Taksim Meydanı’nda bir direnişçi: AKM

Güncelleme Tarihi:

Taksim Meydanı’nda bir direnişçi: AKM
Oluşturulma Tarihi: Haziran 09, 2013 00:00

Haziran 2008’den beri tadilatta olan Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yenileme projesi durduruldu.

Haberin Devamı

Hem de söküm bitmiş, tam da yenileme işlemi başlayacakken. Bu arada Başbakan’ın AKM’nin geleceğine dair ‘kültür merkezi’ ifadesini kullanması endişe yaratıyor. Peki, Gezi Parkı direnişinin sloganlarını baş tacı eden AKM’nin ‘Boyun Eğme’mesi veya eğmememiz gereken şey ne?
İstanbul’un sembol yapılarından Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yılan hikâyesine dönüşen yenileme projesi, geçen perşembe günü Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan, projeyi yürüten Yeni Yapı ve Taca İnşaat’a gönderilen bir faks mesajındaki talimatla ‘ikinci bir emre kadar’ durduruldu. Üstelik söküm işlemi tamamlanmış tam da yenileme aşamasına geçilecekken... Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katılan Başbakan ise Gezi Parkı direnişine yönelik yaptığı açıklama sırasında, evvelden ‘opera binası’ yapılacağını söylediği AKM’nin yenileme projesi kapsamında bir ‘kültür merkezi’ne dönüştürüleceğini söyledi.

Başbakan söz konusu açıklamasında “Benim adım Tayyip Erdoğan. Biz bu yola çıkarken ‘ne aldatan, ne aldanan olacağız’ dedim. Biz temelini attığımız gün tarihini veririz ve o tarihte de AKM’yi bitiririz” diyor. Halbuki bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda restorasyonunun bitirileceği öngörülen AKM binası, Haziran 2008’den bu yana kullanım dışı. Ve şimdi yenileme çalışmalarının durdurulduğu haberiyle birlikte sanatçılar, sanatseverler, şehrine ve kültür tarihine sahip çıkanlar “Acaba aldatılıyor muyuz?” diye endişelenmeye başladı. Pek çok felaket senaryosu yazılıyor: “AKM, AVM olacak”, “Yok, cami olacak”, “Atatürk isminden rahatsız oldukları için yıkacaklar”, “Yok yıkmayacak, yerine işlevsiz bir ‘kültür merkezi’ yapacaklar”... Neden mi bunca spekülasyon?
Geçen sezon sonunda Şehir Tiyatrosu’nda yapılan yönetmelik değişimi, sanatçı ve sanatseverlerden aldığı tüm tepkilere rağmen yine de uygulamaya konduğu için... Politik tiyatro yapan Genco Erkal’la birlikte Dostlar Tiyatrosu geçen kasımda, binanın durumuna yönelik hiçbir resmi rapor bile olmaksızın -ki halen yok-

/images/100/0x0/55eae1a4f018fbb8f89cae69

Muammer Karaca Sahnesi’nin kapısına konduğu ve sahne halen işlevsiz olduğu için... Daha mücadelesi devam eden Emek Sineması’nın yıkılmasına karşı yapılan protestolar iktidar tarafından ‘terör’ olarak yorumlandığı ve onca sanatçı ile gazetecinin destek verdiği eylemcilerin sesi yok sayıldığı için... Son yıllarda kıymetli arazilerin üzerine görkemli otel, rezidans ve AVM’ler yapılırken, şehrin çeşitli yerleri aslında hiçbir işlevi tam anlamıyla göremeyecek, iktidarın icraatlarıyla farklı bir işlevsellik kazandırdığı ‘çok amaçlı’ kültür merkezleriyle donatıldığı için...
Ve son bomba: Hükümetin alelacele hazırladığı ‘Türkiye Sanat Kurumu’ kanun taslağı! Devletin sahne kurumlarının kapısına kilit vurularak Anadolu’yu sanat bakımından tam bir çöle çevirecek, Başbakan’ın ‘bunlar’ dediği sahne sanatçılarına hiç danışmadan onların il kültür müdürlüklerinin hizmetine verilmeleri ve devletin sadece uygun bulduğu projeleri desteklemesinin önündeki engeli kaldıracak bu yasa taslağını da cebimize koyalım. Bunlar hemen ilk akla gelenler... Ve her biri, ağaçları korumak için yola çıkılan, ardından polisin orantısız güç kullanımı sonucu büyüyerek bir sivil direnişe dönüşen Gezi Parkı eylemlerine en büyük desteğin sanatçılardan gelmesine sebep...

DEVLET SANATÇILARINA KONUŞMA YASAĞI!

İstanbul’un en büyük çukurunu bulunduran opera sahnesi olmasıyla ‘biricik’ olma niteliğine sahip AKM, İstanbul’da yerli projelerin yanı sıra, uluslararası festivallerde ülkemize konuk olan yabancı toplulukların oyunlarının gösterilmesine uygun, en büyük sahnedir. O yüzden eksikliği çok hissediliyor. Yeniden tadilata girdiği 2008 yılından beri Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve bir nebze Kenter Sahnesi, bu ihtiyacı karşılamaya çalışsa da yeterli gelemiyor. Kısacası; yıl 2013, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan ve dünyada öncü olma çalışmaları yürüten bir ülkenin metropolü İstanbul’un görkemli bir opera sahnesi bile yok.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gezi Parkı protestolarını eleştirirken Taksim’e Topçu Kışlası’nın yanı sıra “AKM inşallah yıkılacak. Muhteşem bir opera sahnesi olarak kültür merkezi yapacağız. Evet, cami de yapacağız. Ben bunun iznini gidip de birkaç çapulcudan alacak değilim” demesine bakılacak olursa, AKM’nin yıkılması hükmü çoktan verilmiş. Peki konumlandığı geniş araziye ne yapılacak? Başbakan ‘kültür merkezi’ ifadesini kullansa da kesin bir şey söylemek zor. AKM yıkılmalı, yerine aynı isimle başka bir yapı mı inşa edilmeli? Yok, yıkılmayıp restore mi edilmeli? Her kafadan başka bir ses çıkıyor.

AKM’nin bu son dört senede çürümeye terk edildiği, yeniden ayağa kaldırılmasının güç olduğu aşikâr. İçeriden gelen bir bilgiye göreyse, devlet sanatçılarına yine konuşma yasağı getirildi. Yani, Gezi Parkı direnişiyle daha da alevlenen kültür sanat odaklı tartışmalara dair ‘kafaları karıştırmaları’ yasak... Bugün sanatçı ve sanatseverlerin istedikleri tek şeyse, projenin bu işin ehli olan sanatçılara ve şehrin sakinlerine danışılarak yürütülmesi.
Yani, kendi alanlarında söz sahibi olmak!
Haksızlar mı? Haksız mıyız?...

Haberin Devamı

Ayşenil Şamlıoğlu
PROJE HALKIN KARARIYLA SEÇİLSİN
AKM, döneminin en iyi mimarları tarafından yapılmış bir sembol binadır. Evet, bu döneme göre yetersizliği vardır ve yeniden elden geçirilmesi gerekir. Ama bekletilerek çürümeye terk edildi. Bu bile herkesin ister istemez çeşitli olumsuz senaryolar geliştirmesinin sebebi oldu. Her kıymetli arazi üzerinde AVM, otel ve rezidans yapılınca, AKM’nin yerine bu araziye ne yapılacak sorusunu da haliyle soruyoruz. Bir defa işin sahipleri, işi bilenlerle yan yana gelmeden nasıl yapılabiliyor bu çalışmalar, aklım almıyor. İşin ehli her alanda dışlanıyor. Size mi soracağız, tavrı var. Zaten binayı öldürdüler artık. Restorasyonla ayağa kalkması çok zor, yeniden yapılacak. Ama binayı ‘kültür merkezi’ yapacağız diyerek orasına burasına başka yapılar kakmak değil, onu dev bir opera, sanat, tiyatro binası yapmak gerek. O arazi sadece sanatın hizmetine sunulacaksa ne âlâ! Ama beni İstanbul’un değişik yerlerine yaptıkları çok amaçlı ve hiçbir işleve hizmet etmeyen hatalı yapılardan birine dönüştürmeleri korkutur. Çünkü insan kongre salonları, AVM, otel ve rezidanslarda yetişmiyor. Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte uluslararası bir yarışma açarak, gelen projeleri değerlendirdikten sonra sanatçı ve halka seçimini sormalı... Toplu inisiyatifle neler yapabildiğimizi Gezi Parkı’nda gördük. AKM her ne yapılacaksa yapılsın, sanata hizmet edilecekse yapılacaktır!

Haberin Devamı

Üstün Akmen
NE AKM-SA OLACAK NE DE YIKILACAK
İstanbul’un ‘sanat mabedi’ AKM, Haziran 2008 tarihinden beri ‘tadilat yapılacağı’ gerekçesiyle kapalı durmakta. AKM’yi aylardır uzaktan izlemekteyim, restorasyona dair yapılan hiçbir çalışma olmadı. Derken Başbakanımız Efendimiz yeniden: “AKM’yi yıkmalıyız” deyiverdi. AKM’nin yıkılacağına artık kesin olarak inandım. Devrisi gün Başbakanımız Efendimiz televizyonda, hem de bir değil birkaç konuşmasında: “Bir opera binası yapmalıyız. Burası önemli bir merkez olmalı ve gelen turistler gururla görmeli” dedi. Dinlerken, televizyonun karşısında elimde olmadan parmaklarımla hem tuhaf hem de çirkin hareketler yapmakta olduğumun ayırdına vardım, utandım. Ancak Taksim Meydanı’nda AKM’nin çatısını tıklım tıklım dolduranları ekranlarda görünce, hele hele ‘Boyun Eğme’ pankartı gözüme ilişince yeniden umutlandım. Demem o ki AKM’nin de yıkımına, talanına “Dur” diyeceklerin arasında olmaktan gurur duyacağım. Koskoca kamu malı ne AKM-SA olacak, ne de yıkılacak. Restore olacak.

Haberin Devamı

Genco Erkal
DEDİĞİM DEDİKÇİ ZİHNİYETLE SONUNA KADAR MÜCADELE
AKM kültür ve sanat tarihimiz için önemli bir simgedir. Adından başlayarak vazgeçilmez bir değeri vardır. Özellikle Cumhuriyetimizin büyük kazanımlarından olan Devlet Tiyatroları, Opera ve Balesi’nin, senfoni orkestralarının yok edilmesinin gündemde olduğu bir dönemde sonuna kadar savunulması gerekir. Ben, Gezi direnişçilerinin bu duyarlılığı göstereceğine inanıyorum. Topçu Kışlası’nı savunan kibirli, saldırgan, nobran, dediğim dedikçi ve rantçı zihniyetle sonuna kadar mücadele edilmesi gerekir. Bugüne kadar kamuoyu sürekli oyalanmış ve uyutulmuştur. Onarıyoruz, yenileme çalışması yapıyoruz derken arkasında hep bu, yıkalım, toprağı oyalım, altını rant getirecek yatırıma açalım niyeti vardı. Geçen gün Başbakan’ın yaptığı açıklamada bu gizli niyet gene ortaya çıktı. Bu inat neden acaba? Atatürk Kültür Merkezi yıkılacak, Topçu Kışlası ve cami yapılacak. Bu senaryonun gerçekleşmesine izin vermeyelim. Söz verildiği gibi AKM acele yenilensin, 29 Ekim’e yetişsin. Diren Gezi! Hep beraber, sonuna kadar! “Gece uzun da olsa, güneş mutlak doğar.”

Başına gelmeyen kalmadı

Haberin Devamı

AKM, son yıllarda kültür sanat camiasının en çok tartıştığı konulardan biri oldu. Peki niçin? Hızlıca bir hatırlayalım, başına neler geldi...
*1946 yılında İstanbul Belediyesi’nin siparişi üzerine Rükneddin Güney ve Feridun Kip, İstanbul Operası için yeni bir proje hazırlamıştı. Binanın temeli 29 Mayıs’ta, İstanbul Valisi Lütfi Kırdar döneminde, Muhsin Ertuğrul ve arkadaşlarının da katıldığı törenle atıldı. Ki binanın temelinde halen Muhsin Ertuğrul ve Vasfi Rıza Zobu’nun mektupları bulunur...
*1953’te binanın yapımı, belediye imkânlarıyla ‘ikmal edilemeyeceği’ için Maliye Bakanlığı’na devredildi.
*1956’da Bayındırlık Bakanlığı’nın proje için Hayati Tabanlıoğlu’nu görevlendirmesiyle başlayan proje süreci, 27 Mayıs 1960 ihtilali sonrasında üç yıl süreyle durakladı.
*Bina 12 Nisan 1969’da, ‘İstanbul Kültür Sarayı’ ismiyle açıldı. Hemen bir sene sonra 27 Kasım’da ‘Cadı Kazanı’ oyununun gösterildiği sırada yangın çıktı, bina kullanılamaz hale geldi.
*Üzerinden sekiz sene geçti; Hayati Tabanlıoğlu tarafından tekrar projelendirilen bina 6 Ekim’de bu kez ‘Atatürk Kültür Merkezi’ ismiyle yeniden açıldı.
*1999’da 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, AKM’yi ‘korunması gereken kültür varlığı’ olarak tescil etti!
*2005 yılında, binanın ekonomik ömrünü tamamlamış olduğu gerekçesiyle dönemin Kültür Bakanı Atilla Koç tarafından binanın yıkılması önerilmişti. Ancak sanat ve mimarlık platformları ile sivil inisiyatiflerin tepkisi, düzenlenen gösteriler ve basın desteğiyle yeniden yapılan değerlendirmeler sonucunda Kasım 2007’de İstanbul 2 No’lu Koruma Kurulu, Atatürk Kültür Merkezi’ni ‘1. grup kültür varlığı’ olarak tescil etmiş, böylece yıkım gerçekleşmemişti.
*Kasım 2008’de ise Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından imzalanan protokolle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın üstlendiği Atatürk Kültür Merkezi’nin yenileme projesini hazırlamak üzere Tabanlıoğlu Mimarlık görevlendirildi. Daha sonra tadilat, Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası’nın açtığı dava nedeniyle mahkeme kararıyla durduruldu.
*Şubat 2012’de Sabancı Holding ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında Atatürk Kültür Merkezi’nin restore işlemlerine dair mutabakat imzalandı. Atatürk Kültür Merkezi’nin yenileme çalışmalarına Sabancı Holding de 30 milyon liralık katkı sağladı.
*Ancak 1200 kişilik kapasitesiyle İstanbul’un çukurlu sahneye sahip tek opera, bale ve tiyatro sahnesi olan AKM’nin yenileme çalışmaları çok ağır işlediği için zamanla tartışmalar büyüdü. Bugün ise AKM’de söküm işlemleri tamamlanmış ve henüz yenileme işlemine başlanmamışken, çalışmalar ‘ikinci bir emre kadar’ durduruldu. Son olarak Sabancı Holding de, “Kültür Bakanlığı ile yaptığımız protokol, Atatürk Kültür Merkezi’nin sadece restorasyonunu kapsamaktadır” açıklamasını yaptı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!