« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Taraftarlarınızı merak ediyorum

Türk hayranları ile Barcelona’da buluşan Fransız yıldız, bir dönem F.Bahçe forması giyen Anelka ve G.Saray’ın eski oyuncusu Ribery’nin futbol seyircimizi öve öve bitiremediklerini anlattı.

Röportaj: Ozan Ermiş
SON GÜNCELLEME
ÖNCE muhteşem sürati, büyük oyun zekası ve bitiriciliği ile Arsenal forması altında Premier Lig’i yıllarca kasıp kavurdu. Sonra bu sezonun başında hiç beklenmedik bir şekilde 16 milyon Sterlin’e (39 milyon YTL) Barcelona’ya transfer olarak herkesi şaşırttı. Şimdi de milli forma altında 43 gole ulaştı ve Fransa Milli Takımı’nın gelmiş geçmiş en golcü futbolcusu unvanını elde ederek, bir kez daha adından söz ettirmeyi başardı.

Henüz 30 yaşında olmasına rağmen futbolun yaşayan efsaneleri arasına giren Thierry Henry, geçtiğimiz günlerde Pepsi’nin kampanyası sonucu kendisiyle tanışma fırsatı kazanan Türk hayranlarını Barcelona’da ağırladı. Biz de İstanbul’dan gelen konuklarıyla bir süre futbol ve basketbol da oynayan ünlü yıldızla Türk ve dünya futbolu hakkında konuşma fırsatı bulduk.

- Thierry Henry artık rekortmen bir futbolcu. Öncelikle sizi tebrik edelim ve bunun nasıl bir duygu olduğunu soralım.

- Teşekkürler. Bu tabii ki çok özel bir duygu. Michael Platini, gençlik yıllarımızın, hayallerimizin futbolcusuydu. O yaşlardayken, günün birinde Platini’yi alt edebileceğimi ve Milli Takım’da ondan fazla gol atabileceğimi asla hayal edemezdim. Hatta itiraf edeyim, milli olacağımı dahi hayal edemezdim! Bu o kadar muazzam bir histi ki, o akşam tüm vücudumu saran bu duyguyu kelimelerle ifade etmek imkansız. Günün birinde futbol kariyerime son verdiğimde ardıma bakacağım ve kırdığım rekorların keyfini çıkaracağım.

- Türk futbol takımları ve Roberto Carlos’u transfer ederek adından söz ettiren F.Bahçe hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Size şu kadarını söyleyeyim; yakın arkadaşım Anelka Fenerbahçe’de çok güzel günler geçirdiğini anlattı. Özellikle Türkiye’de çok fantastik bir futbol ortamının bulunduğunu ve her karşılaşmanın bir şölen havasında geçtiğini belirtiyordu. Ne yazık ki Fransa’da, İspanya’da ve İngiltere’de liginizi yakından takip edemiyoruz. Ancak Galatasaray’da oynarken, Ribery ile de konuşmuştuk. O da bana orada atmosferin harika olduğunu, özellikle Türk taraftarların muhteşem olduğunu söylemişti.

- Peki yıllarca bir parçası olduğunuz İngiliz futboluyla yeni durağınız İspanya’da oynanan futbol arasında ne fark var? Uyum sağlayabildiniz mi?

- Buraya uyum sağlamam kolay olmadı. İngiltere’de futbol daha hızlı bir tempoda oynanır. Çok hızlı atağa çıkılır. Burada ise oyunun temposu daha yavaş. Top önce sağ kanada geçiyor, oradan sol kanada atılıyor, sonra yine sağa geçiyor (Gülüyor). Sizin de bu hıza ayak uydurmanız gerekiyor! Oysa Premier Lig’de bir futbol maçı seyredin, ilk 5 dakika ile son 5 dakika arasında fark göremezsiniz. Ama İspanyol futbolunun da çok cazip yanları var tabii.

- Barcelona’da Ronaldinho, Messi, Eto’o gibi çok büyük yıldızlarla top koşturuyorsunuz. Onlarla aynı takımda sahaya çıkarken ne hissediyorsunuz?

- Bence yıldız oyuncular olmasa bile, Barcelona başlı başına çok büyük. Çünkü burada insanlar size herhangi bir futbol takımının oyuncusu olmadığınızı, bir şehir için, hatta bir ülke (Katalunya) için oynadığınızı hissettiriyor. Kulübün sloganında denildiği gibi, ’Barcelona bir futbol kulübünden çok daha fazlasıdır’. Barcelona’yı özel kılan sizin saydığınız bu oyuncularla birlikte oynamak değil. Barça’yı özel kılan, takımın ta kendisi. Barcelona bir aile gibidir, onu bu kadar özel yapan da bence bu.

"Basketbolcu olmak isterdim"

BASKETBOLU
çok seven Henry, laf bu spordan açılınca büyük bir istekle konuştu: "NBA’de takımım San Antonio, en sevdiğim basketbolcu ise Tony Parker. Tabii Tony’nin dostum ve çok iyi biri olmasının bunda payı var! Şaka bir yana, bu genç yaşta NBA’de oynamanın ne kadar ayrıcalıklı olduğunu herkes bilir. Ben de hep basketbolcu olmak istedim. Ama bir gün Tony ile bir maç yaptık. Ondan sonra basketbol oynayamadığımı anladım! Ona hayranım, çünkü benim yapmak istediğimi yapıyor."

"Henry’nin voltajı düştü diyecekler"

 FRANSIZ yıldıza, "Electric Henry" gibi ilginç bir lakabının olduğunu hatırlattığımızda ise şunları söyledi: "Bu tür yakıştırmalar yapılabilir ama bazen işin dozu kaçıyor. İyi bir maç çıkarıyorsunuz, abartıyorlar; kötü oynuyorsunuz, yine abartıyorlar. Dolayısıyla ben bu tür ifadeleri hiçbir zaman kafama takmamaya çalışırım. Bugün iyiyken, benim için ’Voltaj Thierry’ derler, yarın kötü olursam da ’Voltaj düştü’ diyeceklerdir.

Bunları da Beğenebilirsiniz