Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tansu Saddam?

Oktay EKŞİ

Şimdi de Sayın Başbakan'ın Tansu Çiller Hanım'la ilgili politikasının değiştiğine ilişkin haberler geliyor:

Meğer, nasıl ABD Irak'ta Saddam Hüseyin'i devirmek mi (sanki isteyince yapabileceklermiş de!) yoksa yerinde tutmak mı daha akıllıcadır sorusunu:

‘‘En iyisi bu adamın orada kalması. Çünkü aksi halde doğacak sorunlarla başetmek daha zor olur’’ diyerek yanıtlıyorsa, Mesut Yılmaz da, ‘‘Tansu Çiller'li bir DYP'yi yenmek daha kolaydır’’ diyormuş.

Ehh... Gerçekten böyle düşünüyorsa, Sayın Başbakan'a ‘‘Allah selamet versin!’’ demekten daha dostane bir söz yoktur.

Tansu Çiller'e karşı olmayı, onu sevmemeyi, onun ülkeye ve partisine zararlı olduğunu savunmayı anlarız.

Ama Tansu Çiller'li bir DYP mi Mesut Yılmaz için daha kolay yutulur lokma olur, Çiller'siz bir DYP mi diye sorulunca biraz düşünmek lazım.

Sistem işleseydi, örneğin Refah Partisi dürüstçe davransa da Çiller hakkında bizzat kendi milletvekillerinin verdiği Meclis soruşturması önergelerinin reddi için, aynı milletvekilleri oy kullanmasaydı, siyaset sahnesinde bugün Çiller diye biri yoktu.

Yargı doğru dürüst işleseydi de, örneğin Tansu Hanım'ın annesinden kendisine kaldığı ileri sürülen servetin kaynağı araştırılabilseydi, kanaatimize göre, o bile Bayan Çiller'i siler süpürürdü.

O kadar geriye gitmeye gerek yok: Şimdi bu aileyle bağlantılı olduğu bilinen bir gazeteyle bir TV kanalının nasıl ve kimin parasıyla döndüğünün hesabı sorulsa, eminiz ki herkesi şaşkına çevirecek gerçekler ortaya çıkar.

Hepsini bırakın; Mesut Yılmaz, Çiller'in sadece şu ‘‘Haydar Aliyev'i devirme teşebbüsü’’ içindeki rolünü ortaya çıkartsa, yeter de artar bile.

Çiller bütün bunlara rağmen ayakta ise Mesut Yılmaz lütfettiği için değil, onu hâlâ yıkamadığı için ayaktadır.

Tıpkı Irak'ta ABD'nin Saddam'ı (yıkmak istememesi değil) yıkamaması gibi!

Sayın Yılmaz'ın bir de imam hatip liselerindeki kız öğrencilerin başları örtük olarak okula gelmelerine ilişkin sözlerine değinmek istiyoruz. Buna göre hükümet, imam hatiplerde kızların ‘‘isterlerse başları örtük, istemezlerse açık’’ olarak dolaşmalarına izin verecekmiş.

Lise çağındaki çocuğa bile kıyafet disiplini koyamayan hükümet, kendisini güçlü gibi görmesin. Hele Atatürk devrimlerine bağlılıktan hiç söz etmesin. Çünkü bu düpedüz irticaya verilmiş bir ödündür. Hem de bu hükümetin sicil dosyasına çok kötü kayıtlar düşülmesini zorunlu kılan bir ödün.

-----------------

<ı>Not: Dünkü yazımda kullandığım ‘‘köpekler’’ kelimesi önünde ‘‘mecazi anlamda’’ diye bir kayıt vardı. Maalesef düşmüş. O.E.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI