"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Swiss’ten LÖSEV’e 5 bilet

SWISS’ten aradılar.<br><br>İsviçre Hava Yolları.

Kim aradı söyleyemem.


Bana “Lütfen ismimi verme, şahıslar şirketin önüne geçmemelidir” deyip duruyor.


Azar işitmek istemiyorum, ama tüyo verebilirim, beyaz, 41 yaşında, kadın, anne, İsviçre’de yaşıyor, İstanbullu, Swiss’in Batı ve Güney Avrupa Bölge Direktörü olarak görev yapıyor.


Dedi ki, “Biz bu LÖSEV işine bayıldık. Çorbada tuzumuz olsun istiyoruz. İptal olan bir projemiz var, ona ayırdığımız 5 bileti LÖSEV’e tahsis edelim diyoruz. Kendi ihtiyaçları için kullanabilirler, organizasyonlarında piyangoya veya açık artırmaya dahil edebilirler. Ne dersin?”


Ne diyeceğim? Allah derim.


Zaten bu işe kafayı fena taktım, LÖSEV’e kim ne vermek istiyorsa, “Şahane” diyorum, üzerine atlıyorum.


Tabii sonrasında hemen LÖSEV Füsun’u aradım, “Uçak bileti işinize yarar mı?” dedim.


“Yaramaz mı?”
dedi.


“Yurtdışı etkinliklerine, eğitim ve kültürel gezilere, kamplara gönderdiğimiz çocuklarımız oluyor...”


İşte böyle...


Swiss International Air Line ile Avrupa’ya ya da Amerika’ya 5 bilet cepte... Yani LÖSEV’in cebinde...


Benim bakkal defterime göre 100 bin liranın 50 binini bulmuş oluyorum.


(5 T-Bank, 25 adı bende saklı işadamı, Swiss’in biletleri de 10 bin Euro, yani 20 bin TL, etti mi 50 bin.)


Bir sürü insan da arıyor, destek olmak istiyor.


Yaşasıııııııın.


Bekleyin... Gerisi de geliyor...

 

Üniversitelerde sunum

 

Swiss’in, adının yazılmasını istemeyen -beyaz, 41 yaşında, kadın, anne, İsviçre’de yaşıyor, İstanbullu, Swiss’in Batı ve Güney Avrupa Bölge Direktörü’yle- planladığımız bir şey daha var:


Üniversitelerde sunum.


Boğaziçi İşletme Kulübü
, uzun zamandır okullarına gelip konuşma yapmamı istiyor, ben de istiyorum, bir türlü denk düşüremedik.


Planımız şu:


Baharda -eğer Boğaziçi de tamam derse- üniversiteye gidiyorum, size daha önce sözünü ettiğim sunumu yapıyorum. Gazeteci olarak kendimi, yaptığım işleri anlatıyorum, ama aslında insanın işine tutkuyla bağlı olmasının önemini göstermeye çalışıyorum.


Belki sahnede, kulübün istediği bir hoca ile röportaj da yaparım...


Sonra mini bir yarışma ya da bir çekiliş ve Swiss yine öğrencilere bilet veriyor.


Bitmedi...


Çıkışta da yeni kitabın satışı olacak.


Orada da Doğan Kitap devreye girecek.


Eeee LÖSEV için daha toplanacak 50 bin TL var.


Tüm bunlar sadece Boğaziçi için değil, başka üniversiteler için de geçerli.


İlgileniyorsanız, ya bana ulaşın ya da Doğan Kitap’tan Özlem Yaşarlar’la bağlantıya geçin.

 

Bağış demek sadece para demek değil

 

Bu arada...


LÖSEV
’e yapacağınız bağışın sadece para olması gerekmiyor...


Bir fikir olabilir, çocuklarla ilgili bir organizasyonda insan gücü, annelik, ablalık olabilir...


Şöyle düşünün, 6018 aile var orada, bir aile, yaşamak için neye ihtiyaç duyuyorsa, onlar da ona ihtiyaç duyuyor, yemekten giyime, mobilyadan bilgisayara, sandalye ve koltuktan mutfak eşyalarına, çatal, bıçak, kaşığa...


Dahası, vakfın en önemli projlerinden biri Lösemili Çocuklar Köyü. Tedavi için Ankara’ya gelen lösemili çocukların ailelerinin kalacağı konukevleri, aile konutları, üretim atölyeleri, okul ve spor tesisleri, kanser araştırma ünitelerinin de yer aldığı 13 bin hektara yayılmış koskoca bir köy...


Ve neredeyse tamamı imece usulüyle hayata geçirilmiş...


Gönüllülerin destekleriyle...


Bu da dünyada bir ilkmiş...


Camından çerçevesine, kablosundan karosuna kadar bir sürü firma destek oluyor ve ortaya çocukların tedavi olabileceği kocaman bir hastane çıkıyor.


Aklınızda olsun yani.


Her şey bağışlarla dönüyor.


Siz de bu imecenin bir parçası olabilirsiniz.


Önemli olan katılmak...


Benim üzerimden katılırsanız daha iyi olur, borcum azalır!


Bulmam gereken o 50 bin TL var ya, hiç aklımdan çıkmıyor...

 

Peki 25 bin TL’yi trink diye çıkaran işadamı kim?

 

“Adımı verme, beni utandırma, korkuyorum senden” deyip duruyor. Ben ona bu kötülüğü yapmayacağım. Adını –henüz- vermeyeceğim ama onu tarif edeceğim. Başlıyoruz!

 

1 Kendi sektörünün liderlerinden. Çok bilinen bir firmanın sahibi. 17 mağazası var. Ürünleri de bir sürü noktada satılıyor.


2
Hayata varlıklı başlamamış, “self made” bir arkadaş, ben en çok böyle insanlara hayranlık duyuyorum, ortaokulda kuaförde çıraklık yapmış, İnönü Stadyumu’nun önünde su satmış.


3
Askeri liseyi bitirdikten sonra işletme fakültesine gidiyor, oysa Hava Harp Okulu’na devam etmek istiyor, astigmatı var diye o hayali gerçekleşemiyor. Sonra ticarete atılıyor, Cağaloğlu’nda 20 metrekarelik bir dükkânla işe başlıyor.


4
Kel ve yakışıklı.


5
Boşanmış dul, 44 yaşında ve kızına çok düşkün.


6
4 dil biliyor.


7
Latince seviyor. Kelimelerin etimolojik kökeniyle ilgili. Bilgili. Esprili. Şu Latince deyimleri ondan öğrendim: Sic transit gloria mundi (Bütün başarılar geçicidir). Ad aspera per astra (Yıldızlara giden yol, güçlüklerle doludur). Omnia mundo mundis (Sen ne kadar saf ve temizsen, karşındaki de o kadar saf ve temizdir)...


HAMİŞ:
Aslında Türkiye’de yeteri kadar varlıklı insan var. Onlar sahibi oldukları 100 liranın 1 lirasını bir sosyal projeye bağışlasalar bu ülkede çok mesafe katedilir. Katkılarınızı bekliyorum.

X