Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Susurluk ve standartlar

Zeynep ATİKKAN

Hayır.

‘Susurluk çözülsün’ diyen herkes aynı standarda sahip değil bu konuda.

Bazıları şimdiden başladılar, ‘Devlet’i koruyalım'ı savunmaya. Kutsal devletçiler, ‘Ak’la ‘kara’yı karıştırmayalım'ın militanlığına soyundular. Sanki modern çağda devlet-millet ayırımı yapılabilirmiş gibi...

Ak kim, kara kim?

Kimdir burada karar verici olan?

Sinsi sinsi kamuoyu oluşturuyorlar.

Yani sizi oluşturuyorlar, gene susturmak için. Toplumda yeşeren sağlıklı refleksleri bastırmak için.

Türkiye'ye layik gördükleri göstermelik demokrasiye bir de Susurluk lehimi yaparak ‘ne şiş yansın ne de kebabın’ organizasyonu içindeler. Susurluk'un yıldönümüne birkaç gün kala sanki bir aklama kampanyasına giriyorlar.

Çok dikkatli olmak zorundayız.

Eğer iş, onlara kalsaydı çoktan toplum, Susurluk'a karşı bağışıklık kazanmıştı. Ama olmadı. Bu kez izin verilmedi.

Eğer o zihniyet hakim olabilseydi, Metin Göktepe'nin adı anıtlaşamazdı vicdanlarda.

Ne de Manisa'da işkence gören gençler için böylesine derin bir duyarlılık oluşabilirdi.

Ve de Eşber Yağmurdereli'nin içeri atılması her zaman olduğu gibi sıradanlaşırdı.

Onlar, derin devlet adına kamuoyu oluşturadursunlar...Toplum, önce ışıklarını söndürerek, şimdi de her fırsatta, yurttaş tepkisini cömertçe ortaya koyarak hangi lige talip olduğunu sergiliyor.

Tepkiler ve eylemler belki çok yetersiz, çok cılız, çok ürkek...Ama azımsanmayacak kadar önemli tepkiler bunlar.

Hürriyet'te dün okudum, Adalet Bakanı Oltan Sungurlu'nun eşi Ayfer Sungurlu, Yağmurdereli için isyan ediyor, ‘Adamı, gece vakti gözaltına almaya gerek mi var? Zaten kendisi gelip teslim olur. Bunları, Oltan Bey’e söyledim, Eşber Bey'i biz biliriz. Kendisi de Gümüşhaneli. Kaçacak durumu yok ki? diyerek. Görüldüğü gibi muhalafet, derin devletin içinden, dışından, kapısından, bacasından ve de her yerden yükseliyor.

Onlar, küçük oyunlarla, minik dengelerle, o çok ‘büyük’ sandıkları ‘cüce’ çıkarları uğruna, ‘Susurluk düzeninin’ sözcüleri olsunlar, bu toplumun yaşamında hissedilerek oluşan yeni normlar, yeni standartlar, yeni beklentiler şekilleniyor.

Toplum, demokrasinin oy vermekle bitmediğini keşfediyor artık. Ve Susurluk konusunda gösterilen her duyayırlık aslında rejimin sağlıklı şekilde devamını sağlamak için bir büyük uyarı oluyor. Bir yönlerdirme biçimi çıkıyor ortaya.

‘Derin’ değil ama şeffaf devlet için baskı geliyor ‘derinlerden’.

Bu toplumsal uyarı aynı zamanda çok ciddi bir belirti aslında. Ciddi ve namuslu siyasetçinin dikkate alması gereken önemli bir belirti.

Öyle değil mi? Gerçek reformların itici gücüdür bu tür toplumsal işaretler. Onlar, tarihin bir kırılma noktasında ortaya çıkarlar. Reformları zorlayıp, ülkelere hamle yaptırırlar.

Karar verme aşamasındayız artık. Hangi devleti savunacağız? Susurluk devletini mi yoksa milletle kucaklaşmış şeffaf devleti mi?

Olay bu kadar net. Susurluk konusunda standart tektir. Susurluk'un simgelediği çürümüşlüğe başka standartlar yamamak isteyenler de Susurluk düzeninin işbirlikcileridir. Suç ortaklarıdır.

X