Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Swiss Grand Efes’te yılbaşı...En büyük mutluluk ise aile...

Aslında bu yazıyı, cumartesi köşem için, yazmayı düşündüm. Fakat Kültürpark Tenis Kulübü’ndeki büyük yarış, kongre nedeniyle, bugüne sarktı...

Bu yıl tüm aile, annem, kız kardeşlerim, eniştelerim ve yeğenlerimle yeni yıla, Swissotel Grand Efes’te girdik. Bir gün orada kaldık. Tüm aile. Paket programdan yararlandık. Ödemeyi özellikle kredi kartımla, iki kısımda yapıp, faturamı da aldım. O nedenle gönül rahatlığıyla yaşanılan güzellikleri yazmak isterim... İzmirliler, Swiss’e sahip çıkın. Gerçekten çok keyifli bir otel. Hele hafta arası sunulan, 15.00-17.30 arası, Lobi’deki beş çayları kaçmaz. Alsancak’ta, bir pastanede yiyip, içip ödediğiniz para karşılığında tıka basa sıcak, soğuk, tatlı, tuzlu limitsiz yeme-içme olanağınız var. İzmir körfezinin, muhteşem manzarasına sahip, Equinox ise mönü, ambiyans ve servis olarak da yıkılıyor. O akşam yemeği orada, hafif bir canlı müzik eşliğinde yedik...

Herkesi kutlarım

Mönüde başlangıç olarak, Avakadolu karides, ara sıcak olarak ızgara fileto lagos, üzerine portakallı sorbe, ana yemek olarak da, iki seçenek vardı... Biri geleneksel yeni yıl hindisi, brüksel lahanalı ve iç pilavlı, kestaneli... Yalnız kestane yoktu. Diğeri de kaz ciğerli dana bonfileydi. Hepimiz tercihimizi, hindiden yana kullandık. Tatlı seçimi kötüydü. Keşke sevgili Tuncay, pasta ya da Türk tatlı tabağı olsaydı. Neyse. Swissotel Grand Efes Yiyecek&İçecek Bölümü çok çalıştı. Noksansız da servis. Otelin Operasyon ve Yiyecek&İçecek Müdürü Tuncay Beyaz’ı kutlarım... Otelin Genel Müdürü Rıza Elibol’u da. İkisi de, aileleriyle geceye katılmışlardı. Elibol da Beyaz da, “Ailelerimiz bizim mutluluğumuz. Bir adet vardır. Yeni yıla kimle girersen, bütün bir yıl onunla geçirirsin diye. Ailelerimiz yanımızda, ama otel ve müşterilerimiz de ailelerimiz kadar kıymetli” diyerek, bütün gece masaları dolaştılar. Otel ve restoranlar tıka basa doluydu. Saat 24.00’ü gösterirken, ailemin tüm fertlerine, sevgiyle sarılırken, ailenin ne büyük bir mutluluk olduğuna, bir kez daha tanık oldum. Allah kimseyi ailesinden ayrı koymasın. Tekrar iyi seneler...

Bir Dakika

İzmir’in lidere ihtiyacı var benim önerim Mahmut Özgener

Hafta ortası dostum diyebileceğim, iki değerli gazeteci arkadaşımla, Reyhan’da laflıyorduk. Söz döndü dolaştı Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na geldi. İkisi de CHP’ye yakınlığı ile tanınan arkadaşlarım, Kocaoğlu’nun, son aylarda içinde bulunduğu durumu, operasyonları ve ‘şüpheli’ sıfatıyla, savcılığa verdiği ifadeyi tartıştılar. CHP’nin, İzmir’de genel seçimlerin ardından kan kaybettiğini söylediler. Ben de Kocaoğlu’nu, insan olarak sevdiğimi, ama İzmir’i yerinde saydırdığını söyledim. Haksız mıyım? Başkanın, “Ben yüzmeyi körfezde öğrendim. Şimdi torunlarımla birlikte, yüzeceğim” dediği körfez, yazın pis kokuyor. Faytoncular ayrı bir rezalet. Bitki bitleri, sinekler, sivrisinekler Kordon’da pike yapıyor. Körfezi temizleyecek tarama gemisi, römorkör sayesinde, körfezin, sürekli taranacağını ve dere ağızlarının, çamurlarının, temizleneceğini söyleyen Başkan Kocaoğlu, yine tüm hayalinin, balıkçıların balığını yakalayacağı, bir körfez sahip olmak, olduğunu söylüyor. Körfezdeki tüm iskelelerin, yenileceğini söylüyor... Karantina ve Mavişehir’e, birer iskele yapılacağını belirtiyor. Tabii ki, ben de istiyorum... Körfez temizlensin... Modern vapurlar çalışsın. Kordon pırıl olsun. Hava kirliliği ortadan kalksın. Birinci Kordon’da oturanlar balkonlarında artık Karşıyaka’yı, Körfezi göremiyor. İzmir, Cannes, Nice gibi olsun.. Amma sanmıyorum. Acı bir gerçek. Bence 2014 yerel seçimlerde, daha önce, İLK KEZ bana söylediği, ama yazmadığım, “ADAY OLMAYACAĞIM” sözünü, yerine getirmeli ve çekip gitmeli Kocaoğlu. Çünkü, olmuyor... İzmir’in gerçek bir lidere ihtiyacı var. Bu da Mahmut Özgener, bana göre. Ve, o gün Reyhan’da lafladığımız, iki dost gazeteci arkadaşlarıma göre de Özgener. EXPO Yürütme Komitesi Başkanlığı’na getirilen, sevgili Mahmut Özgener, dilerim bu görevinden, alnının akı ile çıkar... İşimiz zor tabii. Ama meslek kuruluşunda başarılı olmuş, çok başarılı bir işadamı, aile değerlerine büyük önem veren, süper bir aile reisi, adam gibi adam, dost, kafası süper çalışan, dünyayı görmüş, harika bir vizyonu olan Özgener bu işi başarır. Bir kere Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı yapmış olması da ayrı bir avantaj. Yine bu sayede, uluslararası bir deneyim sahibi olduğundan, ilişkileri de iyi. EXPO’daki şansımızın, Özgener sayesinde yükseleceğine inanan ben, İzmir’i de uçuracağına inanıyorum. Aile olarak da köklü ayrıca. Dedesi rahmetli Osman Kibar, iz bırakan bir Belediye Başkanı. Yine rahmetli babası Esin Ağabey (Özgener) Türkiye Tütün İhracatçılar Birliği Başkanlığı yapmış, sporun, futbolun, iş dünyasında çoook tanınan bir ismiydi. Fransızca’ya ana dili gibi hakim. İngilizce’yi de çok iyi bilen, süper de yakışıklı, giyinmesini, nerede nasıl davranacağını bilen biri. Eşi Ayşe ise, tam bir Lady. O nedenle lidere ihtiyacı olan İzmir’e, Mahmut on numara bir isim. Ha, hangi parti derseniz, AK Parti... Çünkü, o zaman İzmir tam kurtulur. Hatta uçar. Evet bir CHP’li olarak görüşüm bu. İsteyen taşlasın, isteyen küfretsin, isteyen de YANDAŞ desin. Umurum değil, bilesiniz...      

Biraz da magazin
Ayıp olmadı mı?

Müzeyyen Abla’nın (Senar) kızı Feraye’yi severim. Dobradır. Sözünün eridir. Ara, sıra konuşuruz. İyi seneler dilemek için aradım. Sesi çok tatsızdı. Nedenini sordum. Tarihçi ve yazar Murat Bardakçı, sevgili İzzet Çapa’ya verdiği röportajda, sanat güneşimiz, rahmetli Zeki Müren ile Müzeyyen Abla’nın Türk Sanat Müziği’nin, amiyane tabiri ile içine ettiklerini, katlettiklerini söylemiş. Bence çoook ayıp etmiş. Kimse ona, televizyona çıkıp, meşk yaptığı zaman “ne berbatsın” diyor mu? İsteyen saygı ve de sevgi ile dinliyor. Beğenmeyen de başka kanala geçiyor. Bilgisi ile alay eden var mı? Halkın sevgilisi olmuş, yıllarca omuzlarda taşınmış bir Zeki Müren’e, üstelik de rahmetli olmuş, sataşmanın alemi var mı? Kemiklerini sızlatmaya. Öte yandan pek çok assolistin, hala destur ile huzuruna çıktığı, Müzeyyen Abla’ya, laf söylemek ise yakıştı mı? Olmadı, hiç şık değil. Ben de çok üzüldüm. Sanırım benim gibi çoook üzülen vardır...

Bir Sergi
Muazzez Maro Seramik&Heykel

Konak Belediyesi tarafından, Kit-Vak yararına düzenlenen, Muazzez Maro Seramik ve Heykel Sergisi açıldı. Sergiyi, 10 Ocak 2012’ye kadar, Kıbrıs Şehitler Caddesi, Konak Belediyesi, Türkan Saylan Sanat Merkezi’nde gezebilirsiniz.

 

 

X