Tandıra kurban gidenler

Hürriyet Haber
09.09.2012 - 23:08 | Son Güncelleme:

“Annesi hayallerini tandırda yaktı” haberi, 29 Ağustos günü Hürriyet’in yanı sıra birçok gazete, internet sitesi ve televizyonda yayınlandı.

Kızıltepe’de liseyi yeni bitiren Şeyhmus Kino adlı genç için Oxford Üniversitesi’nden gelen davet yazısını annesinin tandırda yaktığı anlatılmıştı. Haberde, Kino’nun “Almanya’nın Mannheim Eyaleti’nde düzenlenen ve yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı bir resim yarışmasında kazandığı birincilik ödülü olan 350 bin lirayı Somali’ye bağışlamasıyla dikkatleri üzerine çektiği” vurgulanıyordu.

Çarpıcı bir haberdi doğrusu. Hemen dikkat çekti, sosyal medyada da yankılandı. Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Oxford davetinin yenilenmesi için İngiltere Büyükelçisi’ne mail gönderdi. Ama Kino ile ilgili haber tutarsızlıklarla doluydu. Bir işçi çocuğu, 350 bin lira kazanıyor, son kuruşuna kadar hepsini Somali’deki insanlara bağışlıyordu! Davet yazısı tandırda yanınca da Oxford’a gidemiyordu!

Birçok okur gibi Tolga Örnek de inanamadı okuduğu bu haberde yazılanlara. İnternete girip biraz karıştırınca Milli Eğitim Bakanlığı’nın web sayfasının “Okullarımızdan haberler” bölümünde, geçen yıl “Kino’nun katıldığı yarışmanın 350 bin lira olan ödülünü engellilere bağışladığının” yazıldığını gördü. Bu çelişkiyi bana da iletip, haberin doğru olup olmadığını sordu.

İlk olarak Hürriyet Yurtdışı Yayınlar Müdürü Halit Çelikbudak’tan yardım istedim. Çelikbudak, birkaç gün araştırdıktan sonra Mannheim’de haberdeki gibi bir yarışma bulamadıkları yanıtını verdi. “Zaten bu kadar yüksek ödülü olan bir yarışma Almanya’da yankı uyandırırdı” dedi.

Konuyu DHA Muhabiri Nezir Güneş’e sordum, haberi Şeyhmus Kino ve ailesinin sözlerine dayanarak yazdığını ama doğrulatmak için İlçe Milli Eğitim Müdürü ile de görüştüğünü anlattı. Güneş, “17 yaşındaki bir çocuk, hem Milli Eğitimi hem de bizi kandırdı. Bir haftadır peşindeyim, bulamıyorum” dedi.

Haberde Kino’ya Oxford’dan davet geldiğini doğruladığı yazılan Kızıltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü İbrahim Bahçıvancı ile de görüştüm. “Ben davet yazısı görmedim. Sadece annesinin Oxford’dan gelen daveti yaktığı anlatılınca üzüldüğümü söylemiştim. Fakat bu haberler çıkınca çağırıp konuştum. Çelişkili ifadelerde bulundu. Anlaşılan herkesi uyutmuş” dedi Müdür Bahçıvancı.

Kino’nun “tandırda yanan hayalleri” çok dikkat çektiği için başka gazeteler de doğru olup olmadığını araştırdı. Zaman gazetesi, Oxford Üniversitesi sözcüsüne sormuş, “böyle bir davet yazısı göndermedikleri” yanıtını almıştı. Milliyet de Kino’nun Almanya’daki yarışmada birinci olduğunu söylediği resmin, Kanadalı ressam Rob Gonsalves’in yapıtının kopyası olduğunu yazdı.

Ne kazanılan bir yarışma vardı ortada ne de Oxford’dan davet! Fakat bu haberlerin ortak yanı, Kino’yu sorgulamalarıydı. Oysa asıl üzerinde durulması gereken, 17 yaşındaki bir gencin nasıl olup da medyayı bu kadar kolay aldatabildiği! Düşünün, bir genç, Almanya’da birinci olduğunu, 350 bin liralık ödül kazanıp bağışladığını, Oxford’dan davet aldığını, ama yazısının tandırda yandığını söylüyor, bu da haber oluyor. Haber servise konuyor, haber merkezlerini, yazı işlerini geçen haber, gazetelerde aynen basılıyor!

Sadece Hürriyet değil, diğer medya kuruluşlarında da editoryal süzgecin bu haberi eleyememiş olması vahim. Hep söyler dururuz, haber yazarken şüphe ve sorgulayıcılık esastır diye. Ne oldu bizim bu gazetecilik reflekslerimize?

Ürperten itiraflar

Ürperten itiraflar” haberinde, yeni başlayan bir davada sanığın cinayeti itiraf ettiği yazılmıştı. 4 Eylül’de üçüncü sayfada çıkan bu habere, sanığın avukatı Muazzez Çörtelek’den eleştiri geldi. İtirazları özetle şöyleydi:

“1. Haber, ‘günün haberi’ olamayacak kadar eskidir. Olay, 20 Şubat 2012 tarihinde meydana gelmiştir.

2. İlk duruşma 27 Ağustos’ta yapılmış olup, şüpheli Gökhan Uğurtay yargılama sırasında hazır bulunmamıştır. Duruşmada bulunamayan bir kişinin mahkemede savunma yapması da gazetede yer alan ifadeleri vermesi de mümkün değildir.

3. Haberde yer alan ifade polis ve savcılık soruşturması sırasında alınan ifadedir. Beş aydan fazla bir zaman geçtikten sonra mahkemede verilen ifadeler gibi ve ‘Ürperten İtiraflar’ başlığıyla sunulmasını üzüntü ile karşıladık.

4. Haberin veriliş biçimi ve içeriği sadece okurda heyecan uyandırmak amaçlı olup gerçek bir habercilik anlayışından uzaktır.”

Avukatın bu itirazlarını haberi yazan Eyüp Serbest’e ilettim. Haberin sunuluşuna ilişkin eleştiriye “Okurda heyecan ve merak uyandıramazsam, nasıl okutacağım?” sorusuyla yanıt verdi. İlk duruşmanın ardından davanın haber yapılmasının doğal olduğunu vurgulayarak savundu haberini: “Müvekkili ilk duruşmaya katılmamış ve ifade vermemiştir. Biz de duruşmaya katıldığını ve ifade verdiğini yazmadık. Bu iddiası yanlıştır. İddianame ve yargılama başladı haberinin altına savcılık ifadesinde anlattıklarını yazdık. Bu ifade savcılıkta avukat huzurunda verilmiş, imzalanmış bir metindir.”

Gerçekten yargılama yeni başladığı için güncel bir haber. O nedenle avukatın olay tarihi eski olduğu görüşüne katılmıyorum. Haberin sunuluşunda ve başlığında da bir problem görmüyorum.

Çörtelek’in, duruşmada bulunmayan sanığın mahkemede itiraflarda bulunmuş gibi yazıldığı itirazı ise haklı. Çünkü haberde, sanığın o ‘itirafları’nın savcılık ifadesinden alındığı belirtilmiyor. Duruşmada konuştuğu gibi bir ifade de yok, 5N 1K’nın ‘nerede’si eksik bu haberde. ‘Nerede’ bilgisini vermeden “... Yargılanmasına başlandı” cümlesinin ardından “... Uğurtay, savunmasında şunları söyledi” diye yazarsanız bu sözlerin mahkemede söylendiği sonucunun çıkması kaçınılmaz olur.

Kaldı ki, haberin spotunda da “... Cinayeti nasıl işlediğini soğukkanlılıkla anlatırken tüyler ürpertti” yazılmış. Kimlerin tüylerini ürpertti? Savcının değil herhalde...

Okurdan kısa kısa

M.Ali Akalın: BDP Başkanı, 400 kilometrekareyi terör örgütünün kontrol ettiğini söyledi. Bazıları “400 km’yi kontrol eder mi edemez mi” diye tartışıyor. Fizik matematik okumadılar mı? 400 kilometrekarelik alan 20X20 km’lik bir bölgedir. Lütfen 400 kilometrekare ile 400 km arasındaki farkı anlamalarını sağlayın.

Bilal Akkalu
: Hürriyet İnternet, 2 Eylül’de 1-0 biten Ş.Urfa-Karşıyaka maçının sonucunu “Urfa’ya tek kurşun” olarak verdi. Ne katliam meraklısı, kurşun sevdalısısınız öyle.

Mehmet Yolaçan: Almanya baskınızda İstanbul’un hava durumunu maalesef bulamıyorum! Buna, Almanya’da okumuş ve yıllarca çalışmış biri olarak sadece ben değil, orada yaşayan milyonlarca yurttaşımız da üzülmektedir şüphesiz.

NOT
: Üçüncü sayfadaki haritada İstanbul’un hava durumu sembolü var, sadece hava sıcaklığı bilgisi verilmiyor.

Zeynep Gür: Ege Denizi’nde 60 kaçağın ölümüne neden olan tekne kazası haberinizde Türkçe’ye ciddi bir katkıda bulunmuşsunuz: Kayıkçı teknesi! İlk sayfadaki ara başlık da böyle. Aslında doğrusu hemen altında var, balıkçı teknesi.

Erdener Koyutürk/Taylan Çoban: Galatasaray–Bursaspor süper lig maçının haberini ertesi gün birinci sayfada “Bininci 3 puan” başlığı ile verdiniz. Oysa bu galibiyet, bininci üç puanı değil bininci galibiyeti getirdi. Çünkü üç puanlı sisteme 1987-88 sezonundan itibaren geçilmiştir.

NOT:
Başlığın altındaki spotta doğru biçimde “bininci galibiyet” yazılmıştı.

Bülent Gökçek: 31 Ağustos’ta spor sayfasında “Fırtınadan eser yok” haberinde Trabzonspor’un UEFA kupası maçındaki rakip takımın ismi yanlış yazılmış. Vaslui yazılmış ama Videoton olmalıydı.

 

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı