Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Susurluk'ta dört ülkenin silahı var

Enis BERBEROĞLU

Susurluk kördüğümünü çözmenin yolu öyle sanıldığı kadar karışık değil. Yeter ki ipuçları metodik olarak izlensin...

Mesela bildiğimiz kadarıyla, Susurluk kahramanlarının günde kaç kez cep telefonuyla görüştükleri tespit edildi, ama aralarındaki akçeli ilişkilere hiç bakılmadı. Banka hesaplarından transferlere göz atılmadı.

Oysa bugün tüm bankalar Elektronik Fon Transferi (EFT) adı verilen bilgisayar ağı üzerinden para transferi yapıyor, müşteri kaydı tutuyor.

EFT kayıtlarına yansıyan yurtiçi veya yurtdışı para hareketleri sadece Susurluk muhasebesini aydınlatmakla kalmaz, savcılara kaynağı kuşkulu bazı servetler bile sergiler kanısındayız.

***

Ancak EFT'nin mahremiyetine tecavüz -Susurluk için bile olsa- Merkez Bankası ve bankaların asla kabul edemeyeceği bir uygulama gibi gözüküyor. Tek çare, Susurluk'taki silahların ve mühimmatın izini sürmek olarak kalıyor.

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, dün Hürriyet'in manşet haberinde geçen ağır polis silahlarının Genelkurmay tavsiyesi üzerine alındığını açıkladı. Polise bu silahlar için gerekli eğitimi subayların verdiğini anlattı.

Balıkesir Valisi ve Emniyet eski Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, Susurluk Mercedes'inde çıkan 7 silahın öyküsünü aktardı.

Belki hatırlarsınız, bu silahlardan üçünün kime ait olduğu belliydi. İki Beretta'nın biri polis şefi Hüseyin Kocadağ'a, diğeri Abdullah Çatlı'ya (Mehmet Özbay adıyla) ruhsatlıydı. Yine araçta bulunan Sig Sauer marka tabanca Sedat Bucak üzerine ruhsatlı çıktı.

Ve kıyamet, geri kalan dört silah yüzünden çıktı.

***

Silahların izine Türkiye'de rastlanmadı. Çok sayıda ülkenin Interpol'üne yazı ve resimler yollanarak bilgi istendi.

İsrail Interpol'ü, Beretta marka bir tabancanın, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne satılan parti içinde yer aldığını resmi yazıyla bildirdi. Oysa Emniyet depo kayıtlarında ne bu tabancanın, ne de listede yer alan diğer silahların giriş kaydı vardı.

Kayıp silahları Emniyet'e ‘‘hibe eden’’ şirketin vergi borcunun bulunması, sermayesinin yetersizliği, daha da önemlisi bazı politik bağlantılarının olduğu kuşkusu kamuoyunda tartışma yarattı.

Oysa Susurluk Mercedes'inden çıkan diğer üç meçhul silahın öyküsü de çok ilginçti. Tarıq markalı ve halk arasında ‘‘Saddam’’ diye anılan tabancanın seri numarası silindiği için Irak Interpol'ü iz süremedi.

2 adet MP-5'le ilgili olarak İngiliz Interpol'ünden gelen yazıda bu silahların ilk satış adresleri yer aldı.

İki otomatik silahtan birisi 1980 yılında Yugoslavya'ya, diğeri 1985 yılında Kuveyt'e satılmıştı. Türk polisinin her iki ülke Interpol'ünden bilgi isteği bu tarihe kadar yanıtsız kaldı.

İşte böyle... Susurluk'ta dört ayrı ülkenin silahı buluştu: İsrail, Irak, Yugoslavya ve Kuveyt.

Yani bu silahlarla suç işlenseydi, Türk polisi tıpkı bugünkü gibi eli kolu bağlı kalacaktı, resmi kayıtlardan iz süremeyecekti.

Bu kadarı bile Susurluk bataklığının ne kadar derin olduğunu göstermeye yetmiyor mu?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI