"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Tantan niye piyano çalmıyor?

Sedat ERGİN

Yanılmıyorsam, 1993'ün sonlarına doğruydu. Bir özel televizyon kanalının haber bültenini izlerken, gözüm geçen altyazıya takıldı.

Altyazıda, ABD Başkanı Bill Clinton'ın saksofon çalmasından sonra Bakırköy'ün ANAP'lı Belediye Başkanı Ali Talip Özdemir'in de piyano çaldığı, bu konudaki haberin birazdan yayınlanacağı anlatılıyordu.

Merakla beklediğim haber biraz sonra yayına girdi. Haber, önce Clinton'ı siyah gözlükleriyle saksofon çalarken gösterdi.

Ardından Bakırköy Belediye Başkanı'nın piyano resitaline geçildi.

Özdemir, piyanonun başına oturmuş çalıyordu. Amatör bir piyanistti. Bir kere, piyanoyu on parmak çalamıyordu. Daha çok iki elinin işaret parmaklarının yardımıyla tuşlara dokunuyordu.

Yanılmıyorsam melodik yapısı zor olmayan bir halk şarkısıydı.

Özdemir'in amatorlüğüne bir itirazım olmadı. İnsanların hangi düzeyde olursa olsun müziğe ilgi göstermelerini, bir enstrüman çalmalarını gönülden destekleyen bir insanım.

Ama haberi izlerken bir şeye takıldım. Piyanonun akordu bozuktu.

* * *

Burada karşımıza çıkan vaka, Türk siyasetçilerinin önemli bölümü için geçerli olan bir durumu gösteriyor.

Bu sorun, kendini kamuoyuna olduğundan farklı tanıtmak, kendine gerçekte sahip olmadığın yetenekleri atfetmek diye tanımlanabilir.

Tanıtımdaki abartı ve ölçüsüzlük, kamuoyunun siyasetçiyi yanlış tanımasına, ona gerçekte sahip olmadığı meziyetler atfetmesine yol açıyor.

Sonuç, çoğunluk düş kırıklığı oluyor.

Yanılma, gerçeğin duvarına çarpıyor.

Piyanonun akortsuz olduğu, bir şekilde herkes tarafından fark ediliyor.

* * *

Akortsuz piyanodan yükselen kırık notalar, ANAP'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na göstereceği aday konusunda yaşanan kararsızlıkta da karşımıza çıkıyor.

Bir tarafta Bakırköy Belediye Başkanlığı döneminde başarılı olmakla birlikte, tanıtım ve halkla ilişkiler alanındaki becerisiyle ön plana çıkmış olan Ali Talip Özdemir...

Diğer tarafta, yaptığı hizmetlerle temayüz eden, ancak tanıtıma önem vermediği için ikinci planda kalan Sadettin Tantan...

Biri bütün gücüyle tanıtıma ağırlık veriyor, ‘‘Seçilirsem İstanbul'u uydularla yöneteceğim’’ diyor.

Diğeri, fakirlere dağıttığı yemekleri rencide olmamaları için gizlice evlerine gönderiyor ve bunun reklamını yapmaktan kaçınıyor.

Partinin tercihinde, ibrenin tanıtımı iyi olan adaya kaydığı anlaşılırken, diğeri ‘‘Menfaat grupları beni istemez’’ diye sesleniyor.

Muhtemelen doğrudur. Çünkü, bir Turgut Özal yapımı olan ANAP'ın teşkilatlarının ona sıcak bakmayacaklarını tahmin etmek güç değildir.

Malum nedenlerle...

Siyaset sahnesindeki akortsuz enstrümanlarla çalınan bu kakofoni maalesef daha çok uzun yıllar bu ülke insanının kulağını tırmalamaya devam edecektir.



X