Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

'Susmayan Kadın!'

O bir öğretmen, anne, eş, dost… Bir spor delisi… Röportaj için telefonlaştığımızda “Ben spor yapmıyorum ona göre!” dedim. “Ayy ben de 10 gündür yapamıyorum zaten boş ver!” dedi… “10 gün??? İyi de ben hiç yapmıyorum ki !” dedim “Geldiğinde konuşuruz” dedi…

Duygu SEDEFOĞLU / Fotoğraf: Çilem Gökçe ANITKAN
SON GÜNCELLEME

 

Yok, böyle bir şey, inanılmaz enerjik… Sanki içinde minik minik 10 tane Pelin barındırıp, besliyor… Fotoğraf çekimlerinde oradan oraya zıplıyor. En son kendimizi evin bahçesinde o buz gibi havada üzerimizde yarım kollu tişörtlerle bulduk.

 

Tişörtlerimiz de ayrı bir hikaye konusu zaten. 2 gün boyunca konuya uygun tişört arayıp bulamayınca röportaja 3 saat kala durumu bildirdim, “Aaa hallederiz!” dedi ve birkaç saat içinde jet hızıyla hazırladı!

 

O kim mi? Pelin Akı Emeksiz Facebook’ta yazdığı bütün iletileri topladı, kitaplaştırdı. Ne var ne yok her şeyini yayınladı. Adına da “Biri Beni Sustursun!” dedi. Yan masada kendi halinde yemeğini yiyen çifte de laf attı, bazen karşı köşede yürüyen insana ondan habersiz övgüler de yağdırdı !

 

Kitabın sonlarında ne var bilmiyorum, okuduğum kadarıyla sordum. Sizler de bu kitaptan edinmelisiniz bence, belki için de siz de varsınız (?) Belki de o yan masadaki çift sizsiniz, ya da karşıdan yürüyen kadın!

 

 

N’oldu öğretmenliğe?

Çalkantılı bir şekilde devam etti… Ve bitti…

 

Neden bitti? Şıp sevdilik mi var?

Yok, o da değil. Sıkıntıya gelemiyorum sanırım. Mutsuz olup, yıprandığımı hissettiğim an bırakıyorum bir şeyleri. Kilit noktası şu sanırım “Benim bir hayatım var, bir kere bu hayata geliyorum” mantığı.Bir de öğretmenlik hakikaten çok meşakkatli bir iş.

 

Kova burcu musunuz?

Hayır, Başak! Kova nasıl ki? Aslında pek de anlamam burçlardan.

 

Kitabınızı okuduktan sonra bir de karşı karşıya gelince çılgın bir tip var sanki… İlk defa çok enerji dolu bir başakla karşılaştım ben…

Çılgın bir tarafın yanında kontrollü bir yanım da var.

 

Facebook burada mı devreye girdi?

Yok, hayır (Gülüyor)

 

Kırmızı halı hayali soralım mı? Gerçi yaş da devreye girecek ama…

Ay sorun tabi herkes biliyor artık yaşımı. 40 yaşındayım henüz 41 demiyorum çünkü daha Eylül de girdim (Gülüyor)

 

“08:35 Keşkee 15 yaşında olsam, annemlere bir aydır “Ne olur ben de o partiye gitmek istiyorum” diye yalvarıyor olsam ve onlar da izin vermese, razıyım inanın. 2010 ne ki, hayat çok hızlı geçiyor diyenler, aynı fikirdeyiz!” kitabın ilk iletisi, Facebook’un da mı ilk iletisiydi?

Hayır değil, “Nasıl bakarsan öyle görürsün!”bu ilk iletimdi. Ben hep hayata güzel bakarım güzel de görürüm… Ama kitaba geçirmeyi unuttuk…

 

İnsan yazdığı iletileri neden kitaplaştırır ki? Nasıl oldu bu?

Bu direkt benim aklıma gelen bir şey değil! Ben yazdıkça insanlar yorum yaptı, paylaştık cevaplar yazdık…Yazıldıkça çoğalmaya başladı, daha uzun yazılar yazmaya başladım. Ne biliyim kelime oyunları yapmaya başladım sonra baktım edebi filan da yazabiliyor gibi oldum sanki. Yazmaktan keyif almaya başladım, sırf bu. Sonra etraftan “Neden bunu kitaplaştırmıyorsun, bunlar boşa gitmesin, bu kadar yazı boşa gitmesin” denilmeye başlandı.

 

Facebook’a yazdıklarınız günlüğünüz gibi bir şey mi oldu?

Öyle de denilebilir. Etkileşimle oldu ama tek başına değil.

 

“Bu da her yaptığını yazıyor” diyen oldu mu ya da var mıdır?

Vardıırrr, desinler… Hiç onları umursamadım bilmiyorum aslında böyle şeyler diyen oldu mu hatırlamıyorum bile.

 

Aslına bakarsanız yazdıklarınız hepimizin günlük hayatta yaşadıkları ve yaptığımız diyaloglar, başımıza gelenler…

Evet, aynen… Facebook’tan birisi “Ya anlattığın oğlan sanki benim oğlan, anne sanki benim annem, şu aynısı bu aynısı helal vallahi” yazmış. Herkesin hayatına değen bir şeyler var. Samimi kolay okunan insanlara keyif veren bir şey olduğunu düşünüyorum.

 

Önceleri sabah kalktığınızda ne yapıyordunuz, şimdi ne yapıyorsunuz? Hayatınızı çok etkiliyor mu ileti yazmak?

Ay evet yaa…Bu çok hayatımın bir parçasını aslında biliyor musun!

 

Peki, kitap çıktıktan sonra Face’de bir şeyler yazmak mecburiyete dönüştü mü?

Hayır, yok öyle bir şey. Ben şimdi o kitap çıktı filan diye düşünmüyorum. Kitapla ilgili “Hani neler yapabiliriz, nasıl yayabiliriz!” diye düşünüyoruz filan. Aaa bak benim telefonum nerde ki? Telefonumsuz bir şey yapamıyorum artık. (Gülüyor) Ya bir de öyle bir duruma geldim ki çocuklara “Bırakın şu telefonları elinizden” diyecek yüzüm yok! (Gülüyor) Benim elimde telefon varken şimdi Kerem’e nasıl diyeyim ki?

 

Sürekli konuşan ve sadece kendini anlatan insanlara gıcığınız var, kitaptan bu anlaşılıyor.Biz de şimdi sizi dinliyoruz “Biri Sizi Susturamıyor!”

Aaaaa !!!! (Gülüyor) Bak ama şimdi öyle değil ben sırf kendini anlatan insanlara gıcığım. Karşısındakine soru sormayan, dinlemeyen insanlara... Biri bana bir şey sorsa mutlaka ben de ona “Sen ne yaptın, sen nasılsın?” diye sorarım mutlaka. Mesela Facebook’tan da birileri bir şeyler yazınca mutlaka cevap veriyorum, es geçtiğim olmuyor.

 

Çok mu özlüyorsunuz geçmişi?

Kim özlemez ki??? (Gülüyor)

 

Susmayan Kadın

 

Annenizin kabul günleri, o çocukluk yılları…

Herhalde bir yaştan sonra oluşan bir şey bilmiyorum.

 

Tam bir spor delisisiniz ama 10 gündür spor yok!

Ayyyy duuur yarama basma ! Şehnaz (Aytekin) ile biz lisede beden eğitimi dersine girmemek için hasta numarası yapardık ama şimdi aksine deli gibi spor yapıyorum, zevk alıyorum. Bu hayatına nasıl girdi? Dersen onu da bilmiyorum.

 

Sizin sayenizde simdi kimler spor yapıyor?

Çoookk kimse yapıyordur! (Gülüyor) Bir arkadaş kitabı okumuş “Ay 10 KM, 7 KM, 8 KM, 5 KM! Kitabı kapattım koşu bandına çıktım, 10 KM yürüdüm!” dedi (Gülüyor)

 

Başka?

Çay içenler çoğaldı, maraton koşmayı arzulayan belki çoğaldı, kitap okumaya teşvik ediyorum, sinemaya gidip film yorumları yapıyorum. Oscar törenlerini seyredip yazarım.

 

Kuaförler kısmı var birde, gerçekten “Kurban olalım” mı onlara?

Aaa evet! Kuaförler benim hayatımda çok önemlidir. Bir kuaförden önce, bir kuaförden sonra diye bir şey vardır kadınlarda! (Gülüyor)

 

Mağazalardaki kabinlerin önünde duran erkeklere 5 çift lafınız var, neden?

Ayy ayyy ayyy… Ya ben orada giyiniyorum belki fermuarımı kabinden çıkıp ayna önünde kapatıcam! Hayır, niye beyler bekliyor ki? Ben rahatsız oluyorum bundan, o yüzden yazdım onu.

 

Facebook’u kapatsalar ne yaparsınız?

Daha çok kitap okurum! Herhalde… Bilmiyorum… Aslında “Olmaza ne yaparım?” sorusunu pek düşünmem. Ama 3 hafta kadar kitap hazırlık aşamasında hiçbir şey yazmadım, son 3 haftayı yazıp biriktirdim kitabın sonuna sürpriz olsun diye ama çok zorlandım. Ben de bir iki arkadaşımın şifrelerini alıp profillerine girdim ordan yazdım! Gökalp’ten (Aysalan) istedim şifresini vermedi ama ! (Gülüyor) Şehnaz’dan alıp yazdım ama tanıyanlar hemen anladı Bunu Pelin mi yazdı?” diye (Gülüyor)

 

Facebook’ta yazmaya devam mı edeceksiniz yoksa yeni birşeyler düşünüyor musunuz?

Blog kurmayı düşünüyorum ama bilmiyorum. Yorumların da olabileceği bir şey olsun istiyorum.

 

Facebook, Twitter, Kerem, Emir, Hüseyin… Birer kelimeyle özet alalım?

Facebook: Keyif

Tweet: Anlık Keyif

Kerem: Huysuzum (gülüyor)

Emir: Akıllı kuzum

Hüseyin: Kelimelere sığmayan adam bence, mutluluk! Huzur!

 

Saatlerdir karşımda kıpır kıpırsınız, hiç mi enerji tükenmiyor?

Her an böyle değilim ki. Aslında bilmiyorum durgun halim de vardır ama öyle asla bunalım filan olmam.

 

Pelin çıldırdığında ne yapar peki?

Kırdım döktüm yoktur ama yaa, ama huysuzumdur ! (Gülüyor)

 

Kitabın başkahramanlarından biri de “Şerife Teyze” o nerde?

Aaa biz az önce biz çekimleri yaparken o da yukarda elektrik süpürgesiyle uğraşıyordu. Duymadın mı!?

 

Hayır! Şu ana kadar kaç tweet, kaç face bildirisi geldi?

Bak telefonumdan çok uzak kaldım! Bilmiyorum ki, röportaja daldık… Ben keyifli geçirmeyi seviyorum hayatı. Herkes her şeyi yapmak istiyor ama yapmıyor ben kasmıyorum kendimi. O an ne eserse onu yapıyorum…

 

Face ve tweet sayesinde sanal dostluklarınız oldu mu?

Facebook’tan ciddi dostluklar oldu ama twitter da çok muhabbete girmiyorum, hani orası ucu daha açık bir yer.

 

Kırmızı halıya gelelim... Ne büyük bir hayalmiş ki sonunda gerçekleşmiş !

Hayal değil de ne biliyim heves herhalde! Mesela fotoğraf çektirmeyi seviyorum, sesim kötü olmasına rağmen sahneye çıkıp mikrofonu alıp şarkı söylemeyi seviyorum! Oscar törenlerini asla kaçırmam, ertesi gün işim olsa bile uyumam izlerim, bu sene kitap ayağına kaçırdım ama!

 

Oscar’a gidip ödül olacak olsanız ne yazarsınız Facebook’a?

“Veeerr eliniii Oscaarrr!” (Gülüyor) Gökalp’i götürürüm, Süleyman’ı götürürüm, Şerife Teyzeyi götürürüm, Kuaförümü götürürüm, herkesi götürürümmm !!! Ay ne güzel hayal kurmak!

 

Victoria Secret meleği olmak da bir hayaldi o gerçekleşemedi ama değil mi?

Ay evet 2010 hayalim, Victoria Secret’in en büyük kanatlı meleği olmaktı ama olmadı tabiii (Gülüyor) 2012’ye girerken “Kitabım çok satsın, şu olsun bu olsun” yazdım. Bir arkadaşımız da “Aa geçen seneki hayalinden baya bi değişmişsin, melek olamayacağını anlamışsın!” dedi. Ben de “Podyum dünyasından Edebiyat dünyasına kayış yaptı hayallerim!” dedim (Gülüyor)

 

Şimdi ne olacak?

Dediğim gibi çok spontane oldu. Motivasyona ihtiyacım var. Tamam, her gün telefon geliyor kitabı okuyanlardan ama yazmam için başka bir noktada da bir şeyler olsun istiyorum.

 

“Anne ve ergen” ilişkisi üzerine de bir şeyler yapabilirsiniz. Kitabınızda olan her şeyi herkes yaşıyor çok benzer durumlar var…

Evet, bunu birisi Face’den biri daha önermiş ama hiç bilmiyorum ama sanmıyorum. Ben güncel şeyler yazmayı seviyorum.

 

Koca bu arada nerede? Hangi noktada?

(Gülüyor) güzel bir noktada…

 

Anneniz kitabı okuyucunca ne dedi?

Çok beğenmiş, keyfi almış ama ilk yorumu “Demekkk öyleee!!!” dedi… Ben bir iletide “Ben tam bir babacıyım!” yazmıştım, onu yer etmiş demek ki! (Gülüyor)

 

Şimdi bu kitap nerelerde satılıyor, insanlar nasıl ulaşabilir?

Kitapsan’da, bugün Remzi Kitap Evi ve Inkilap’a dağıtılacak şimdi.www.adanayayinevi.com ‘da da internet üzerinden satış var.

 

Kimlerle beraber hazırladınız bu kitabı?

Şehnaz Aytekin,Gökalp Aysalan, Adana Yayınevi Mustafa Gökçen, Fotoğraflar Süleyman Bey… Aslında o kadar el yordamıyla hazırlanan bir kitap ki... Mesela kitaptaki püskülleri gidip aldık Şerife Teyze de oturdu püskülleri taktı, tamamen butik bir kitap (Gülüyor)

 

Kitap basıldıktan sonra “Aaa unuttuk!” dediğiniz?

İşte o ilk yazdığım ileti…

 

İmza günü de yapıldı en ilginç yorum neler?

Çok güzel şeyler söyleniyor mesela annemin arkadaşı annemi ağlayarak aramış “Çok gururlandım” diye. Mesela imza gününde kitabı alan koltuklara oturdu okumaya başladı dedi Şehnaz. Bunlar çok güzel duygular.

 

Şuanda bu röportajı yapıyoruz. İleti yazacak olsanız ne yazarsınız?

Yazıcam tabiiii ama şimdi değiiilll !!! “Galiba ünlü olmuşum!” diye yazarım sanırım, ay dur tweet atayım bunu! (Gülüyor) Ben aslında bunu meslek olarak da yapabilirim bak ! “Tweet’çi geldiiii Tweet’çiiii!!” (Gülüyor)

 

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Benim etrafıma zaten kitap yayıldı, eş dost Adana…Kitap daha büyük kitlelere ulaşabilse, ahh ben bunu istiyorum. Maddi olarak değil zaten kendi bütçemle çıkardım bunu… Bir buçuk yıl önce teyzemi kaybettim. Hayat dolu, esprili bir kadındı ve trafik kazasında kaybettik pat diye. Anneler Derneği’nde çalışıyordu p yüzden kitabın gelirinden elde edilecek paranın bir kısmını oraya vereceğim.


Bunları da Beğenebilirsiniz