Gündem Haberleri

    Tanrı nimetlerini değerlendirelim

    Hürriyet Haber
    23.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    HALEN yaklaşık 5 milyar olan dünya nüfusuna, her yıl ortalama 25 milyon kişi eklenmekte, 65 milyonluk ülkemiz ise, her yıl 1 milyon artmaktadır.Özellikle bazı ülkelerdeki kontrolsüz doğumlar, dünya nüfusunu, herhalde 7 milyara yükseltecektir. Bu süratli artışlar ise, ortaya ciddi bir ‘‘beslenme’’ sorunu çıkaracaktır.Dünyamızdaki birçok ülke, tarım dahil tüm nimetleri, en verimli şekilde değerlendiriyor. ABD, Kanada gibi bazı ülkeler, birer ‘‘Dünya Gıda Ambarı’’ haline gelmiştir. Özellikle ABD'de sadece 6 milyonluk bir çiftçi grubu, tam 286 milyonluk kendi vatandaşlarını ve hem de, dünyadaki milyonlarca beslenme güçlüğü çeken insanları beslemekte olduğu bir gerçektir.Yüce Tanrı bizlere de, birçok değerler yanında, özellikle ‘‘tarım ve hayvancılık’’ konusunda, belki de en geniş nimetleri vermiş. Düşünüyorum, Türk toplumu olarak bizler, acaba bu şansı, bu nimetleri, bugüne kadar yeterince değerlendirebildik mi? Biraz şüpheliyim, zira yıllardır büyük bir tarım ülkesi olmamıza rağmen, 2001 yılında hálá:Topraklarımızı erozyon etkisinden kurtaramadık,Tarım alanlarımızı çok daha verimli hale getiremedik,Dünya ülkeleri ‘‘Bir dönümlük araziden ortalama’’ 600 kg. buğday alabilirken bazı istisnalar dışında, bizler dönümden ortalama 150 veya 160 kg. buğday almakla yetindik.Yılda yaklaşık 180.000 ton tütün talebine karşı, yılda 550.000 ton tütün üretip fazlasını yaktık veya bazı ürünleri de denize döktük.Yağlı tohum üretiminde 25 yıldır yaklaşık 500.000 tonluk yağ açığımızı kapatamadık. Bitkisel yağ açığını ithal yolu ile karşıladık.Hayvancılığın her kesiminde ülke ihtiyacını karşılayamaz duruma düştük. Büyüyen sorunlar bugün artık endişe yaratıcı düzeye erişmiştir.NEDEN BAŞARAMADIK?Bizler acaba, özellikle tarım ve hayvancılığın gelişmesi konularında neden yeterince başarılı olamadık?Bu başarıyı sanayi ve turizm alanlarında gösterebildik. Hatta sanayimiz ve turizm sektörümüz, AB ülkeleri düzeyine erişmiş durumdadır.Ancak, halkımızın % 46'sının ‘‘ata’’ mesleği olan ‘‘tarım ve hayvancılıkta’’ yeterince ‘‘verimli’’ düzeye erişememiş olmamız acı ve üzücüdür. Yıllar önce, tarım ürünlerini ihraç edebilen ülkemizin, bugün değeri yüksek döviz ödeyerek mısır, buğday gibi tarımsal ürünleri ithal eder duruma düşmesi, çok düşündürücüdür.Diğer taraftan, yıllarca harp-işgal görmüş ve hatta kısmen bağımlı yaşamış, bazı Avrupa ülkeleri 1945 yılından itibaren, planlı ve programlı şekilde ‘‘olanaklarını’’ çok iyi değerlendirerek tarım ve her alanda süratle gelişmiş ve bugünkü refaha kavuşmuşlardır. Yakın komşularımız Macaristan, Romanya ve Bulgaristan önemli başarılar elde etmiştir.Hele bu yakın komşularımızın artık AB'de, serbest dolaşım olanağına kavuşmaları, Bulgaristan'da para birimi bir Leva'nın, 1 DM (yaklaşık 700.000 TL.) olması, bizlere elektrik enerjisi ihraç edebilir düzeye ulaşmaları, son derece ilginçtir. Bizlerin de kendimizi bu ‘‘ataletten’’ kurtarmamız ve en yakın bir gelecekte tarım ve hayvancılık konularında çok süratle ve bilinçli olarak bazı ciddi reformlar yaparak kayıplarımızı telafi etmemiz gerekmektedir. Ufak bir örnek vermek gerekirse, özellikle et ve süt hayvancılığımızda, yüksek kaliteli tohum ve embriyo ithali ile ‘‘suni döllenme’’ konularına büyük önem vermemiz yararlı olacaktır.Tarım ve hayvancılıkla ilgili aksayan kuruluş ve mevzuatlarımız artık 2002'nin gerçeklerine uygun anlayışla gözden geçirilmeli,Sektördeki tüm üreticiler, kendi alanlarındaki son gelişmeleri çok yakından izleyip, görüş ve düşüncelerini ilgililere duyurmalı,Yılda hiç değilse iki defa ‘‘tarım ve hayvancılık konularında’’ da açık oturumlar düzenlenmesinin yararına inanıyorum.Özellikle gelişmiş ülkelerde insanlar, gerekli hukuki önlemleri de alarak tarım dahil her sektörde ‘‘şirketler kurarak’’ güçlerini birleştirip çok önemli başarılar sağlayabilmişlerdir. Bizde ise, geçmişte mevcut büyük çiftlikler zamanla gerek kız-erkek farkı miras, gerekse iç ve dış göçler gibi nedenlerle (istisnalar dışında) son derece dağılmış ve ufalmıştır.Küçük hatta orta büyüklükteki çiftçilerimizin, Şanlıurfa'da gerçekleştirilen ‘‘Büyük çiftlik şirketleri’’ gibi kuruluşlara yönelmeleri devrinin başlaması gerekir.Tarım kesimi iyi ve kapsamlı bir şekilde hazırlanacak yeni tarım şirketleri ana sözleşmeleri ile, çok başarılı büyük çapta ‘‘şirketleşmiş çiftlikler’’ kurarak tüm güç ve olanakları birleştirmeleri, kooperatifler yerine artık ‘‘enerjik şirketler’’ haline gelmeleri sağlanmalıdır.Ne yazık ve üzücüdür ki sahip olduğumuz Tanrı nimetlerini, bugüne kadar yeterince değerlendiremedik. Artık değerlendirmeye gayret edelim.İç göçe denetim getirmek şartMEVCUT kanunlara rağmen ülkemizde yıllardır önlenemeyen bir ‘‘iç göçler’’ problemimizin de artık bir çözüme kavuşturulması gereklidir.Uygulamalardaki ihmal veya bazı politik girişimler, ayrıcalıklar vs. nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere bir akım şeklini alan ‘‘göçlerin’’ tüm dış ülkelerde olduğu gibi artık hiç değilse bir kontrol altına alınması gerekmektedir. Yıllardır başta Almanya olmak üzere, tüm Avrupa ülkelerinde göç edenler gidecekleri kasaba veya kentlerde işi ve konutu (kiralık veya tapulu) olduğunu belgeleri ile kanıtlamak zorundadırlar. Aksi halde suçlu duruma düşerler. Hiç kimse bizde olduğu gibi elini kolunu sallayarak istediği zaman, istediği yere gidip burada ‘‘demokrasi’’ vardır diyerek yerleşemez. Kimse de bu önemli kuralın bozulmasına göz yumamaz. Bizde de kırsal bölgelerden dalga halindeki göçlerin, artık bir kontrol altına alınması, iş ve konut zorunluluğu derhal uygulanmamasa dahi, en azından göç edenlerin muhtarlıklara kayıt olma uygulaması gerçekleştirilmelidir.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı