi, bilet kuyruğunda tutar, ya da diğer tribünlerde maç izlettirirdim.

Bu işler öyle el kaldırmakla, düğme iliklemekle, başkanın her dediğine "evet efendim" demekle olmaz.

Yaşanan bu ıstırap nedeni ile Ankaralı futbol severlerden değil para almak, üste para vermek gerekiyor.

Üstelik bu işin yarınlarda soğuğu var, çamuru var, kışı var.

Tribünlerin tıklım tıklım dolu olacağı maçlar da var.

Bizzat yaşadım ve gördüm, Ankaralı taraftarlar 19 Mayıs Stadı’nda adam yerine konulmuyor!

Bunun da tek sorumlusu, padişah zihniyeti ile koltuğa sıkı sıkı sarılan ve hiçbir yeniliğe imza atmayan Beştepe’deki zat-ı muhteremlerdir.

İnsan hiç olmazsa bilet kuyruğu işkencesine son verdirir.

Bu da becerilemezse, ne becerilecek!

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

İlhan Cavcav ve Cemal Aydın, bu hafta oynanacak Gençlerbirliği-Ankaragücü maçını taraftarların arasında yan yana izleyecek.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI