"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Tanıştığımıza memnun oldum Numan Bey

Her şeyin bir ilki vardır. Numan Kurtulmuş da benim için bir ilk. Şaşırmadım değil doğrusu. Röportaj teklifimi kabul etmesi, beklediğim bir şey değildi.

Fazilet camiası bana biraz uzak da. Ama hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı. Kapatılan Fazilet Partisi'nin İstanbul İl Başkanı Numan Kurtulmuş mütevazı biri çıktı. Çok iyi eğitim almış, hoşgörülü, sakin konuşan, kavgadan hoşlanmayan benim kafamdaki şablonlara uymayan biriydi. Şimdiye kadar hiç konuşmadığım İslami kesimden birini karşımda bulunca Allah ne verdiyse sordum. Bu röportajın başı ana gazetede. Dibi burada duruyor. Sizin için biraz yorucu olacağını kabul ediyorum ama siz de beni anlayışla karşılayın, nerede yer bulursam oraya dalıyorum...

Siyasete neden geç girdiniz?

- Girmek gibi bir planım yoktu ki. Hiç düşünmüyordum. Türkiye'nin şartları beni zorladı. Bir de çok ısrar edildi. 39 yaşındaydım karar verdiğimde...

Arada neler yaptınız, neler biriktirdiniz?

- En son İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesiydim. İşletme okudum ve master'ımı Türkiye'de yaptım. Ardından Amerika'ya gittim. Cornell Üniversitesi’nde Endüstri İlişkileri ve Çalışma Ekonomisi dalında misafir öğretim üyesi olarak doktoratezimi hazırladım. 94'de doçent oldum. Profesörlüğümü almaya çok yaklaşmıştım ki, Fazilet Partisi'nin İstanbul kurucu İl Başkanı olarak göreve başladım.

Cornell Üniversitesi'ni duyunca insanların tepkisi ne oluyor? Ooooo yapıyorlar mı?

- Yale, Harvard, Colombia gibi Ivy League üniversiteler arasında olmasına rağmen, akademik çevreler dışında Türkiye'de pek tanınan bir üniversite değil. Oooo yapmıyorlar yani.

Siyasette kendinizi ortalığa atacak kadar pişmiş hissediyor musunuz?

- Kendimi ortalığa atmak, vitrine çıkmak gibi bir derdim olmadı ki hiç. Ama size bir görev verildiğinde, en iyi şekilde yapmak için uğraşmalısınız değil mi? Benim özel bir gayretim, niyetim yoktu, bunu ifade etmeye çalışıyorum. Politikayı çok sıradan, alışılagelmiş usullerle yapmak yerine, bilgiye dayalı bir biçimde üretmek gerektiğine inanıyorum. Türkiye'nin gidişatı için bu gerekli, bir katkımız olabilirse ne mutlu...

Sizin için kullanılan sıfat yeni gelenekçi. Bu ne demek? Neden yenilikçi değil de, yeni gelenekçi? Beyni yenilikçi, tavrı gelenekçi nasıl olunuyor?

- Bunlar bizden kaynaklanmayan tanımlar. Türkiye'de biz istesek de istemesek de, içinde olsak da olmasak da Milli Görüş çizgisi yoluna devam edecektir. Sosyolojik bir vakadır. Bunu da kendimizi yenileyerek ama ilkelerden taviz vermeyerek yapmalıyız.

İyi İngilizce biliyor olmanız yeni kurulacak gelenekçi partiye bir avantaj sağlayabilir mi? Recep Tayyip'in İngilizce öğrenmeye çalışmasını neye bağlıyorsunuz?

- Yabancı lisan biliyor olmak bir avantaj tabii. Biz mesela İstanbul il düzeyinde iki sefer konsoloslara yemek verdik. Vatikan Konsolosu da, Filistin Konsolosu da geldi, hatta İsrail Konsolosu bile. Güzel bir şey, insanlara anladıkları dilde hitap edebilmek. Ama tek başına yeterli değil yabancı dil, sadece bir araçtır. Recep Bey'in öğrenmeye başlamış olması da faydalı...

Siyasal İslam'ın Türkiye'de fazla şansı olamayacağı görüşlerine katılıyor musunuz?

- Siyasi İslam, Radikal İslam, Fundamentalist İslam, Militan İslam gibi terimler, batı kaynaklarından okuduğumuz şeyler. Hiçbirinin İslam dünyasındaki gelişmeleri bire bir bir karşıladığına inanmıyorum. İslam ve siyaset arasındaki ilişkiyi kurarken de üzerine durmamız gereken husus şu: Bir Müslüman olarak Allah'ın en son ve mükemmel dinini koruyacak her türlü kudrete sahip olduğunu düşünüyorum. Bizzat Allah'ın kendisinin koruması altına aldığı bir şeydir, İslam. Bize düşen, siyasetçiler olarak dini hayatın dini düşüncenin özgürleşmesini sağlamaktır.

Türk Müslümanlığı diye bir şey var mı?

- Var tabii. Teolojik açıdan bakarsak, Müslümanlık, Türk'e, Arap'a, Amerikalı'ya göre farklı olamaz. Ama sosyolojik açıdan bakarsak, Türkiye koskoca bir imparatorluktan miras. Boşnak'ından, Kürt'ünden Arap'ına kadar pek çok etnik yapının bir arada bulunduğu bir usul, uslüp var. Dolayısıyla bizde yaşanan dini gelenekler, İran'dan, Arap dünyasından farklı. Dini geleneklerle cumhuriyet değerleri arasında var olduğu sayılan çatışmanın giderilmesi, bu uzlaşmanın sağlanması için doğru bir terminoloji Türk Müslümanlığı. Yüzyıllardır yaşanan gelenekleri kimsenin yok etmeye hakkı yok. Dejenere etmeye de yok.

Yenilikçilerle gelenekçiler arasındaki mücadeleden kim galip çıkacak?

- Böyle bir mücadele olmayacak. Türkiye milli siyaset çizgisinde yoluna devam edecek, yakın bir zamanda bütün bu arkadaşlarımızla birlikte tabiri caizse ‘‘Nerede kalmıştık?’’ diyeceğiz. Birbirimize rakip değiliz.

Siyasi arenada, Erdoğan'la Kutan yerine sizin kıyaslanıyor olmanız sizi zor durumda bırakmıyor mu?

- Kimseyle kıyaslanmak istemem, bu beni rahatsız eder, kendi görevlerimi yapmaya çalışırım.

Milli Görüş hareketinin daha önce kurmuş olduğu partilerden yurt dışına kaçmak zorunda kalan militanlar hareketinize zarar verdi mi?

- Türkiye'nin kavga eder gibi konuşan, patırtı koparan, bağıran çağıran arkadaşlara tahammülü yok...

Ayak fetişistlerine açık çağrı

Hayat çelişkilerle dolu.

Şimdi farkına vardım ki, üst katta Numan Bey'le konuşurken alt katta ayak fetişistlerine hizmet sayılabilecek bir işin peşinde koşuyorum. İnanın bu sadece sizi değil, beni de şaşırtıyor.

Ya benim kişiliğim biraz tuhaf.

Ya da siz insanı buna mecbur ediyorsunuz.

Bu sabah bilgisayarımı açtığımda, ülkedeki neredeyse bütün ayak severler posta kutumdaydı. Amma çokmuş. Ya da örgütlü çalışıyorlar, hepsi birbirine haber veriyor ve beni mail bombandımanına tutuyorlar...

Teşekkür edenler, önerilerde bulunanlar, özelliklerini anlatanlar, ayakkabılarıma göz dikenler, istedikleri konuları peçete kağıdına yazıp gönderenler, kendilerine ayak partneri arayanlar, bu derin konu yüzünden acılarını, sıkıntılarını, yaşadıklarını anlatanlar, İnternet sitesi adresi isteyenler...

Öyle bir yoğunluk ki...

İnsanın ya bu ülkede normal insan yok mu diyesi geliyor.

Yanlış anlamayın, kimseye anormal demek istemiyorum, aksine neler olup bittiğini anlamaya çalışıyorum. Resmen sayenizde yönlendirildim yani. Beni ikna etmeyi başardınız. Kazandınız. Ayak fetişizmi dosyası hazırlamaya karar verdim. Ama burada size büyük iş düşüyor, madem beni arkadan ittiniz, şimdi ortalığa çıkıp bana yardım etmeniz gerekiyor. Fotoğraf çekmeyeceğiz, kimlik açıklamayacağız ama yüzeysel de kalmayalım, uyduruk olmasın, doğru insanlarla doğru bilgiler iletelim...

Bu yüzden içinizden bazılarıyla röportaj yapmak istiyorum.

Görüşlerinizi almak, kaynak önerilerinizi değerlendirmek istiyorum.

Böyle yani.

Yalnız beni bu gazeteden kovduracak şeyler yazmamanızı özellikle rica ediyorum...
X