Tandır başında bağ dikmedik 2010’da 310 bin kişiyi işe aldık

Hürriyet Haber
10.02.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

Geçen yıl Başbakan Erdoğan ile TOBB arasında yaşanan istihdam tartışması sırasında “250 bin kişilik” iş vaadinde bulunan TİM, hedefini aştı. O günlerde TOBB Başkanı “Aslı yok yaylasında 1500 koyunumuz var” diyerek bu vaadi eleştirirken, dün 2010 sonuçlarını açıklayan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “310 bin kişiyi işe aldık. Tandır başında bağ dikmiyoruz, verilerle konuşuyoruz” dedi.

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) yaptığı “Her üyeniz bir işçi alsa işsizler 1 milyon 300 bin azalır” çağrısı üzerine “Yıl sonuna kadar 250 bin kişiyi işe alacağız” vaadinde bulunan ihracatçı, söz verdiğinin üzerinde istihdam yarattı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Mayıs 2010’da verdikleri 250 bin kişilik sözü aşarak 310 bin kişiyi işe aldıklarını açıklarken, “Tandır başında bağ dikmiyoruz, verilere dayanarak konuşuyoruz” dedi. Büyükekşi’nin bu sözleri, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, TİM’in vaadine karşılık söylediği “Aslı yok yaylasında 1500 koyunumuz var” cümlesini hatırlattı.
Kimseyle polemiğe girmiyoruz
TİM tarafından yapılan ‘Eğilim Araştırması”nı açıklayan Mehmet Büyükekşi, istihdamla ilgili verileri paylaşırken kullandığı “Tandır başına bağ dikmek” deyiminin bir Gaziantep sözü olduğunu aktardı. İstihdam konusunda daha önce tartışmaların hatırlatılması üzerine Büyükekşi, “Biz kimse ile polemiğe girmiyoruz. Biz bir anket yaptık ve açıkladık. Bu istihdamla ilgili kimseye bir cevap değil” dedi.
375 bin kişi daha alınacak
İhracatçı firmaların geçen 300-310 bin kişiyi işe almalarının işletme başına ortalama 11 kişinin işe alınması anlamına geldiğini aktaran Büyükekşi, bu yıla ilişkin hedefin de işletme başına 15 kişi olduğunu açıkladı. Bu konuda kesin rakam vermemekle birlikte, “2011’in ilk çeyreğinde işletmelerin sadece 3’te biri yeni istihdam oluşturacağını belirtiyor. Yılın tamamı için ise yeni istihdam oluşturacağını belirten şirketlerin oranı yüzde 48.6” bilgisini veren Büyükekşi, “Anlaşılan şirketler yılın ilk çeyreğini görüp ona göre yılın tamamını planlamayı tercih ediyor” dedi. Büyükekşi’nin verdiği “işletme başına ortalama 15 yeni çalışan alınması” durumunda, ihracatçıların 2011’in tamamında 375 binin üzerinde yeni istihdam oluşturacağı hesap ediliyor.
İhracat-ithalat ilişkisi
Büyükekşi, toplantıda 2010’un 4’üncü çeyreği ile 2011 beklentilerini ortaya koyan anketin sonuçlarının yanı sıra, ihracatçıların ithalatın artmasına neden olduğu yönündeki tartışmalara da değindi. 2010 yılı son çeyreğinde ihracatçıların yüzde 65.5’inin hammaddelerini yurt içinden aldıklarını belirttiklerini kaydeden Büyükekşi, şöyle konuştu: “Bu biraz polemik konusu yapılıyor. ‘İthalat artıyor, ihracat daha az artıyor’ deniyor. Türkiye’de ithalat ihracattan dolayı artmıyor. Bunun altını çizmek istiyoruz. İthalat yapıp, yurtiçinde üretip, yurtiçinde satanlar daha çok demek ki.”

Mısır’a ihracat 45 milyondan 6 milyon dolara düştü

OCAK ayının son günlerinde Mısır ve Tunus’ta patlak veren yönetim karşıtı gösterilerin Türkiye’nin bu ülkelere ihracıtına etkilerine de değinen Mehmet Büyükekşi, şu bilgileri verdi: “Şubat ayının ilk 8 gününde Mısır’a ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 86 düştü. 45 milyon dolardan 6 milyon dolara düştü. Toplam ihracatımız ise yine 8 günde, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29 arttı. Ancak Mısır’da ne olursa olsun hangi iktidar gelirse gelsin, bu iktidar da kalsa, oradaki Türk girişimcileri her şartta el üstünde tutulacaktır. Çünkü orada girişimcilerimiz istihdam yaratıyor, Mısır’ın ihracatına katkı yapıyor. Önemli olan olayların bir an önce bitmesi. Belirsizlik ortamı rahatsızlık yaratıyor.”

Ortadoğu ilk kez girilecek pazarlarda ilk sırada yer aldı

Katılımcılar, bu yılın ilk çeyreğinde girilmesi planlanan ülkeleri şöyle sıraladı: ”Yüzde 16.7 ile Rusya, yüzde 13.5 ile Irak, yüzde 12.5 ile İran ve yüzde 9.1’le Almanya.”
Bu yıl ilk kez ihracat yapılması planlanan pazarlar ise yüzde 74.8’i Ortadoğu, yüzde 63’ü Avrupa Birliği ülkeleri ile yüzde 44’ü de Afrika ülkeleri oldu.
Yılın ilk çeyreğinde girilmesi planlanan ilk 5 ülke de Rusya (yüzde 16.7), Irak (yüzde 13.5), İran (yüzde 12.5), Suriye (yüzde 10.8) ile Almanya (yüzde 9.1) şeklinde sıralandı.

Dolardaki kırmızı çizgimiz 1.50 TL

ANKETE göre ihracatçıların yüzde 74’ü en öncelikli sorun olarak döviz kurlarını görürken, bunu yüzde 59.8 ile enerji maliyetleri, yüzde 54.1’le de hammadde ve aramalı fiyatları izledi. Mehmet Büyükekşi, şu değerlendirmeyi yaptı: “Dolar kurunda kırmızı çizgimiz 1.50 seviyesi. Bunun altına düştüğü zaman zarar ediyoruz. Merkez Bankası’nın aldığı önlemler olumlu. Bu konuda Rusya Türkiye’ye örnek alıyor. Sıcak para kokaine benzer, önce zevk verir, sonra acı. Merkez Bankası bunu anladı. Munzam karşılıkları artırdı, kısa vadeyi uzun vadeye dönüştürmek için adımlar attı. Son kararlarla 10 milyar dolar sıcak paranın yurtdışına çıktığı tahmin ediliyor. Sıcak para ihracatın önünde engel. TİM olarak döviz kurlarına dönük aldığımız bazı önlemler var. Halk Bankası ile forward işlemler anlaşması çerçevesinde ilk 10 günde 250 milyon dolarlık işlem gerçekleşti. Önümüzdeki hafta VOB ile de bir protokol yapacağız.” TİM anketine katılan şirketlerin bu yılın ocak-mart döneminde dolar-Türk Lirası kur tahmini ise 1.56 lira oldu. Yıl sonu tahmini de 1.61 lira olarak gerçekleşti. Euro-Türk Lirası kur tahmini de bu yılın ilk çeyreğinde 2.06 lira, yıl sonunda da 2.10 lira olarak tahmin edildi.

İhracatçıyı seçim  kaygılandırmıyor

MEHMET Büyükekşi, ihracatçı firmaların makroekonomik dengelerin bozulmasıyla ilgili düşüncelerinin de sorulduğunu, şirketlerin bu konuda bir endişeleri bulunmadığını aktardı. Büyükekşi, anket sonuçlarına göre firmaların “Seçimden kaygı duymuyoruz, ekonominin iyiye gideceğini düşünüyoruz” mesajı verdiklerini belirtti. Katılımcıların yüzde 57.9’u içinde bulundukları sektörün daha iyi olacağını beklerken, yüzde 56.7’si de Türkiye ekonomisinin daha iyi olacağı beklentisi içinde. Sektörünün daha kötüye gideceğini düşünenlerin oranı yüzde 9.5, Türkiye ekonomisinin kötüye gideceğine inananların oranı ise yüzde 9.3.

Adalet Divanı’nın ‘Sosyal’ kararı gerekçe oldu

MÜNİH İdari Mahkemesi, kararına temel olarak Avrupa Adalet Divanı’nın Soysal kararını gösterdi. Avrupa Adalet Divanı aktif hizmette bulunan Türklere vize uygulanamayacağı, 1973 yılından bu yana teşebbüs kurma ve hizmet sunma serbestisine yönelik getirilen her türlü yeni kısıtlamanın AB hukukuna aykırı olduğuna da hükmetmişti. Tır şoförleri Mehmet Soysal ve İbrahim Savatlı 2001’de kendilerinden Almanya’ya giriş için vize istenmesi üzerine konuyu Berlin İdare Mahkemesine götürmüşlerdi. Mahkeme talebi reddetmiş ve davacılar Berlin Eyalet Mahkemesine başvurmuşlardı. Berlin Eyalet Mahkemesi de Avrupa Adalet Divanı’ndan (ATAD) Türkiye ile AB arasında 1970’de imzalanan Katma Protokol’ün 41(1) maddesinin yorumu ile ilgili görüş istemişti. Adalet Divanı, 23 Kasım 1970 tarihli Katma Protokolün 41. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte vize yükümlülüğü olmadığı için, Türkiye’de kurulu şirketlerde çalışan Türk vatandaşlarına hizmet sunumu için AB üyesi ülkelere girişlerinde vize şartı getirilemeyeceğine karar vermişti.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı