Gündem Haberleri

    Tanıl Küçük: Yeni hükümetten eksik kalanları tamamlamasını bekliyoruz

    ANKA
    25.07.2007 - 17:41 | Son Güncelleme:

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, AKP’den, iktidarının ikinci döneminde, arkasına aldığı büyük destekle, ilk dönemde yapılamayanları, eksik kalanları tamamlanmasını beklediklerini dile getirerek, “Rekabet gücünü artıracak yapısal reformlar artık bitirilmeli, gerekliliği üzerinde, hemen hemen herkesin hem fikir olduğu, mikro reformlar süratle devreye sokulmalıdır. İlk dönemde, makroekonomik kazanımlar damgasını vurmuştu, ikinci dönem, ekonomide, mikroekonomik değişimin yaşandığı bir dönem olmalıdır” dedi.

    İSO Temmuz ayı Olağan Meclis Toplantısı, Prof.Dr. Güngör Uras’ın katılımıyla İSO Odakula Meclis salonunda yapıldı.

    Küçük, sanayi kuruluşlarının, 2006 yılındaki nispi başarıyı, risk üstlenerek ve borçlarını artırarak elde ettiklerinin söylenebileceğine dikkat çekti ve ılımlı küresel rüzgarların tersine dönmesi ve olası risklerin gerçekleşmesi halinde sanayi kuruluşlarının zor durumda kalabileceklerini vurguladı.


    “BÜYÜMENİN LOKOTOMİFİ SANAYİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI”


    Toplantının açılışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluş raporu sonuçlarını değerlendirdi ve seçim sonrası kurulacak yeni hükümetten beklentilerine ilişkin sanayici görüşlerini ifade etti. AKP’nin seçimlerde elde ettiği başarının sorumluluğunu daha da çok arttığını vurgulayan Küçük, ekonomik ve sosyal sorunlarını çözebilmek için Türkiye’nin kesintisiz ve yüksek oranlarda büyümek zorunda olduğunu söyledi. Küçük, Türkiye ekonomisinde, büyümenin lokomotifinin ise sanayi sektörü olduğuna dikkat çekerek, 2007’nin ilk çeyreğindeki, yüzde 6.7’lik büyümenin arkasında üretimini yüzde 7.8 artıran sanayi sektörü bulunduğunu kaydetti. Büyümenin devamının ise sanayinin ortaya koyacağı performansa bağlayan Tanıl Küçük, sürdürülebilir ve yüksek oranlı büyüme için, sanayinin önündeki engellerin süratle kaldırılması gerektiğini söyledi.


    “MİKROEKONOMİK DEĞİŞİMİN YAŞANDIĞI DÖNEM OLMALI”


    Küçük, AKP’den, iktidarının ikinci döneminde, arkasına aldığı büyük destekle, ilk dönemde yapılamayanları, eksik kalanları tamamlanmasını beklediklerini ifade ederken, “Rekabet gücünü artıracak yapısal reformlar artık bitirilmeli, gerekliliği üzerinde, hemen hemen herkesin hem fikir olduğu, mikro reformlar süratle devreye sokulmalıdır. İlk dönemde, makro ekonomik kazanımlar damgasını vurmuştu, ikinci dönem, ekonomide, mikroekonomik değişimin yaşandığı bir dönem olmalıdır” dedi. Tanıl Küçük, yatırımın, üretimin, ihracatın, rekabet gücünün ve toplumun çok büyük kesimini ilgilendiren istihdamın önünün açılması gerektiğine dikkat çekerek, zaman kaybetmeden yeniden ekonomiye odaklanılması gerektiğinin de altını çizdi.

    Küçük, bundan önceki hükümete olduğu gibi, yeni kurulacak hükümete de ellerinden gelen desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.


    URAS: “TÜRKİYE’DE BÜYÜK SANAYİCİ YETERİNCE BÜYÜK DEĞİL”


    Sanayicilere hitaben konuşan Prof.Dr. Güngör Uras da, 500 Büyük Sanayi Kuruluşunun performansını değerlendirirken, büyük sanayi kuruluşlarının çoğunun İstanbul ve Marmara’da bulunduğunu, bu şirketlerin toplam ciroda yüzde 47 dolayında payları bulunduğunu söyledi. Uras, 500 büyüğün 50’sinin çok büyük olduğunu ancak dünya şirketleriyle karşılaştırıldığında yeterince büyük olmadığının ortaya çıktığına işaret ederek, Türkiye’nin en büyük şirketi olan Tüpraş’ın cirosunun 14 milyar dolar iken, Wall Mart’ın cirosunun 351 milyar dolar olmasını büyüklüğün yeterli olmadığının göstergesi olduğunu söyleyen Uras, “Sanayide büyümek gerekli. Sanayinin büyüyerek, kar etmesi lazım” dedi.

    Büyük sanayi kuruluşlarının yeterince büyük olmaması nedeniyle de küresel pazardaki rekabetin ellerini kollarını bağladığını ifade eden Uras, sanayicilerin dünya rekabetinde yer alabilmek için yeni projelere, yatırımlara yönelmesi gerektiğini kaydetti.


    “TAKAYLA ATLANTİK GEÇİLMEZ”


    “Taka ile Atlantik geçilmez” sözünü hatırlatan Güngör Uras, “Takayla kıyıdan geçersiniz, Atlantiği geçmek için büyük gemiye ihtiyacınız var” diyerek, Türkiye’deki KOBİ’leri takalara benzetti. Güngör Uras, "Son zamanlarda Türkiye’de KOBİ sevdası başladı. KOBİ’Ler takadır. Bizim takalara değil, büyük sanayi kuruluşlarına ihtiyacımız var. KOBİ’lerin dünya pazarlarına girmesine imkan yok” dedi.


    “DÖVİZDE DÜZELTME RİSKİ DE GETİRİYOR”


    Konuşmasında Türkiye’deki döviz politikasına da değinen Uras, döviz politikasında uzun dönemdir gel gitlerin yaşandığını, yeni hükümetin öncelikle döviz kuruyla ilgili politikasını netleştirmesi gerektiğini söyledi. “Yüksek faiz, ucuz döviz, ne süre devam edecek?” diye soran Uras, özel sektörün döviz borcunun 126 milyar dolar, bunun 38 milyar dolarını bankaların, 88 milyar dolarını da özel sektör kuruluşlarının kullandığını kaydetti.

    Dövizin ucuzlarken beraberinde sıkıntıları da getirdiğine dikkat çeken Uras, artarken yarattığı sıkıntıya ilişkin de, “Dövizde yüzde 11 düzeltme yapılmasını 12.6 milyar dolar, yüzde 20 düzeltme yapılması da 25.2 milyar dolar özel sektöre risk getiriyor. Ekonominin en önemli sorunu budur. Bunu görmezden gelmek çok büyük riski görmezden gelmektir” değerlendirmesi yaptı.


    “MERKEZ BANKASI YÜKSEK FAİZDE ISRARCI”


    Merkez Bankası’ndan faizin düşürülmesi yönünde piyasaların beklentisi olduğuna da değinen Güngör Uras, Merkez Bankası’nın da faizin büyümeye olumlu etkisini elden kaçırmak istemediğini söyledi. Uras, “Merkez Bankası yüksek faizde ısrarcı. Döviz kurlarının yukarı çıkmasını engelleyici bir politika izliyor, bu da doğru değil” dedi.



    YENİ HÜKÜMETE ÖNERİ


    Seçim sonrası kurulacak yeni hükümetin IMF ile ilişkileri kesmemesi ve AB ile ilişkileri ?tam adaylık için ne kadar süre verirlerse versinler- gevşetmemesi gerektiğini dile getiren Güngör Uras, bu iki unsurun Türkiye ekonomisinin önemli çıpalarından olduğunun da altını çizdi.


    MECLİS’E GİREN YENİ BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLLERİ


    Uras, DTP desteğiyle seçilen bağımsız adayların Meclis’e girmesine de değindiği konuşmada, bağımsız milletvekillerinin Kürt hareketinin siyasallaşmasını sağlamak amacında olduklarını ve bu yönde bazı isteklerde de bulunacaklarını söyledi. Leyla Zana’nın seçim öncesi yaptığı “eyalet düzeni” açıklamasını da hatırlatarak devam ettiği konuşmasını, “Bu tür konular Meclis’e taşınırsa, siyasi huzursuzluk olur. Bu siyasi huzursuzluk da, ekonomik huzuru ortaya çıkarır. Bunun da Doğu Anadolu’da ve Güneydoğu Anadolu’da yatırımları sekteye uğratır. Tekrar doğudan batışa göçler başlar. Bu riski dikkate almak lazım” sözleriyle tamamladı.


    İHRACAT RAKAMLARI YÜZDE 7 FAZLA GÖSTERİYOR


    İSO Meclis Üyesi ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) eski Başkanı Okan Oğuz da, Meclis toplantısında söz alarak görüşlerini aktardı. Oğuz, açıklanan ihracat rakamlarının yüzde 7 hata payı içerdiğini söyledi. Türkiye’nin ihracatının yüzde 40’ının euro bölgesindeki ülkelere yapıldığını hatırlatarak, “İhracat rakamları dolar olarak açıklanıyor. Dolar-euro paritesini dikkate alırsak, açıklanan rakamların yüzde 7’nin üzerinde olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

    Doların eurodan daha düşük olduğuna işaret eden Oğuz, aradaki farkın daha fazla ihracat olarak yansıtıldığını, bunun da pariteden kaynaklanan bir artış olduğunu ifade etti. Tütrkiye’nin ihracatının çarpık bir yapılanma içinde olduğunu öne süren Oğuz, “Dünyanın en çok ihracat yapan 20 ülkesi arasındayız ancak rekabet sıralamasında 70. sıradayız” dedi. Oğuz, “İhracatın, yüzde 71’lik bölümünü 5 sektör yapıyor. 500 Büyük sanayi kuruluşu sıralamasındaki ilk 500 firma ihracatın yüzde 60’ını yapıyor. Bir diğer çarpıklıkta ihracatın yüzde 75’inin Marmara Bölgesinden yapılıyor olması. Bu durum, 49 ile verilen teşvikin bölgesel olarak fayda sağlayamadığını gösteriyor” dedi.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı