Dünya Haberleri

DÜNYA

    Talabani ve Barzani petrol fiyatları artsın diye operasyonu tahrik mi ediyor?

    Emre KIZILKAYA/DIŞ AÇI
    22 Ekim 2007 - 00:00Son Güncelleme : 21 Ekim 2007 - 23:55

    Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin, eski hasmı, şimdiki yoldaşı Mesud Barzani ile kol kola, Kuzey Irak’ın Erbil şehrinde düzenlediği basın toplantısı her şeyi daha açık bir biçimde ortaya koydu.

    Talabani ve Barzani, Türkiye’nin sınırötesi bir harekata girmesini belki de en çok isteyen kişiler. Petrol fiyatlarının yükselmesinden olağanüstü karlar sağlayabilecek bu ikili, bir yandan PKK’yı kullanıp, bir yandan Türkiye’yi tahrik ederek, kendilerine yönelik hiçbir tehlike olmadığını düşünüp büyük bir kumar oynuyor olabilir.

     

    Talabani’nin basın toplantısında “Irak Cumhurbaşkanı” şapkasını çıkarıp, Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin sözcülüğüne soyunması, “aşiret reisi” kimliğinden belki de asla kurtulamayacağını gösterir gibiydi. Buna karşın, terör örgütü olarak tanımlamaktan hala kaçındığı PKK’nın Kuzey Irak dağlarındaki liderlerini teslim etmeyeceklerini ve Türkiye’nin sınırötesi harekat düzenlemesi durumunda karşı koyacaklarını söylemesini sıradan bir şark siyaseti olarak görmemek, altında kendileri için riskli ama kar getirebilecek bir “tahrik planı” olabileceğine de ihtimal vermek gerekir.

     

    Sınırötesi harekatın Türkiye’nin terörle mücadelesi açısından ne kadar elzem olduğunu tartışmak yerine, gelin soralım: Türk ordusunun Kuzey Irak’a girdiği dakikalarda dünyada ne olur?

     

    1)    Uluslararası haber ajansları, acil koduyla geçtikleri son dakika haberinde, Türk ordusunun Kuzey Irak’a girdiğini, beklenen “istilanın” başladığını duyurur.

    2)    Türk ordusunun nasıl bir operasyon planına sahip olduğu hakkında en ufak fikri olmayan sayısız yabancı medya kuruluşu, Türk ordusunun Irak’ı işgal ettiğini yazmaya başlar. Çeşitli dünya ülkelerinden kınamalar gelir, itidal çağrısı yapılır.

    3)    Talabani ve Barzani ise hiç şüphesiz en rahat isimlerdir. Nitekim Türkiye’nin daha önce onlarca kez açıkladığı gibi, harekatın amacının yalnız ve ancak PKK’nın dağlık bölgedeki üslerini yok etmek olduğu en iyi onlar bilirler. Nitekim Türkiye hiçbir zaman Kerkük, Musul gibi şehirleri işgal etmek, petrol kuyularına el koymak, bölgesel yönetimi devirmekten bahsetmemiştir.

    4)    Bu arada hiç şüphesiz dünya piyasaları sarsılır. Ama Talabani vae Barzani’yi en çok keyiflendiren, petrol fiyatlarının aniden fırlaması olur. Belki de varil başına 150, hatta 200 dolar sınırını geçebilecek petrol fiyatları (iki haftalık son gerginlik bile 89 dolara çıkmasına yetti), Kuzey Irak’ın tam anlamıyla “bir koyup üç almasını” sağlar. Dünya, petrol üretiminin aksayacağından endişe ederek fiyatları tırmandırırken, Türk ordusunun petrol kuyusu değil, terörist peşinde koştuğu Kuzey Irak’ta Kürt yönetimi bayram yapar. Üstelik Kuzey Irak halkının manevi açıdan birleşmesi ve asırlardır ulus olamamış bir topluluğun ortak bir düşman karşısında tek yürek olması, bölgenin elde edeceği ekonomik karın yanına siyasal ve sosyal bir katma değer de ekleyebilir.

     

    Sonuçta sormak gerekir: PKK’nın son dönemde tarihinin en kanlı saldırılarını gerçekleştirmesi aslında kimin işine geliyor? PKK bu eylemlerin sonucunda hiçbir siyasi çıkar sağlayamayacağını, üstelik askeri olarak tamamen imha edilebileceğini göremiyor mu? Yoksa sınırın ötesindeki birilerine alet mi oluyor? Peki PKK neden Türkiye’nin olası sınırötesi harekatı halinde “petrol hatlarını vuracağı” tehdidini savurdu?

     

    Talabani’nin “Türkiye PKK liderlerini teslim ettiğimizi rüyasında görür” mealindeki kışkırtıcı sözleri Barzani ile elele, Kuzey Irak’ta söylemesi rasgele atılan bir adım mıdır? Bu sözlerin hemen ardından Türk ordusunun “azametinden” bahsetmesi, iyi niyetli bir övgü müdür, yoksa bir “gaza getirme” taktiği midir?

     

    Bir noktayı özenle vurgulamak gerekiyor: Burada kastettiğim, sınır ötesi harekatın Türkiye açısından yanlış olacağı değil, ancak böyle bir harekatın Talabani-Barzani ikilisine ve Kuzey Irak’taki siyasal oluşuma katkılarının göreli olarak çok daha fazla olacağıdır. Ancak sonuçta Ankara’nın yapması gereken, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerekliliğini defalarca belirttiği bu operasyon için geç kalan ve ulusal çıkarlarımıza hizmet edecek siyasi iradeyi, kimlerin “daha fazla çıkar” kazandığını düşünmeksizin kararlılıkla göstermektir.

     

    Bu konuda uzman görüşü askere aittir, ama ne yazık ki onların sesi dahi, uzman görüşünü umursamama geleneği yerleşik olan ülkemizde, hükümet tarafından aylardır duymazdan gelindi. Bush Yönetimi gibi dünyanın gelmiş geçmiş en vizyonsuz, en beceriksiz hükümetlerinden biri bile, Irak’taki her kararda komutanlarının görüşlerini esas alırken, bizim bu hallere düşmemiz acı..

     

    Birkaç yıl öncesinin aşiret reislerinin, bugün “bir avuç petrol doları” kazanmak uğruna Türk evlatlarının canına kastediyor olabilme ihtimali daha da acı…

     

    En acısı da, artık olmayan bir sorunu çözmek için milyarlarca lira harcayıp referandum yaptıran hükümetin, birinci meselesi terör haline gelen halkın ve meseleyi çözmek için izin isteyen askerin taleplerini görmezden gelip, “Önce ABD’ye gidip bir görüş alalım” diye düşünmesi...

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı