Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tam teçhizatlı kahraman güvenlik görevlisi

Hakkı Devrim, Haluk Şahin’in, ‘reality show’larla ani şöhrete kavuşan insanlar için MOŞ (Marifeti Olmayan Şöhretler) tabirini kullanalım’ teklifine sıcak bakmış.

Ortalığı boş bıraktınız mı onlar kendilerine dünyanın sekizinci harikası, şehit filan diyorlar bildiğiniz gibi. E bence de artık münasip bir isim bulmanın zamanıdır yani...

Geçtiğimiz hafta Ata Türk’ün vefatı vesilesiyle, Bayhan’dan tutun Caner’e, BBG Uğur’dan Gaye’ye birçok MOŞ’un, rüya gibi gelip rüzgar gibi geçen, kıymeti kendinden menkul şöhretini iki gün daha fazla koruyabilmek adına attığı nafile taklalar da bir kez daha gündeme geldi malûm. ‘Ah yazık, vah yazık, eh be çocuğum, tüh be evladım,’ diye diye hatırlar gibi olduk kendilerini... İnsan sırf iki satır fazla konuşulsun diye, esasında örtbas etmek için seferber olması gereken abukluklarını nasıl da hevesle ortalığa döküp saçabiliyor hayretlerinde...

Ata’larla, Semra’nımlarla dolu kanalları zaplar dururken fark ettim ki, her zamanki gibi algıda seçicilikten mi ne, aralarda defneyaprağı niyetine Gökhan Özen’in klibine takılıyorum.

Çözeceğim bu meseleyi, en azından kendimi tatmin edecek derecede akıl erdirecek kıvama geleceğim; iddialıyım yani...

Ve fakat... Dönüp dolaşıp tıkanıyorum...

Hadi MOŞ’lar, kuşlar bir yere kadar... Da... Gökhan Özen’in kafasını çözmekte gerçekten zorlanıyorum.

Kendileri hakikaten enteresan bir insan... ‘Sevenleriyle göz göze olabilmek için’ albümün çıkışını beklemeden piyasaya sürdüğü maxi-single Kalbim Seninle’nin, söz ve müziği Nazan Öncel imzalı çıkış şarkısı olan Benim İçin N’apardın’a çekilen klibi gördünüz mü?

Şarkının pek ‘a la Nazan’ sözlerinin, Gökhan Özen gibi genç ve ‘Etiler kılıklı’ bir adamın dilinde eğreti durmasından filan bahsetmiyorum.

Yani: ‘Benim için bir şey yap / Öyle lafta kalmasın / Hasta olursam bir gün / Bir çorba yapar mıydın? / Sobamı yakar mıydın? / Portakal soyar mıydın? / Sahiden yapar mıydın istersem / ... / Ben olsaydım n’apardım? / Sırtımda da taşırdım / Hamallık da yapardım / Amaaan ne bileyim ben / Bekle, bekle de gör sen...’ ...Gibi sözler, portakal soymaları, soba yakmalarıyla filan, bırakın Gökhan Özen’i, Erol Evgin için bile zamanaşımına uğramış bir naiflik tufanı kabul edersiniz ki...

Yine de o bir yana...

Bu insanda battaniye altına kıvrılma arzusu uyandıran sözlere, plajda, Baywatch (Sahil Güvenlik: Hani Pamela Anderson’un yanı sıra birçok iri memeli hanımefendiyi de şöhrete kavuşturmuş olan dizi...) kadrosunu andıran yabancı manken ablalarla klip çekilmesinin nedeni neymiş dersiniz? Müziği fıkır fıkır; üstelik yaz zamanı; denizli, güzel kızlı klip, taze taze, ferah ferah iyi gider diye mi düşünülmüş?

Hayır efendim... Power TV’de yayınlanan klip arkası programında, klibin Fransız yönetmeninden öğreniyoruz ki: Evvvet, hakikaten de klipte Baywatch havası yaratılmaya çalışılmış. Fransız yönetmen, Gökhan Özen’in ‘Beni köpekbalıkları kovaladı, beş metrelik dalgalarla boğuştum’ şeklinde dile gelerek tarihe geçtiği şu meşhur jet-ski’yle kaybolma (!) hadisesine ‘esprili’ bir gönderme yapmaya karar vermiş.

O zamanın talihsiz bir navigasyon hatasıyla denizde kaybolan ama yılmayıp dev dalgalarla ve Moby Dick’le boğuşan Gökhan’ına bu kez, tam teçhizatlı kahraman güvenlik görevlisi rolü biçmiş...

Gökhan Özen de yönetmenden gelen bu cinfikir önerinin üzerine atlamış; saadetini ‘Yönetmenimiz, Kilyos’u Miami sahillerine çevirmeyi başardı’ cümlesiyle ve David Hasselhoff, pardon, muzaffer kumandan edasıyla ifade ediyor.

Adam dövmekten içeri girdiğinde, Nazım Hikmet pozlarında bir klip çekmişti.

Bu daha geçmişte kalmış hadiseyi, ilerki vukuatsız dönemlerinde kullanmak üzere beyninin deep freeze’inde filan muhafaza etmiş demek ki...

Gökhan Özen, Akşam’dan Özlem Uçar’a verdiği röportajın bir bölümünde şöyle diyor:

<ı>Soru: Bugüne kadar yanlış anlaşıldığınızı düşündünüz mü? Sürekli olarak gündeme gelmek için çeşitli spekülasyonlar yaptığınız doğru mu?

El cevap:
İddia edilenler önemli değildir, bu iddialara inanma reytingi önemlidir. Herkes her şeyi iddia edebilir. Bunlara çok fazla kafamı takıp kendi işimden gücümden olmadım. Artık olaylara daha soft bakmaya başladım.

Soru: Geçtiğimiz yıl isminiz kavga ve darp olayına karıştığı için bir süre cezaevinde yattınız. Yine bir yakınınıza uygunsuz bir davranışta bulunulursa aynı tepkiyi gösterir misiniz?

El cevap:
Haksızlığa her zaman tepki gösteririm. İnandığım değerler uğruna, sevdiğim insan uğruna göze alamayacağım hiçbir şey yoktur.

Soru: Sedat Peker’le dostluğunuz ne boyutta?

El cevap:
Ben artık geçmişle ilgili olarak pek fazla konuşmuyorum. Bir takım konuları tekrar konuşmanın bir anlamı yok diye düşünüyorum. Yeni ürettiğimiz projelerin önünü açmak istiyorsak eski yaşadıklarımızı konuşmamamız gerekli.

*

Hadi bakalım, bu da yeni bir model... Biz bu konularda konuşmuyoruz, klip çekiyoruz modeli...

Bilemiyorum... Bu tarz şöhretlerimize de APPÇÜ (Abukluktan Pantolon Paçası Çıkaran Ünlü) filan mı demeli?
X