Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Susanlar da beğendi

CUMA gecesinden başlayalım... Evdeki hesap çarşıya uymadı. Ankara fatihi Beşiktaş’ın İnönü’de Sivasspor’u yeneceğine inananlar, tribünleri doldurdu.

Maç öncesi Mustafa Denizli’nin uyarılarını kulak arkasına itenlerin başında geliyordum. Ne diyordu...

Sivasspor canımızı yakabilir!

Hiç inanmadım. Hocanın, dudak bükürek insanı düşündüren ve şüphelere sürükleyen esprilerinden biri diye algıladım bu sözleri...

Tahmini cuk diye oturdu. Oturduktan sonra da ikileme düştüm. Her maça yüzde 51 ile başlayan Denizli, neden böyle bir endişe içindeydi. Düşünmeye başladım...

 Acaba, Beşiktaş’ın İnönü sendromu Denizli’yi de mi tedirgin ediyordu. 

Yoksa, Beşiktaş’ın genelinde mi bir arıza vardı.

 Belki, G.Birliği maçının ilk 20 dakikalık bölümünden sonraki temposuz oyun Denizli’nin de kafasını karıştırmıştı. 

Ya da çok güvendiği bu kadrodaki bireysel hataların her şeyi berbat edebileceğini anlatmak istiyordu.

Daha başka şeyler de düşündüm... Düşünürken de yine maç öncesi basın toplantısındaki mesajlarından bir pragrafı hatırladım.

Bana 6 hafta yeter!

Bu sözden ne anlarsınız...

Özlemini çektiğiniz Beşiktaş’a kavuşmak için biraz bekleyeceksiniz.

* * *

Ben böyle algıladım bu sözleri. Denizli, Beşiktaş’ın bir zaman dilimi içinde beklenen performansa kavuşacağını anlatmaya çalışırken, kamuoyunu da bu kısa zaman diliminde uğrayacağı şoklara hazırlıyordu. Özellikle taraftarları. Ve yine özellikle de İnönü’nün kapalı tribün yakasını...

Hocayı dinleyip, 6 haftayı bekleyeceğim. Ancak, maç sonrası söylenenler beni şaşırttı.

İnönü’de Sivasspor’a kaptırılan iki puanın yaratacağı yaygarayı, fırtınayı düşünürken, konuştuğum her Beşiktaşlı taraftardan olumlu sinyaller geldi. Ben oyundan bir tat alamadığımı tekrarlarken, onlar ısrarcıydılar...

Bu Beşiktaş’ta hayat var. Biz beğendik!

Beğenenler arasında Mustafa Denizli’ye suskun kalan kapalı tribün müdavimlerinin çoğunluğu şaşkınlığımı bir kat daha artırdı.

Hayret değil mi. Denizli’yi alkışlamayan o tribün, üstelik iki puanın uçtuğu bir maç sonrası Denizli’nin oynattığı oyunu beğeniyordu. Hem de 6 haftayı beklemeden...

Herhalde 6 hafta sonra da alkışlarını esirgemezler!

* * *

BEĞENİ herkesin anlayışına göre değişiyor. Bir renge, bir takıya veya bir giysiye herkesten aynı tepkiyi bekleyemezsiniz.

G.Saray’ın Eskişehirspor, yenilgisinden sonra teknik direktör Skibbe, gösterdikleri gayret nedeniyle futbolcularını kutladı. Ancak, Başkan Polat’ın tepkisi farklıydı...

Yürüyerek maç kazanılmaz!

Biri teşekkür ediyor. Biri sitem. Açıkcası, beğeni kavramı üzerinde bir fikir çatışması.

Her neyse. Bir gerçek var ki, Skibbe krediyi tüketiyor. Maçtan sonra bir gazeteci soruyor Başkan’a...

Sayın Polat, hala Skibbe’nin arkasında mısınız?

Sert bir yanıt geliyor Başkan’dan...

Bana böyle saçma sapan şeyler sormayın!

Bunun anlamı nedir?

Eğer Skibbe’nin arkasında olsaydı, şöyle bir yanıt verirdi sayın Başkan...

Olmamam için bir neden mi var?

Demediğine göre...

* * *

F.BAHÇE’nin Brezilyalı futbolcusu Deivid’in Bursaspor’a attığı gol sonrası döktüğü gözyaşı, haftanın en duygusal görüntüleriydi.

Sahada Deivid ağlıyor. Tribünlerde eşi gözyaşı döküyor.

Bayağı şaşırdım...

Bir profesyonelin attığı bir gole bu denli sevinmesini gerçekten yadırgadım.

Demek ki, bu alemde hala manevi değerleri ile yaşayanlar da var.

Helal olsun!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI