Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Talim ve Terbiye karıştı

    Saygı Öztürk / sozturk@hurriyet.com.tr
    04.07.2007 - 12:14 | Son Güncelleme: 04.07.2007 - 17:34

    Talim ve Terbiye Kurulu'ndaki ani değişiklikler üzerine suçlanan kurul üyesi Abdülvahap Özpolat, Atatürkçülükle ilgili programları yaptığını belirtirken kendisine bu konuda dilekçe verilmediğini öne sürdü. Sendika temsilcisi Tuğrul Culfa ise belgelerle bu başvuruyu yaptıklarını ancak o dönem dikkate alınmadığını öne sürdü.

    MİLLİ Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Başkanlığı'nda, "abdest suyunun sağlık için önemi", "tarikat ve cemaatlerin faydaları"nın ders kitaplarına girmesini sağlayan kadroların etkinliğini artırmak için yeni düzenlemeler yapıldı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof.Dr. İrfan Erdoğan'ın, atamalardan önce bilgilendirilmediği, başkanın da yapılanlara tepki gösterip istifasının sağlanmaya çalışıldığı belirtildi.

     Başkan Erdoğan'ın danışmanları da, başkandan habersiz olarak görevden alınırken, yapılan son düzenlemeler "laik, demokrat, Atatürkçü öğretmenlere yönelik kıyım" olarak nitelendiren bazı yetkililer, "Branşlarında yetkin, devlet kitaplarının yazımında özveriyle çalışmış, kitaplarda laik değerler ile Atatürkçülükle ilgili konularda oldukça hassas davranan Özel Kesim Kitapları Şubesi Müdürü Dr. Seyfettin Yılmaz, Öğretim Materyallerini Geliştirme- İnceleme Merkezi Müdür Başyardımcısı Selahattin Çamyar, Müdür Yardımcısı Ahmet Çetin ile öğretmenler Güler Kaplan ve Bekir Pınarbaşı görevlerinden alındı" dediler. Ahmet Çetin’in tecrübeli bir idareci oluğu, Seyfettin Yılmaz’ın alanında doktora yaptığı, Selahattin Çamyar, Güler Kaplan ve Bekir Pınarbaşı’nın ise alanlarında yüksek lisans yapmış uzman öğretmenler olduğu, uzun süredir kurumda çalıştıkları için kurum kültürüne sahip, devletin temel değerlerini özümsemiş deneyimli personel oldukları belirtildi.

     

     

    EKSİKLİKLERİ SAPTADILAR

     Bekir Pınarbaşıve Güler Kaplan’ın, Kurul Başkanı İrfan Erdoğan’a; 2003 yılında değişen programlarda ve buna göre yazılan ders kitaplarında Atatürkçülükle ilgili birçok eksik bulunduğunu tespit ettikleri ve bununla ilgili bir rapor hazırlayarak sundukları öğrenildi. Kurul Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın bu rapor doğrultusunda ders programlarında ve ders kitaplarındaki Atatürkçülükle ilgili eksik hususların tespit edilip giderilmesini sağlamak üzere komisyonlar oluşturdu.. Atatürkçülükle ilgili hazırlanan bu raporun ve rapor doğrultusunda Kurul Başkanının başlattığı çalışmaların özellikle dinci cemaatçi kimlikleriyle tanınan kesimlerde rahatsızlık yarattı.

     

    YALNIZLAŞTIRARAK İSTİFA

     Başkanın bilgisi dışında atamalar gerçekleştirilirken, asıl hedefin Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof.Dr. İrfan Erdoğan'ı yalnızlaştırıp istifaya zorlamak olduğu belirtiliyor. Erdoğan'ın yerine kurul üyesi Abdülvahap Özpolat getirilmek isteniyor. Özpolat'ın, Program dairesi başkanlığı döneminde, değişen programlarda yer alması gereken laiklikle ve Atatürkçülükle ilgili konulara gereken önemi vermediği, bu nedenle programda gerek laiklik gerekse Atatürkçülükle ilgili birçok eksiğini bulunduğu, bu eksikliklerin kendisine bildirilmesine rağmen çalışma başlatmadığı belirtiliyor.

     

    ABDEST SUYU

    Talim ve Terbiye Kurulu'nda, cemaatçi kimlikleriyle ön plana çıkan, abdest suyunun faydaları ile tarikat ve cemaatlerin övülmesini kitaplara taşıyanların etkili görevlere getirilmesinin planlandığı belirtiliyor.


    İDDİALARA, ABDULVAHAP ÖZPOLAT NE DİYOR?

    Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi Abdulvahap Özpolat, hakkındaki iddialarla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

     
    2003 Yılından beri Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında yürütülen program geliştirme çalışmalarında daire başkanı, kurul üyesi ve kurul başkan yardımcısı olarak aktif görev aldım. Yazınızda iddia edildiği gibi ne daire başkanlığım döneminde ne de daha sonraki dönemlerde laiklik ve Atatürkçülük ile konularda bir noksanlık bırakılmamıştır. Bu iddialar tamamen asılsız olup, şâhısımı ve kurumu yıpratmayı hedeflemektedir. Haberdeki iddiaların aksine Program Dairesi Başkanlığı yaptığım dönemde İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders saati iki saatten üç saate çıkarılmış, Türkçe dersinde de Atatürkçülük zorunlu tema haline getirilmiştir. Bu kişisel bir tercihin de ötesinde kurumsal bir politikadır.
     
    Atatürkçülük ve laiklik ile ilgili konular Genelkurmay Başkanlığı ve üniversitelerin ilgili bölümlerinden uzmanların da katıldığı komisyonlar marifetiyle yürütülmüştür. Bu bağlamda yürütülen çalışmalarda, Talim ve Terbiye Kurulunun 1999 tarih 263 sayılı kararı ekinde yayınlanan "Öğretim Programları İle Ders Kitaplarında Yer Alması Gereken Atatürkçülükle İlgili Konular" ın içerik ve kapsamına bağlı kalınmış, ayrıca ilave niteliğinde Atatürkçülükle ilgili çeşitli konul ele alınmıştır.
     
    Yazıda iddia edildiği gibi Atatürkçülük ve laiklik ile ilgili konularda eksiklik bulunduğu hususunda ne şahsıma ne de kuruma hiçbir kişi, kurum ve kuruluştan uyarı veya öneri niteliğin herhangi bir not, rapor, açıklama hatta şifahi bilgi dahi ulaşmış değildir. Atatürkçülük ve laiklik ile ilgili konular önemi gereği her düzeyde gerekli titizlikle yürütülmüş ve yürütülmektedir. Bu konuya hem kurumsal politika ve uygulamalarda hem de kişisel çalışmalarımda iddia edilenin aksine daima özen gösterilmeye çalışılmaktadır.  

     

    Ayrıca, yazıda Atatürkçülük ile ilgili konularda rapor hazırladığı, çalışma yaptığı belirtilenlerin öğretmen ve yöneticilerden hiç birinin Talim ve Terbiye Kurlu Başkanlığında yürütülen program geliştirme ve/veya Atatürkçülük ile ilgili çalışmalarda ne geçmişte ne de şimdi herhangi bir görev almamıştır.

     

    SENDİKA TEMSİLCİSİNİN AÇIKLAMASI: GERÇEKLER SÖYLENMİYOR

    Kurul üyesi Özpolat'ın açıklaması üzerine sendika temsilcisi Tuğrul Culfa da üyenin gerçekleri yansıtmadığını, Atatürkçülükle ilgili düzenleme yapılmasına ilişkin önceki dönemdeki başvurularının dikkate alınmadığını belirtti. Culfa hurriyet.com.tr'ye şu açıklamada bulundu:

     

    23.03.2007 tarihinde sendika üyemiz ve sosyal bilgiler komisyonunda görevli S.Aydın tarafından 23.03.2007 tarih ve 264 sayılı program daire başkanlığına verilen bir dilekçemiz söz konusudur. Dilekçede sosyal bilgiler, fen ve teknoloji derslerinde yer alması gereken konuların ve program kazanımlarının yer almadığı, TTKB 23.06.2004 tarih ve 113 sayılı kararı doğrultusunda 04.08.1999 tarihinde yine kurulca kabul edilen ATATÜRKÇÜLÜK konuları ve kazanımlarının yer alması gerektiği verilen dilekçede mevcuttur. Hatta inceleme yaptığı 2 adet kitabın üzerine de bu konulardaki eksikliği şerh olarak düşmüştür.

     

    Ancak o tarihten bu güne kadar her hangi bir yanıt verilmediği gibi İrfan Erdoğan tarafından başlatılan bu çalışmalar başkalarını rahatsız etmiştir. Aldıkları müdür yardımcısının yerine verdiklerine bakılacak olursa yönetmeliklere bile tahammülleri yok. 5 yılını doldurmamış birini sadece kendi mantalitelerinden olduğu için yangından mal kaçırırcasına atayabiliyorlar.

     

    Bakanlığı boyunca 14 kez ders kitapları inceleme yönetmeliği değiştiren H.Çelik kendisini bu konuda yanıltan hata yaptıran bürokratlarına hesap soracağı yerde adeta ödüllendiriyor.

     

    Tüm bu gelişmelere karşı önümüzdeki sürecte meşru ve yasal haklarımızı kullanarak mücadelemizi sürdürecegiz.

     

    “DİLEKÇENİN GEREĞİ YAPILDI”

    Sendika Temsilcisi Tuğrul Culfa’nın “Kitaplarda Atatürkçülükle ilgili eksiklikler belirtilmesine rağmen bunun gereği yapılmadı” iddiasına karşılık, Eğitim Öğretim ve Program Dairesi eski Başkanı Mehmet Akif Sütçü, “gereğini yaptık” dedi.

     

    Sütçü konuyla ilgili olarak şu açıklamada bulundu:

     

    “Sayın Tuğrul Culfa’nın, belirttiği öğretmen S. Aydın’ın bel 23.03.2007 tarihli dilekçesi, benim daire başkanlığım döneminde verilmiştir. Söz konusu dilekçe üzerine 11.04.2007 tarih ve 3281 sayılı onayla "Atatürkçülük ile ilgili konular” konulu bir komisyon kurulmuştur. Daha sonra 07.06.2007 tarih ve 5356 sayılı yazı ile ikinci bir komisyon kurulmuştur. Komisyon onaylarının birer örneği yayınlanmamak kaydıyla ekte gönderilmiştir.

     

    Dolayısıyla haberde ileri sürülen iddialar asılsız olup yazıya konu edilen kişileri ve kurumu yıpratmaya yönelik olduğu açıktır.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı