"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Tanksız ince balans ayarı

Ertuğrul ÖZKÖK

Askerlerin sükûnet orucu uzun sürmedi. Ya da süremedi, sürdürülmedi.

‘‘Balans ayarı’’ duygusu ağır bastı ve dünkü bildiri yayınlandı.

Neden böyle oldu?

Bir gece önce Başbakan Mesut Yılmaz'ın konutundaydık. Üç saate yakın sohbet ettik.

YILMAZ EMİNDİ

Yılmaz son derece rahat ve kendinden emindi.

Askerlere yönelik bir jest yapıp yapmayacağını sorduk. Cevabı kısa ve netti:

‘‘Ben ne yaptım ki?’’

Yılmaz bu sözleri dokuz aydan beri söylediğini anlatıyordu.

Ancak onun da bazı şikâyetleri vardı. Bazı askerlerin sivil yönetime fazla müdahaleci bir havada olduklarını düşünüyordu.

Bunun bazı örneklerini veriyordu.

Ama Karadayı'dan bir şikâyeti yoktu.

Asıl merak ettiğim konu şuydu. Yılmaz, askerlerin ne yapacağını biliyor muydu?

‘‘Yeni bir şey yapacaklarını sanmıyordu.’’

Belki de o yüzden yeni bir adım atma ihtiyacı duymuyordu.

Bildiri yayınlandıktan hemen sonra Başbakanlık Konutu ile konuşuyorum.

Yılmaz'ın ilk değerlendirmesi, ‘‘Makul bir bildiri’’ şeklindeydi.

Yorum şuydu:

‘‘Askerler tartışmanın burada sona ermesini istiyorlardı.’’

Askerler, ‘‘Cevap vermemiş olarak kalmamak için bu bildiriyi yayınlamışlardı.’’

BARDAĞIN YARISI

Yani ilk andaki değerlendirme, ‘‘Bardağın yarısı dolu’’ düşüncesini yansıtıyordu.

Kısaca ‘‘iyimser’’ yorum tercih ediliyordu.

Yayınlanan bildirinin ‘‘çok ince’’ biçimde kaleme alındığı gözleniyor.

Silahlı Kuvvetler'in ‘‘Anayasa'ya, yasalara ve hükümete bağlılığı’’ net bir ifade ile vurgulanıyor.

Böylece, ‘‘darbe’’ etiketine karşı tedbir alınıyor.

Bildiri dikkatle okunduğunda, askerleri en çok kızdıran şeyin ne olduğu açıkça görülüyor.

DARBE BOMBASI

Her şeyden önce komuta kademesinde görüş ayrılığı olduğu ve meselenin ‘‘bazı komutanların’’ aşırı müdahaleciliğinden kaynaklandığı düşüncesine cevap veriliyor.

Yılmaz'ın, irtica ile kanun dışı yollardan mücadele etmek isteyenlerin kendilerinin tehdit haline geleceği sözleri, belli ki komutanları çok kızdırmış.

Türkiye'nin geldiği şu noktaya bir bakın. Bir siyasetçi çıkıyor ve ‘‘darbe’’ kelimesini fitili yanmış bir dinamit gibi ortaya bırakıyor.

Bir başbakan bunun üzerine atılıp, üslubu ayarlanmamış bir demeç veriyor ve ipleri geriyor.

Ve askerler de bu gerginliğin üzerine gereğinden ağır bir üslupla gidince, Türkiye bir anda 1970'lerin Latin Amerika ülkelerinden biri haline geliveriyor.

Şimdi bir yıllık Refahyol Hükümeti'nin Türkiye'ye maliyetinin ne kadar ağır olduğu çok daha iyi anlaşılıyor.

Askerler kışlalarından çıktılar.

Onların geri çekilmeleri için ‘‘Şerefli’’ bir çekilme imkânı yaratılamadı.

Kapalı kapıların arkasında konuşulması gereken şeyler, aşırı dozda ifadelerle işportaya düşünce geldiğimiz nokta bu oldu.

Yüzde 21 oyla bu ülkenin rejimini değiştirmeye teşebbüs edenler, bir başka gücü maalesef siyaset sahnesine çektiler.

YENİDEN DİZAYN

Bütün bunlar ne siyasetçilerin, ne Silahlı Kuvvetler'in, ne de Türkiye'nin yararına oldu.

Ne yazık ki bütün bunlarda kimse masum değildi.

Şimdi yapılacak iş, önce biraz sükûnet, sonra da sistemi baştan sona yeniden dizayn etmek.













X