Tahvil faizinde tek hane dönemi

Nilgün KARATAŞ
05.08.2009 - 00:00 | Son Güncelleme:

Hazine’nin dün gerçekleştirdiği üç ihale ile toplam 6.2 milyar lira borçlandığı piyasada, faiz tarihinde ilk defa tek haneye girdi. 2001 krizinde yüzde 193.71 ile tarihi zirvesini yapan gösterge tahvilin bileşik faizi, bir başka kriz döneminde tarihi dip yapmış oldu. Gelinen bu noktada tartışılan konu ise tek haneli faizin kalıcı olup olmadığı.

PİYASALARDA devam eden iyileşme işaretleri, Merkez Bankası’ndan sonra piyasa faizlerine de yansıdı. Hazine’nin dün gerçekleştirdiği üç ihalenin ardından 11 Mayıs 2011 vadeli gösterge tahvilin faizi spot piyasada yüzde 9.92’den işlem gördü. Böylece tahvil faizleri tarihinde ilk kez, yüzde 10’un altına inerek tek haneyi gördü.

3 ihale birden yapıldı

Yılın en yüklü iç borç servisini bu ay 23.3 milyar lirayla gerçekleştirecek olan Hazine, dün 3 ayrı ihale düzenledi. Hazine’nin, 11 Mayıs 2011 itfalı gösterge tahvilin yeniden ihracında ortalama bileşik faiz yüzde 10.10 olarak belirlendi. Gösterge tahvil ihalesinde net satış 843.5 milyon lira, nominal teklif 4.806.9 milyon lira oldu. 16 Temmuz 2014 itfalı değişken faizli tahviller (FRN) yeniden ihracında minimum fiyat 103.470 lira olarak belirlendi ve net satış 928 milyon lira oldu. 6 Ağustos 2014 itfalı sabit kuponlu tahvilin ihracında ise ortalama bileşik faiz yüzde 12.13, net satış 959.2 milyon lira oldu.

Hazine elini rahatlattı

Sadece bu hafta toplam 14.476 milyar lira ödemesi olan Hazine, dün gerçekleştirdiği üç ihalede 10 milyar 204 milyon lira borçlanırken, önceki gün düzenlenen bono ihalesiyle birlikte toplam 15 milyar 448 milyon lira borçlandı ve böylece elini rahatlattı. İhaleden öncesinde piyasa yapıcı bankalardan toplanan teklifler oldukça yüksek seviyede olması dikkat çekti. Toplam üç ihale için 47 milyar 506 milyon liralık teklif alan Hazine, ROT’ta piyasa yapıcılarına 3 milyar 473 milyon liralık net satış yaparken, kamu kuruluşlarına toplam 4 milyar liralık net satış gerçekleştirdi.

‘Bizim kriz’ hatırlandı

İhale sonuçlarının açıklanmasının ardından 11 Mayıs 2011 itfalı gösterge tahvilin faizi spot piyasada tarihin en düşük seviyesi olan 9.92’ye geriledi. Küresel krizin Türkiye’de kendisini hissettirmeye başladığı Eylül 2008’de yüzde 20’ler seviyesinde olan gösterge bileşik faiz, yılın ilk ayında yüzde 16’lar seviyesine gerilemişti. O tarihten bu yana iniş yönlü hareket eden faizin, kürüsel bir kriz döneminde yüzde 10’lar seviyesini görmesi bir başka kriz dönemini hatırlattı. 2001’de Cumhuriyet tarihin en büyük krizini yaşayan Türkiye, çift haneli oranlara alışık olsa da, o tarihlerde üç haneli oranlarla başka rekorlar kırmıştı.

Yüzde 193’leri görmüştük

22 Şubat 2001’de Hazine’nin yüzde 144.2 ile sattığı bir aylık sonunun bileşiği yüzde 155’e çıkarken, Hazine 21 Mart 2001’deki ihalesinde ise yüzde 193.71’lik faizle borçlanmıştı. Türkiye, 2001’de ancak bir yıl sonra kriz öncesindeki faiz oranlarını yakalarken, bugünkü tek haneli faiz için yapılan yorumlardan biri de “Nerelerden nereye” oldu. Ancak gelinen bu noktada, tek haneli faizin kalıcı olup olmadığı ve bankaların kredi faizlerine yansıyıp yansımayacağı.

Tek haneli faiz kalıcı olur mu

MEVCUT konjonktürde, faizlerin tek haneye düşmesi ‘beklentiler doğrultusunda, doğal bir sonuç’ olarak karşılanıyor. Ancak kalıcı olup olmayacağı tartışmalı. Bazı uzmanlar, “Merkez, faizde 1 puan daha inerse neden olmasın” derken, bazı uzmanlar ‘FED faizin sonuna geldim derse, bizde de yükselir” diyerek dış etkenlere dikkat çekiyor. Bukonuda kötümser olan Global Menkul Değerler Hazine Müdürü Abdullah Kunt’un şunları söyledi: “Geçen hafta Merkez Bankası, ‘piyasa faizlerinin tek haneli olmasını istiyoruz’ anlamında bir açıklama yaptığında, faiz 11.25 ‘lerdeydi. Çok hızlı bir iniş oldu. Böyle hızlı hareketler, pek kalıcı olmuyor. Zaten orta ve uzun vadede bana göre böyle kalmaz. Çok ciddi risk alma iştahı var, bunun etkilerini                 görüyoruz. Ama orta ve uzun vadede kalıcı olacağını düşünmüyorum. Yüzde 6 enflasyon var, siz yatırımcıya ‘yüzde 9.5’la yetin’ diyorsunuz. Uzun süre böyle gitmez. Dışarıda ufacık bir kıvılcım, bizim faizi        alıp götürür.”

Sanayici bu işe erken sevinmesin

FAİZLERDEKİ gidişat pek çok kişinin aklına ‘Acaba bankalar da bu indirim furyasına ayak uydurur mu’ sorusunu getiriyor. Hatta, reel kesim doğrudan böyle bir beklentinin içine girmiş durumda. Ancak, bireysel kredilerde ufak çaplı indirimler yapsalar da, bankacılar mevcut konjonktürde sanayiciyi heyecanlandıracak bir yorum yapmaktan kaçınıyor. Turkishbank Hazine Müdürü Alev Sıcakyüz, “Piyasa faizleri ile banka faizleri arasında bir koralasyon yok. Kredi faizlerine bakarken, mevduat faizlerine de bakmak lazım.  Reel sektör kredilerinde ise güven en önemli unsur” dedi.

Faizleri tek haneye getiren nedenler

Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz politikası, gelişmekte olan tüm ülkeler gibi Türkiye üzerinde de etkili.
Martta yapılan G-20 toplantısının ardından, ülkeler  finans paketlerini devreye soktu.
IMF’nin 250 milyar dolar olan kaynaklarının 3 kat artırılmış olması.
Son zamanlarda, en zor günlerin geride kaldığı, ‘yeşil filizler’in görülmeye başladığına ilişkin yorumlar yapılması.
Türkiye’de de bir toparlanma başladığına ilişkin görüşlerin yaygınlaşması.
Pekçok ekonomik göstergede olumsuz gidişin hız kesmesi. Temmuzda TÜFE artsa da, enflasyondaki düşüş eğiliminin sürdürmesi.
Merkez Bankası’nın, Kasım 2008’den bu yana 850 baz puanlık faiz indiririmi.
Son indirimden sonra Başkan Yardımcısı Erdem Başçı’nın ‘Faiz de hâlâ gidecek yer var’ sözlerini, piyasaların önemli bir sinyal olarak alması.
Son raporlarda da, faiz indirimlerine devam edileceği mesajı verilmesi..
Durmuş Yılmaz’ın “Konjonktür, tek haneli piyasa faizi için önemli bir fırsat” sözyerinin faize ilişkil beklentileri güçlendirmesi.
Kredi hacimlerinde eski artışları yaşamayan bankaların, likiditeyi bonoya yöneltmiş olmaları.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı