Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Taraftarlar ve akbabalar

RAKİP 1-0 önde.. Hücumu seven Gökhan sakatlanıyor, Aragones onun yerine Yasin’i alıyor.. Skor 2-0 oluyor.. Maldonado’nun yerine Deniz giriyor.. Gole ihtiyacı varken Fenerbahçe’nin, mutlaka en az gol bulması gerekirken hala savunma oyuncularını sahaya sürüyor Aragones..

25 yıla yakın bir süredir izliyorum Fenerbahçe’yi.. Dünkü yenilgiden çok daha ağırlarını gördüm.. Çok daha kötü futbol oynadığına şahit oldum. Ama belki de ilk kez bir teknik adamın "kovulmak istercesine" sahaya bu kadar yanlış takım sürdüğünü, bu kadar kötü oyuncu değişikliği yaptığını görüyorum..

Maç başlıyor, Fenerbahçe kendi sahasında, rakip yorgun.. Fenerbahçe puan kaybettiği birçok maçta olduğu gibi hala iki defansif ön libero ile oynuyor.. İnanın bugün Türkiye’de antrenörlük diploması olan herhangi birini takımın başına getirin Fenerbahçe bu kadroyla şu an üçüncü sıradan aşağı olmazdı.. Çünkü hiçbiri bu kadar "korku dolu" bir takım kuramazdı..

Sahada oyunu dikine oynamaya çalışan, rakibin arkasına sarkan, adam eksilten, pozisyon yaratan oyuncu Uğur Boral var.. Ama Aragones geçtiğimiz haftalarda, (belki de ne olur ne olmaz diye) onu yedek kulübesinde oturtmuştu.. Bu hafta oynatmak zorunda kaldı sanırım..

* * *

Julius Aghahowa
26 yaşında. 6 sezon Shakhtar Donetsk’te forma giymiş, geçen sezon Wigan Athletic’te oynamış.. Yani onu bulmak çok da zor değil.. Sadece onu mu? Partizanlı Diarra’yı, Kievli Banguora’yı, Kharkivli Jackson’ı, Gaziantepsporlu Beto’yu, Tabata’yı.. Ama birilerinin işine gelmiyor böylesine isimsiz, geleceği olan, hızlı, yetenekli, takım oyuncularını transfer etmek.. 34’lük, sakat Josico’lar, Maldonado’lar, Seric’ler daha makbul oluyor her nedense..

Sadece transfer konusunda değil Kayserispor’un başarısı.. Perşembe gecesi Paris’te Saint Germain’e kök söktüreceksin, 4 eksikle ülkeye puan kazandıracaksın, sonra gelip Fenerbahçe’ye tarihi bir hezimet tattıracaksın.. Hem de son derece temiz, yürekli ve keyifli bir futbolla..

* * *

Son söz tribünlerle ilgili.. Büyük kulüplerde bir taraftar vardır, bir de akbabalar.. Taraftarlar takımı kötü anında yalnız bırakmaz.. Tepkilerini; "I love Zico" diye son derece medeni bir şekilde ortaya koyarlar.. Başkanından futbolcusuna herkese eleştiri getirirler..

Akbabalara gelince.. Onlar işler iyi giderken en ön safta "Fenerbahçelilik" elbisesini taşırlar omuzlarında.. Ama işler kötü giderken, birilerinin isteğiyle hareket etmeye başlarlar.. Tıpkı adlarına "Genç Fenerbahçeliler" denen grubun yaptığı gibi. Çok yazdık.. Bir daha söyleyelim.. Bu külüp Aziz Yıldırım’ın değil.. Başarısız olursa o da gider.. Ama liderleri bir başka takımı tutan "üç beş çapulcunun" bağırmasıyla değil, dünya sıralamasında 15’inci sırada bulunan bir kulübe yakışan şekilde, "kongrenin" oylarıyla.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI