"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Susanlara taktım

Ben ezelden beri her yazara üşenmem yorum atarım.

Yazdıklarımı okurlar-okumazlar hiç önemli değil. Aklıma gelirse bişey yazarım. Ne gelirse ama; sevdiğimi, yanlış bulduğumu, katıldığımı, katılmadığımı, anlamadığımı... Tutmam kendimi. Fikrimi söyleme hastalığı var bende. ıyi bişey bu bence. Siz de kesin yapın. Susmayın, sinir oluyorum bu susma halimize. ıyi kötü, yapıcı tüm eleştirilerini saklayanlara, bunu marifet sananlara, susmayı salık verenlere gıcık kapıyorum valla.

Niye susacakmışız anlamıyorum? Konuş, yaz, eleştir bişey yap; ama susma! Yanlış da düşünebilirsin, hata da yapabilirsin evet ama; bir işe de yarayabilirsin. Eee nasıl anlayacaksın söylemeden fikrini ortaya? Utanmadan sıkılmadan, “o ne der, bu ne düşünür?” demeden düşünceni paylaş.
Yeter ki susma. Korkma!

Yonca
“çenesidüşük”

Gıcığım var

Sanırım bugün solumdan kalktım.

Ya da mesela bugün nazik ve düşünceli olmaktan sıkılmış da olabilirim. ıçimdeki gıcık kadını alenen ortaya koymak istiyor da olabilirim. Daha doğrusu, olduğumdan daha da gıcık olmak istiyor bile olabilirim.

Evet bugün gıcık olma günümdeyim ve ohhh rahat rahat gıcık olabileceğim için de çok mutluyum. Hele şu son taktığım şeyleri de bir bir ortaya karışık yazayım, yarın kesin daha iyi bir insan olacağım. Olmadı, kesin daha az gıcık olacağım.

Yonca
“solundan”

Otellerdeki şampuanlara taktım

Daha doğru düzgün şampuanı olan tek otele rastlamadım. Neden bildiğimiz şampuan markaları bu işe el atıp, otellerle anlaşıp bizi bu rezaletten kurtarmazlar anlamıyorum ki! Suyun altında ben şişeye bakıyorum, şişe bana ve yine sinir içinde bocalıyorum kafama.

Allah için şişe pek bir afilli; ama içindeki şampuan beş para etmez, bildiğin pril. Sinir oluyorum. Ben, bildiğimiz, süpermarketten aldığım şampuanımı istiyorum!

Yonca
“kepeksiz normal”

Kadın yazarlara taktım

Ne kadar çok kadın yazar o kadar iyi! Kadınların nasıl da giderek daha fazla okuduklarına, nasıl da iyi okurlar olduklarına, nasıl da çatır çatır düşündüklerini yazdıklarına şahit oldukça, daha da çok kadın yazar olsun istiyorum her ortamda.

Yalnız bu kutuda gıcık olduğum şey neydi onu unuttum lafı uzatınca ve kahretsin toparlayamıyorum şu anda, durun bi dakka... Hah! Kadın yazarlara taktımdı, çünkü bayılıyorum topumuza! (Kendimi de dahil ettim ya pes!)

Bizi bizden okudukça bir gülüyorum, bir ağlıyorum, bir düşünüyorum, bir öğreniyorum, bir aynı şeyleri yaşayıp hepimizin nasıl bu kadar farklı sonuçlara çıktığımızı görüp hiç aklıma gelmeyen tecrübeler ve fikirler ediniyorum.

Açık sözlülüğümüze, yürekliliğimize, samimiyetimize, yaratıcılığımıza, azmimize hayran kalıyorum mesela. şu anda, altın çağımızı yaşama yolunda emin adımlarla cesaretle yürüdüğümüzü düşünüp sevinçten nedense pis pis sırıtıyorum burada.

Yonca
“adım adım”

Ahkam kesenlere taktım

İster uzman, ister arkadaşım, ister Bay Müneccim ol, her ne olursan ol ama, kardeşim Allah rızası için ana-baba olmadan ahkam kesenlerden olma. Bak n’olur. Ben de çok ahkam kestim zamanında, ve ahanda işte şimdi, o pabuç dilimin bedelini ödüyorum. Anne olmadan ne dediysem, ne ahkam kestiysem hepsini tükürmüşüm, şu an afiyetle yalıyorum. Çok mutluyum. ıleride ana-baba olacak herkese de şimdiden afiyet olsun diyorum.

Bence ana-babalık işinin uzmanlığı yok! Hayat boyu çıraksın. Olsa psikologların çocukları sorunsuz olurdu. Ama onların bile dertli olanı var. Bu işin ilacı da yok. Tek bir formülü de yok, yok, yok! ıstersen yala yut piyasadaki tüm kitapları, ama illa senin çocuğun sana başka bir kitap yazdıracak, sana bammmbaşka deneyimler yaşatacak. Tecrübeni fikrini paylaş, öneride bulun, hatta bazen beni sadece dinle... Ama ahkam kesme.

Büyük konuşma bir de. Bu çocuk milleti insana takkeyi ters giydirir, demedim deme. Ve lütfen, içgüdülerini kaybetme, benimkileri de kaybettirme. Esas ana-babalık aşkı ve gücü ve çözümü insanın içgüdülerinde. Akıl verenleri dinleyip kendimize en uygun olanı paye çıkarmak, denemek yerine ezberden harfi harfine uygulamaya kalkarak ana-babalık yaptıkça, elimiz ayağımıza dolanır oldu. Bir vicdan azabıdır, bir sorgulamadır, bir o mudur bu mudur demek hastalık boyutunda oldu. Evdeki kitap çocuğuma uymadı, beni çok zorladı. Ben, ta ikincide içgüdülerime geri kavuştum. ınsan içgüdülerini mumla arar mı? Ben aradım. Anne olduktan 9 yıl sonra, daha şimdi buldum içgüdülerimi ve anca anne gibiyim bence. ıçimden geldiği gibi “anne gibi anne” olmam 9 uzun yılımı aldı.
Ben çok daha huzurlu, mutlu, doğal olunca, çocuklar da öyle.

Ohhh be!

Yonca
“anasıyanık” 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI