"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Tahterevalli oyunu değil ki

SEÇİM dönemleri herkes batıyı tercih ederken; ben hep Doğu’nun, Güneydoğu’nun nabzını tutmayı tercih ettim.

Birçok kez yazılar yazmaya, fırsat olduğunda da turistik olarak bu bölgeye gitmeye çalıştım.
Bazen bir bahane uydurup...
Diyarbakır’ın, Adıyaman’ın, Siirt’in, Mardin’in, Tunceli’nin, Batman’ın, Hakkari’nin sokaklarında dolaştım.
Yerel halkla bir araya geldim, onların evlerine misafir oldum, dertlerini, sıkıntılarını dinledim.
Onların yemeğini paylaştım. Gerçekten müthiş dostluklar edindim. Şimdi arada bir telefonla da görüşsek, her gittiğimde beni krallar gibi ağırlayacaklarını, bir dediğimi iki etmeyeceklerini, her biriyle sabaha kadar sohbet edeceğimizi biliyorum.
Aynı şekilde onlar da bir şey istediklerinde, benim de onlar için koşturacağımı, her konuda yardımcı olacağımı çok iyi biliyorlar.

* * *

Örneğin...
Hasankeyf’i görünce aşık oldum; “Hasankeyf sular altında kalmasın” diyenlerin en başına geçtim. Gerçekten de bu güzelliğin korunması için yazılar yazdım. İlle de baraj yapılacaksa, alternatif yolların denenmesini istedim.
Eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in, “GAP”ı gaptırmam” sözünü neden söylediğini çok iyi anladım. Çünkü GAP projesinin bir büyük coğrafyanın değişimine neden olduğunu hissederek yaşadım.
Mardin’den Suriye’ye baktım, Suriye’den Mardin’e... Birbirinin içine geçmiş coğrafyaları mayınların bile ayıramadığını gözlerimle gördüm.
Bu topraklarda binlerce yıl beraber yaşamış insanların, ortak değerlerini yakından tanıdım, yerinde gördüm.
Kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum.
Batman’da kahvehanede sohbet ettiğim Muhammed ile Hasankeyf’de bana rehberlik eden minik Hasan’ın yüreğindeki samimiyeti kalbimde hissettim.
Mardin’in Midyat’ında bir ziyaret sırasında tanıştığım Süryani papaz Edip Gabriel Savcı’nın kaçırıldığı akşam Mardinli dostların Süryani dostlarını nasıl aradıklarını, nasıl merak ettiklerini...
Ve serbest kaldığında da Mardin’i bir bayram yerine çevirdiklerini yakından biliyorum. Neyse örnek çok, anılar da...

* * *

Ama şunu da biliyorum.
Türkiye’nin batısında, en batısında, İzmir’de insanların da Güneydoğu’daki bu samimiyeti anladığını, hissettiğini...
Birlikte yaşamaktan ve birlikte hayal kurmaktan başka bir şey de düşünmediğini...
Hukuku, adaleti herkes için istediklerini...
Vicdan muhasebesini sürekli yaptıklarını...
İzmir için ne isterlerse, aynı şeyi Hakkari için de istediklerini...
Hakkari Yüksekova’da, Çukurca’daki şehit haberine üzüldükleri kadar Hakkari Uludere’deki yaşamını kaybedenler için de kahrolduklarını...
PKK’yla Güneydoğu meselesini birbirinden ayırdıklarını, hiç ama hiç karıştırmadıklarını...
Çok iyi biliyorum.
Hem de çok...

* * *

Her zaman söylüyorum.
İşin içine siyaset girince, işin içine menfaatler girince, işin içine büyük oyunlar girince, her şey değişiyor.
Elbette bir ayrıntı daha var.
Herkes Diyarbakır’ın hassasiyetine dikkat kesiliyor; ya İzmir’in dengeleri, Ege’nin, Trakya’nın dengeleri...
Oysa bu bir tahterevalli oyunu değil...
Olsa olsa bir denge oyunu...
Dengeyi tutturmak için, ayakta kalmak için de herkesin aynı hasiyetlere dikkat etmesi gerekiyor.

X